Poseidon’dan Kaçış (Poseidon)
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Oscar
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Filmler
Poseidon’dan Kaçış (Poseidon)
“Troy” ve “The Perfect Storm”un başarılı yönetmeni Wolfgang Petersen, aksiyon-macera “Poseidon’dan Kaçış”la, sinemaseverlerin karşısında.


NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:33 TSİ 23 Haziran 2006 Cuma

İSTANBUL - Başrollerini Josh Lucas, Kurt Russell ve Richard Dreyfuss’un paylaştığı filmin diğer önemli rollerinde ise Emmy Rossum, Jacinda Barrett, Mike Vogel, Mia Maestro, Jimmy Bennett ve Andre Braugher bulunuyor.

 DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ


==> POSEIDON Fragmanı için tıklayın!

Son beş filminin dünya çapındaki toplam gişe hasılatı 1.5 milyar dolar olan Wolfgang Petersen’ın yönettiği “Poseidon / Poseidon’dan Kaçış”ın senaryosunu Paul Gallico’nun romanına dayanarak Mark Protosevich kaleme aldı.


Wolfgang Petersen, Duncan Henderson, Mike Fleiss ve Akiva Goldsman’ın yapımcılığını üstlendiği “Poseidon’dan Kaçış”ın yönetici yapımcıları ise Kevin Burns, Jon Jashni, Sheila Allen ve Benjamin Waisbren. Filme John Seale A.C.S., A.S.C. görüntü yönetmeni; Bill Sandell yapım tasarımcısı; Erica Edell Phillips ise kostüm tasarımcısı olarak imza attı.

“Poseidon’dan Kaçış”ın kurgusu Peter Honess A.C.E., müziği ise Klaus Badelt tarafından yapıldı. “Poseidon / Poseidon’dan Kaçış”ın dünya çapındaki dağıtımını bir Warner Bros. Entertainment kuruluşu olan Warner Bros. Pictures gerçekleştiriyor.

FİLMİN ÖYKÜSÜ
Yılbaşı gecesidir ve Kuzey Atlantik denizinde seyir halinde olan lüks yolcu gemisi Poseidon’da eğlenceler başlamıştır.

Türünün en güzel örneklerinden olan Poseidon’un yirmiden fazla katında 800 kamara ve 13 yolcu güvertesi bulunmaktadır.

Bu gece, geminin çok sayıda yolcusu yeni yılı şık bir şekilde karşılamak üzere muhteşem Ana Balo Salonu’nda toplanmıştır. Onlar şampanya kadehlerini kaldırırken, Kaptan Michael Bradford (ANDRE BRAUGHER), (Black Eyed Peas’den FERGIE’nin yönetimindeki) orkestranın çalmakta olduğu Auld Lang Syne adlı şarkı eşliğinde bir konuşma yapmaktadır.

Bu esnada, köprüde, Birinci Subay bir şeylerin yanlış gitmekte olduğunu sezer.


Ufku taradığında, dev dalgayı görür; otuz metreyi aşan bu muazzam su kütlesi inanılmaz bir hızla üstlerine doğru gelmektedir. Darbenin şiddetini azaltmak üzere dümen kırmaya çalışsa da, artık çok geçtir.

Dalga olağanüstü bir güçle iskele tarafına çarparak, gemiyi alabora eder. Yolcular ve mürettebat hızla savrulurken, parçalanan eşyalara hedef olurlar; camları kırarak içeri dolan suya kapılırlar. Kolonlar çöker; patlayan gaz boruları yangınlara neden olur; ışıklar söner ve geminin büyük bir kısmı karanlık ve kaosa teslim olur.


İlk panik atlatıldıktan sonra, su seviyesinin altında kalan Balo Salonu’nda sağ kalmış birkaç yüz kişi bir araya gelir. Kontrolü ele alan kaptan orada kalıp kurtarılmayı beklemeleri gerektiğini söyler. Ama profesyonel bir kumarbaz olan Dylan Johns (JOSH LUCAS) şansını denemeye karar verir. Emirleri hiçe sayarak, kendini kurtaracak bir yol bulmak üzere Balo Salonu’ndan çıkmaya hazırlanır.


Dokuz yaşındaki Conor (JIMMY BENNETT), Dylan’a kendisini ve annesi Maggie’yi (JACINDA BARRETT) de beraberinde götürmesi için ısrar eder. Peşlerine kızı Jennifer (EMMY ROSSUM) ile nişanlısı Christian’ı (MIKE VOGEL) arama çabasındaki Robert Ramsey (KURT RUSSELL) de takılır. Saatler önce nişanlandıklarını babaya söylemeye cesaret edemeyen genç çifti şimdi çok daha ciddi zorluklar beklemektedir.

İnsanları peşine takmaktan hoşlanmayan Dylan isteksizce de olsa küçük gruba geminin yukarılarına doğru öncülük eder. Aşağıda beklemektense onlara katılmayı yeğleyen üç kişi daha vardır: Çekingen bir kaçak yolcu (MIA MAESTRO), yaşama isteğini yeniden keşfeden intihar eğilimli bir adam (RICHARD DREYFUSS) ve gemiyi çok iyi bilen genç bir garson (FREDDY RODRIGUEZ).


Gemi batmaya devam ederken, yüzeye çıkmak için mücadele etmeye kararlı grubun, labirenti andıran bu yerde yollarını bulmaları gerekmektedir. Çıkmazlarla ve tırmanışlarla dolu bu dikey yolculukta, grup üyelerinin arasında hızla bir bağ oluşur. Ayrıca, anlaşılır ki güven hayati önem taşımaktadır.

TÜM DÜNYA BAŞ AŞAĞI DÖNSE NE YAPARDINIZ?
Yönetmen Wolfgang Petersen için, ‘Poseidon/Poseidon’dan Kaçış’ ilginç ve kişisel bir soru yöneltiyor: Tüm dünya baş aşağı dönse siz ne yapardınız? ‘Cesur bir lider mi olurdunuz, başkasının peşinden giden mi? Paniğe kapılır mıydınız? Vazgeçer miydiniz, yoksa sonuna kadar gider miydiniz?’

‘Troy/Truva’, ‘The Perfect Storm/Kusursuz Fırtına’ ve ‘Air Force One’ın başarılı yönetmeni Petersen uluslararası başarıyı 1981 yapımı şiddetli drama ‘Das Boot’la kazandı. Bir denizaltıda geçen film, yönetmene hem yönetmen hem de senarist olarak Oscar adaylığı getirdi. Yönetmen, insan doğasına büyük ilgi duyan usta bir hikaye anlatıcı olarak, ‘Poseidon / Poseidon’dan Kaçış’la denize geri dönüyor ve bu kez sadece açık denizde lüks bir yolcu gemisini alabora eden dev bir dalganın gücüne değil, bunun sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren küçük bir grubun içinde yaşanan yoğun drama da yoğunlaşıyor.


‘Bir felakette, hayatın normal düzen ve kurallarının ortadan kalkmasıyla, insanların gerçek yüzlerini görüyorsunuz’ diyen yönetmen, sözlerini şöyle sürdürüyor: ‘Ölüm-kalım kararları bir saniyede veriliyor. İnsanların aşırı durumlarda nasıl tepki verdiğini ve nasıl davrandığını gördüğünüzde, hangi kumaştan yapıldıklarını anlıyorsunuz’.

Petersen, Poseidon’ın yolcularının belli bir noktaya ulaşmak değil, yolculuğun ve lüks geminin tadını çıkarmak isteyen insanlar olduğunu ifade ediyor: ‘Poseidon yolcuları kutlama için orada bulunuyorlar. Yılbaşı gecesi olduğu için hepsi son derece şıklar ve eğlenmeye hazırlar. Herkesin gelecekle ilgili planları var’. Aslında, saat gece yarısını vurduğunda, gemi mürettebatı bile, konukların yeni yılı karşıladığı Büyük Balo Salonu’nun dışındaki koridorlar ve mutfaklarda bir dakika için de olsa kendi küçük kutlamalarını yapıyorlar.

Yönetmen bir sonraki anı şöyle tanımlıyor: ‘Birden bire dev bir dalga yiyorlar ve her şey baş aşağı dönüyor. Tavandan bir şeyler sarkıyor, düşüyor, duvarlara çarpıyor ve gaz kaçakları, buhar, duman ve alevler etrafı sarıyor. Bir anda bütün hayatınızın değiştiğini ve akıl almaz bir şeyle karşı karşıya olduğunuzu düşünün. Hiçbir şey olması gerektiği yerde değil ve yön duygunuz tamamen kaybolmuş durumda. Ortalık kıyamet yeri gibi’.


Petersen yolcuların paniğini artıran unsurun bir yere hapsolmaları olduğunu söylüyor: “İnsanın kaçabileceği bir durum değil. Hiçbir kaçışın, yardımın olmadığı ve zamanın çok kısıtlı olduğu, kapalı bir ortama sıkışıp kalmışlar’. Gemi çok geniş ve ferah bir ortamdan, aniden birbiriyle bağlantısız hava odacıkları ve tıkanmış geçitlerden oluşan küçük ve klostrofobik bir ortama dönüşüyor. ‘Film binlerce insanla başlıyor; sonra, her şey daraldıkça ve odak küçülünce geriye bir avuç insan kalıyor”.


‘Poseidon / Poseidon’dan Kaçış’ın yapımcısı Akiva Goldsman, ‘Hikaye en ilkel korkularımıza parmak basıyor: Ateş, boğulma, hapis olma ve çaresizlik’. Son olarak ‘Mr. and Mrs. Smith / Bay ve Bayan Smith’in yapımcılığını gerçekleştiren, ‘A Beautiful Mind / Akıl Oyunları’nın senaryosuyla Oscar ve Altın Küre kazanan, 2005 yapımı ‘Cinderella Man’in senaryosuyla da BAFTA adayı olan Goldsman, ‘Asla bir gemiye ayak basmaya niyetiniz olmasa bile, bunlar sizi herhangi bir yerde bulabilecek felaket senaryoları’ diyor. Bu bağlamda, yapımcı Mike Fleiss (‘Texas Chainsaw Massacre / Teksas Katliamı’, ‘Hostel / Otel’) şunları ekliyor: ‘Bu bir canavar filmi, ama bu kez canavar su ve sonuna kadar onların peşinde. Wolfgang’ın amacı oyuna olabildiğince çok dehşet verici öğe getirmek’.
Denizin ortasında vuran, yardımın ancak saatler sonra gelebileceği, bu çapta bir felaketten daha ürkütücü ne olabilir?

SON TEKNOLOJİ VE EFEKTLER
‘Gerçek bir gemide çekim yapmaya çalışmak sanıldığından daha sorunluydu’ diyor yapımcı Duncan Henderson. İlk aşamada seçenekler değerlendirilince, mevcut hiçbir geminin ‘Wolfgang’ın en yeni, en iyi, en büyük ve en lüks vizyonu’na uymayacağı anlaşıldı. Yapım tasarımcısı William Sandell’ın ön çizimleri, Henderson’ın söylediğine göre, yönetmene diğer tüm seçeneklerden daha cazip görünmüştü: ‘Wolfgang hiçbir engelin kendisini yıldırmamasında kararlıydı’.


Okyanusu ve geminin tüm dış görüntülerini yaratmak için bilgisayar grafikleri kullanan yapımcıların büyüklükten taviz vermeleri gerekmedi. Sonunda 45 metrenin üzerindeki su duvarını, 20 katlı, 350 metre uzunluğunda, yolcular ve mürettebat olmak üzere 4.000 kişi taşıyan transatlantiğe çarptırdılar. Petersen’ın ‘The Perfect Storm/Kusursuz Fırtına’sındaki çığır açan su efektlerini de gerçekleştirmiş olan, sektörün lideri ILM, dalgayı ve gemiyi hayata geçiren yeni bir görüntü yaratma tekniğiyle çıtayı tekrar yükseltti.

Bu arada, kapsamlı iç mekanların setleri Warner Bros. Stüdyoları platformlarında fiziksel efektlere uygun olacak şekilde eski usulde hazırlandı. Çoğu set hem orijinal hâliyle hem de baş aşağı olarak hazırlandı. Bunun amacı, önce, geminin büyüklüğünü, ardından da, darbe sonrasını ve bu dalganın yıkıcılığını göstermekti. Fiziksel setleri bilgisayar yapımı görüntülerle (CGI) birleştirerek, Petersen gerçek dünyada bulunamayacak ama yine de inanılmaz gerçekçi görünen bir büyüklük ve boyut yakaladı. Ortaya çıkan gemi hem ultra modern, hem de her açıdan olağanüstü şıktı. Gösterişli dış yapısından, tüm dekor ve aksesuarlar, hatta mürettebatın üniforma düğmelerine işlenmiş ‘P’ harfine kadar her ayrıntı düşünüldü.


Filmde gemi de bir karakter niteliğinde; sürekli değişiyor, sallanıyor, kirişlerinin kasılmasından ötürü metalik kükremeler çıkartıyor ve içindeki su miktarının artmasından ötürü yavaş yavaş batıyor. ‘Hepimiz, Wolfgang’ın deyişiyle, ölmekte olan dev geminin fiziksel gücünü hissettik’ diyen Josh Lucas, sözlerini şöyle sürdürüyor: ‘Ölümcül şekilde yaralanmış dev bir canavarın içindeymişiz gibiydi. Önce kalbini kaybediyor, sonra da hayati organları birer birer iflas ediyor. Tüm bunlar olup biterken, her şey patlamakta, yanmakta ve gemi batmaktayken, bizler onun içinden çıkmaya çalışıyoruz’.


Petersen projeye daha önce de birlikte çalıştığı çok önemli kamera arkası uzmanları getirdi. Bunların arasında, ‘The English Patient/İngiliz Hasta’ ile Oscar ve BAFTA Ödülü kazanan ve üç kez Oscar adayı olan görüntü yönetmeni John Seale; ‘L.A. Confidential’daki çalışmasıyla BAFTA Ödülü ve Oscar adaylığına layık görülen kurgu ustası Peter Honess; ‘Total Recall’daki çalışmasıyla Saturn Ödülü kazanan kostüm tasarımcısı Erica Edell Phillips; ‘Spiderman 2/Örümcek-Adam 2’yle 2005 Oscar’ının sahibi, ayrıca beş kez Oscar adayı olan, ‘The Perfect Storm/Kusursuz Fırtına’daki çalışmasıyla da BAFTA Ödülü sahibi ve Oscar adayı olan özel efektler süpervizörü John Frazier; ve ‘The Perfect Storm/Kusursuz Fırtına’yla Sanat Yönetmenleri Locası Ödülü adayı, 2004 yapımı ‘Master and Commander: The Far Side of the World/Dünyanın Uzak Ucu’yla ise BAFTA Ödülü ve Oscar adaylığına layık görülmüş olan yapım tasarımcısı William Sandell bulunuyordu.



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

gyshn  - İstanbul
13 Mayıs 2008, Salı 18:42  
süpper bi film soluksuz izledim.....

can soysal  - Afyon
19 Mayıs 2007, Cumartesi 14:08  
film harika çok hoşuma gitti, yalnız bir sorunum var hala filmdeki şarkıları ve sanatçısını bulamadım yardımcı olursanız, sevinirim teşekkürler

YAKUP SENOCAK  - İstanbul
10 Mart 2007, Cumartesi 16:42  
süper bir film yapımcılarına tsekkür ederim

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları