LONDRA - Etanol mısırdan, biyodizel soya fasülyesinden üretiliyor. Her iki biyo-yakıt türü de çok yüksek miktarlarda bitkisel yağ üretimini gerektiriyor. Tarımda ayrıca bir biyo-yakıt sektörünün açılması, binlerce hektarın bu yağların üretimine adanması demek. Bitkisel yağ üretiminde kullanılacak tarımsal makineler, böcek ilaçları gübreler de işin işine girince, biyo-yakıtlık yağ tarımı da oldukça maliyetli ve çevreye zararlı bir sektöre dönüşüyor. Kimi uzmanlar, biyo-yakıtların üretiminde ortaya çıkan sera gazının benzinden kurtarılana eşit olacağını iddia ediyor.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
ABDnin önemli araştırma merkezlerinden University of Minnesota ekoloji profesörü David Tilman, etanol ve biyo-dizelin üretiminde açığa çıkan sera etkisini hesapladı ve bunu benzinin yarattığı sera etkisiyle kıyasladı. Mısırözü bazlı etanolün, sera etkisini benzine oranla yüzde 12 azalttığı ortaya çıktı. Buna karşılık, biyo-dizel mevcut dizel yakıta göre sera etkisini yüzde 41 azaltıyor.
İKİSİ DE BENZİNDEN DAHA TEMİZ Biyo-dizelin yakıta dönüştürülürken distilasyondan geçmemesi onudaha temiz kılıyor. Ayrıca biyo-dizelin hammaddesi soya fasülyesinin üretiminde mısıra göre çok daha az gübre ve antibiyotik kullanılması toplam sera etkisinin düşmesini sağlıyor.  | | Biyo-yakıtlar, mısır veya soya fasülyesi yağından yapılıyor. |
Dolayısıyla etanol üretim sürecindeki tarımsal kirlenmeden dolayı çevreye daha fazla maliyet bırakıyor. Ancak iki tip biyo-dizel de benzinden daha az zararlı. Biyo-yakıtlar benzine en ciddi alternatif olarak gösteriliyor. Ancak, otomobillerde ve diğer enerji tüketen makinelerde biyo-yakıtların kullanıma geçmesi yıllar alacak. Biyo-yakıtlar şimdilik Dünyanın büyüyen yakıt ihtiyacıyla kıyaslandığında sadece damla kadar yer tutuyor.
TARIMSAL BİYO-YAKIT MANTIKLI DEĞİL Tilmanın araştırmasına göre, dünyanın en büyük mısır üreticilerinden ABD tüm hasadını etanole ve tüm soya fasülyesi hasadını biyo-dizele tahsis etse dahi, üretilen biyo-yakıtlar ABDnin benzin ihtiyacının sadece yüzde 5ini karşılayabilir.  | | Gelecekte belki de biyo-dizelli otomobiller kullanmak bir statü simgesi olacak. |
Bu arada, ortaya çıkacak yiyecek kıtlığı da cabası. Araştırmayı yürüten Tilman konuyla ilgili şunları söylüyor: Bu iki yakıt türü de ne olursa olsun küçük oyuncular olarak kalacak, yeryüzünde zaten kimi bölgelerde kıtlık seviyesinde olan tarımsal üretimi yakıt üretimine feda etmek pek de mantıklı gözükmüyor.
2030DA TÜM İHTİYACIN YÜZDE 30UNU KARŞILAR Tilmana göre, uzun vadeli çözüm etanolü tarımsal olmayan, örneğin otlar veya tahtadan üretmek. Biyo-yakıtlarda, hem uzun vadeli üretilebilmesi, hem de üretim aşamalarında çevreye daha az zarar veremesi nedeniyle selüloz bazlı yöntemler tercih edilecek. ABD Enerji Bakanlığının yakın zamanda bir raporunda da, selüloz-bazlı etanolün ABDnin 2030daki benzin ihtiyacının yüzde 30unu karşılayacağını öne sürüyor.
Kaynak: Araştırma Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanmıştır.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |