İSTANBUL - Son zamanlarda sıkça karşımıza çıkan çocuk intiharları gözleri konunun üzerine çekti. Peki bu çocuklar neden intihar ediyor?, bunların önüne geçmek mümkün mü?... Biz de bu sorulara cevap aradık...
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
Vanda 12 Yaşındaki Çocuk İntihar Etti 6 Şubatta, Vanın Çaldıran İlçesinde 12 yaşındaki bir çocuk intihar etti. Bilinmeyen bir nedenle ruhi bulanıma girdiği belirtilen çocuk, evinin tuvaletinde elektrik kablosuyla intihar etti.
14 yaşındaki çocuk intihar etti! 13 Martta, Adanada çocukları olmayan halası ve eniştesiyle yaşayan 14 yaşındaki kız eniştesinin tabancasıyla kalbine ateş ederek, intihar etti.
Playstation için intihara kalkıştı 15 Martta, Konyada 15 yaşındaki bir çocuk, inşaat halindeki binanın 7. katına çıkarak kendisine atari alınmaması durumunda atlayacağını belirterek, intihar girişiminde bulundu.
18 Mart günü sitemizde de yayınlanan bir başka haberde ise, Bingölde son 48 saat içinde yaşları 9 ile 19 arasında değişen 2si genç kız, 5 kişinin intihar ettiği duyuruldu.
İntihar vakalarının giderek artması ve intiharda yaş sınırının her geçen gün biraz daha düşmesi hepimizi endişelendiriyor. Türk Psikologlar Derneği Ankara Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyelerinden Doç. Dr. Gülsen Erden, çocuk intiharları ile ilgili bilgi verirken bir yandan da alınabilecek önlemleri sıraladı.
ÇOCUĞUN KENDİNİ ÖLDÜRMEYİ DÜŞÜNMESİ VE İNTİHAR GİRİŞİMİ Günümüzde çocuk ve gençlerin kendilerini ya da başka birini öldürmeye yönelik davranışlarındaki artışın, yetişkinlerin özellikle de eğitimcilerin çözüm bulmaya çalıştıkları önemli bir sorun olduğunu dile getiren Doç. Dr. Gülsen Erden, çocukların ölüm kavramını belli bir yaştan önce kavrayamadıkları düşüncesi yaygın olmasına rağmen çocuklar ve gençler kendilerinin veya başkalarının yaşamlarına son verebildiklerini söyledi.
Çocuklar, küçük yaşlardan itibaren, yetişkinlerin konuşmalarını dinleyerek, ölüm haberlerini duyarak ya da izleyerek, ölen bir hayvanı gördüklerinde, birinin öldüğünü duyduklarında sorular sorarak, ölüme dair bir anlam çıkarmaya uğraşırlar. Ölüm kavramıyla ilgilenirler diyen Doç. Dr. Gülsen Erden, şöyle devam etti: Aynı zamanda, yazılı ve görsel basında çıkan ölüm ve ölüm nedenlerine ilişkin yayınların yanı sıra; kaza, cinayet ya da intihar haberlerinin günümüzde eskisinden daha canlı, daha dramatik ve uzun süreli tekrarlanan konular şeklinde ele alınması da çocukların ölümle karşılaşma ve uğraşma olasılıklarını artırır. Çocukluk ve gençlik çağı intihar girişimlerinde yıllık sabit bir artıştan söz edilmekle birlikte, adam öldürme girişimleri ile birlikte bakılınca, ergenler ve çocuklar arasında ölümle sonuçlanabilecek şiddetin yayılma eğiliminde olduğu görülür. Ancak şiddete eğilimdeki bu artışa rağmen, çocuklarda ölümle oyuna yol açan nedenler ve bilişsel süreçler hakkında çok az şey bilinir.
Bir çocuğun ya da genç bir insanın intihar etmesi oldukça ürkütücü ve anlaşılması zor bir olay olmasına rağmen intihar girişiminde bulunan gençlerin oranı son yıllarda % 300 artış gösterdi. İntihar girişimleri kızlarda daha sık gözlenirken, erkeklerde ölümle sonuçlanan intiharların daha fazla olduğu görülüyor.
İNTİHAR GİRİŞİMLERİNİN NEDENLERİ İntihar girişimlerinin nedenlerinin çok geniş bir yelpaze içinde yer aldığını vurgulayan Doç. Dr. Erden, sıklıkla cinsiyet, düşük sosyo ekonomik düzey, göç, anne-baba geçimsizliği, uyumsuzluk, ruhsal bozukluklar, saldırganlık, şiddete eğilim ve düşünce bozuklukları gibi risk faktörleri üzerinde duruluyor dedi.
Nedenler:
Çocukların ölümün gerçek anlamını algılayamayışlarının da intihar girişimleri için bir risk faktörü olabileceği ileri sürülüyor.
İntihar girişiminde bulunan erkek çocukların sıklıkla ruhsal bozukluklara ilişkin belirtiler gösterdiği dikkati çekiyor.
Depresyonun yetişkinlerde olduğu gibi gençlerde de önemli bir risk faktörü olduğu vurgulanıyor.
İntiharın problem çözme becerilerinin yetersizliği, stres ve umutsuzluk duyguları ile de yakın ilişkisi olduğu belirtiliyor.
Çocuklar, 9 yaş ve üzerinde, ölümün geri dönülmezliğini ve evrenselliğini anlamaktadırlar. Aynı zamanda, bu yaşlardaki çocuklar gelişimsel olarak zorlu bir dönem olan ergenliğe adım atmak üzere oluyorlar. Ağır yaşam koşulları, kişisel etkenler ve beklenmedik olaylar bu yaş çocuklarının üzerindeki baskıyı artırıyor ve intihar risk oluşturuyor.
Mükemmeliyetçilik ve bilişsel faktörler de intihar girişimleri için risk kabul ediliyor.
Ülkemizde erken yaşlardan itibaren çocukların sınav hazırlıkları içine sokulmaları belki de hiç hazır olmadıkları bir yarışın bayrağını taşımak zorunda kalmaları da bu baskıyı ve riski artıran etkenler arasında yer alıyor.
Kendine gerçekçi olmayan standartlar ve hedefler koyma, başarısız olduğunda aldığı eleştiriye katlanamama gibi nedenler de çocuk ve gençlerin intihar girişimlerinde etken oluşturuyor.
Göçler, ailenin parçalanması ve tek ebeveynle sosyal desteklerden yoksun kalarak yaşamak da intihar girişimleri nedenleri arasında sayılıyor.
İşsizlik ve buna bağlı olarak yaşanan ekonomik sorunlar, ailenin ya da çocuğun bağlı olduğu yer ve kişilerden ayrılması, sosyal ilişkilerin kesintiye ve değişime uğraması da intihar girişimleri için risk sayılıyor.
Aile içindeki geçimsizlikler, ihmal ya da istismar da çocukların intihar girişimleri için risk faktörleri arasında yer alıyor.
Ayrıca, aile içi sorunlar, geçimsizlik, aile içi şiddet, ayrılık ve kayıp intihar riskini artıran öğeler arasında yer alıyor.
ÇOCUĞA NASIL YARDIM EDİLİR? Pek çok çocuk için ölüm yeni bir deneyimdir ve her yeni deneyim gibi, bilinmeyen karmaşık ve tehdit edicidir. Pek çok çocuk bir aile üyesini ya da arkadaşını kaybetmenin arkasından ne geleceğini bilmez. Küçük çocuklar ölümün ne anlama geldiğini anlamaz ve diğerlerinin tepkilerinden korkarlar. Travmatik bir ölüm durumunda ise bu karmaşa ve korku daha çok yaşanır.
Ölüm hakkında konuşmaktan korkmayın Ölüm kavramı ile tanışan çocukların rahatlamak için pek çok soruya yanıt aradıklarına değinen Doç. Dr. Erden, Bu durumda ebeveynlerin ya da yakınların çocuk için yapması gereken şeyler var. Çocukla ölüm hakkında konuşmaktan korkmamak gerek dedi.
Sonuç olarak; 1- Yaşa uygun açıklamalar yapın. 2- Soyut açıklamalardan uzak durun. 3- Ölümü bir seyahat ya da uyku olarak açıklamayın. 4- Bilişsel beceri kazanmaları için süre tanıyın. 5- Sorulara ve konuşmaya izin verin. 6- Merakını geçiştirmeyin. 7- Vefat etmiş aile fertlerinin de bulunduğu fotoğraf albümlerine bakın. 8- Çocukların mezarlığı ziyaret etmeleri sağlayın. 9- Kendi duygularınızı saklamayın. 10- Çocuklarla ana babalarına veya kendilerine bir şey olacağına ilişkin kaygıları hakkında konuşun. 11- Çocuklarla suçluluk duyguları hakkında konuşun.
KORUYUCU FAKTÖRLER İntihar girişimi bir arkadaş grubuna, sosyal ya da spor amaçlı bir kulübe bağlı olan kişilerde, yalnız ve arkadaşsız olan çocuklara göre daha az görülür. Sosyal grup ya da kurumlara dahil olma; grup normlarına uyma ile yaşamın anlamını kavrama ve yaşama bağlanmayı sağlar. Ancak, olumsuz etkilerin yaşandığı, bireyi uyuşturan ve gerçeklerden uzaklaştıran grup ya da bütünleşmelerin ayrı bir risk faktörü olacağı bilinciyle çocuğun nerede, ne zaman ve kimlerle olduğu gözden kaçırılmamalı.
Okullarda sosyal ve sportif etkinlik olanaklarının artırılması, gençlerin sosyal aktivitelere katılımının özendirilmesi koruyucu olur.
Çocuk ve gençlerin yardım alabilecekleri, sorunları, duygu ve düşüncelerini paylaşabilecekleri kendilerini eleştirmeden, yargılamadan, yansız dinleyebilen ve anlamaya çalışan güvenebilecekleri yetişkinlerin varlığını hissetmeleri onlara sıkıntılarını aşmada yardımcı olur.
Özetle, çocuk ve gençlerin intihar ya da şiddete yönelme davranışlarının önlenmesinde,
İçinde yaşadıkları koşulların,
Duygusal ve sosyal desteklerden yoksunluklarının,
Depresyon, sevdiği birini kaybetme, yas tepkilerinin,
Bir yere ait olamama, saldırganlık hisleri ile şiddete eğilim özelliklerinin,
Mükemmeliyetçi, güvensiz ve çabuk kırılabilir olma gibi özelliklerin bilinmesi yardımcı olur.
Çocuk ve gence ondan gelen uyarıları dikkate alarak, güvenini kazanarak yardımcı olunabilir.
ÖLÜM KAVRAMI Farklı yaşlardaki çocukların ölümün anlamına ilişkin kavramsal anlayışlarının farklılıklar gösterdiğine değinen Doç. Dr. Erden, bebekler ve okula gitme yaşı gelmiş çocuklar arasında ölüm kavramını anlamaları bakımından büyük farklılıklar bulunur. 10 yaşından sonra çocuk için ölüm kavramı giderek daha somut hala gelir dedi.
Klinik çalışmalar ve diğer araştırmalarda belirlenen bazı sonuçlar:
Çocuklar ölümle olağanüstü bir şekilde ilgililer.
Çocukların ölümle ilgili kaygıları çok yaygın ve yaşantılarında geniş kapsamlı bir etki yaratıyor.
Çocukların ölüm kaygısı düşünüldüğünden daha erken yaşta başlıyor.
Çocuklar ölümün farkında olma ve ölüm korkularıyla başa çıkmak için kullandıkları yöntemleri belirli aşamalardan sırayla geçerek ediniyor.
Çocukların başa çıkma stratejileri sıklıkla inkar temelli. Hayat ve ölümün açık gerçeklerine katlanarak büyümek zor.
Çoğu araştırmacı çocukların ölümle ilgili düşüncelerinin ve korkularının ve bununla başa çıkma yollarının belirli gelişim evrelerine özgü olduğunu belirtiyor. Küçük çocuğun ölüm hakkında ne bildiğini öğrenmede pek çok engel bulunuyor.
Çok küçük çocuğun dil yetersizliği yetişkinlerin çocuğun iç dünyasını anlamasının önündeki zorlu bir engel. Bu nedenle onların ne bildiği ve ne bilmediği konusunda profesyoneller önyargılı varsayımlarda bulunuyor. Ünlü kuramcı Jean Piaget çok küçük çocuklarda soyut düşünmeye yönelik kapasite yetersizliğinden söz eder. Piagete göre çocuk 10 yaşında bile somut zihinsel işlemler dönemindedir ve neyin potansiyel veya olası olduğu konusunda doğru anlamı yeni yeni çıkarabilmektedir. Ölüm, birinin kişisel ölümü, olmak ve olmamak, bilinç, kesinlik, sonsuzluk ve gelecek hep soyut kavramlar olduğu için bir çok gelişim psikologu küçük çocukların doğru bir ölüm kavramı olmadığı sonucuna varmışlardır.
Önyargı da çocuğun ölüm hakkında bildiklerini öğrenmede önemli bir öğedir. Yetişkinlerin kişisel ölüm korkuları ve inkarları çoğu kez çocuk hakkında edinilen bilgileri değiştirmektedir. Yetişkinler çocuklarla ölüm hakkında konuşmaya isteksizdirler, bu konudan kaçınırlar, yüzeyde görünenleri sorgusuzca kabul ederler, çünkü çocuğu daha derinlemesine incelemek istemezler, çocuğun yaşadıklarını sistemli bir şekilde yanlış anlarlar ve her zaman çocuğun ölümü, gerçekte olduğundan daha az fark ettiği ve bu nedenle daha az acı duyduğunu varsayarak hareket ederler.
Çocuğun ölüm hakkında bildiklerini öğrenme yolundaki bir engel de, çocuğun ölüm fikriyle boğuştuğunu gören ebeveynlerin derin acı ve endişe içinde hemen çocuğun yardımına koşmalarıdır. Çocuk bu durumda yetişkinin kaygısını algılar ve buna uygun olarak da kendi ölüm kaygısını bastırmanın zorunlu olduğunu keşfeder. Genellikle anne babalar garip bir inkar sistemi veya toplumsal olarak kabul edilen bir tür ölümsüzlük mitini kullanarak çocuğun korkusunu yatıştırmaya çalışırlar. Bu durumda çoğu zaman anlaşılan şey çocuğun genel eğilimi değil, çocuğun/yetişkinin kaygı ve inkarıdır
 | |
İNTİHARLARIN EN ÖNEMLİ ETKENİ AİLE Çocukların bilgisayar oyunlarında gerçek ile sanal olanı birbirine karıştırıyor olmaları; yoğun şehirleşme ile birlikte çocukların odalarında yalnız yaşamaya mahkum bırakılmaları; parçalanmış aile yapısının giderek artmasının çocuk intiharlarını tetikleyen unsurların başında geldiğini vurgulayan www.intihar.de adlı internet sitesinin yazarı Günal Günal, çocuklarda ölüm kavramının gelişimi ve artan intiharlar ile ilgili şunları söylüyor: Çocukluk döneminin sonuna kadar ölüm kavramı tam olarak gelişmez; çocuk, ölümün sadece büyüklere özgü olduğunu düşünür. Çevresel güçlüklere tepki verirken, ciddi olarak kendini öldürmeyi düşünmek onun yapısına aykırıdır.
Çocuklarda evden kaçma olaylarına sık sık rastlanır. Yapılan araştırmalarla evden kaçma ve intihara aynı dinamiklere sahip oldukları saptanmıştır. Çocuk evden uzaklaşarak sorunlarından kurtulacağını düşünür. Sevdiklerinin yanında olmamak, onların ölü olmalarıyla aynı sonuca varır.
Ölüm hakkındaki düşünceler çocuklarda genellikle 10 yaşından sonra oluşur. Bu nedenle 10 yaşın altındakilerde intihar olaylarına pek rastlanmaz. 10 yaşındakilerden büyük olanlarda bile intihar oranları oldukça düşüktür. Fakat, buna rağmen intihar girişimleri gerçek intiharlardan kat kat fazladır.
Çocuk intiharlarının sayısal olarak az olduğunu belirtmemize rağmen, bu intiharların yaklaşık % 75i erkek çocuklar tarafından gerçekleştirilir. Girişimlerdeyse kız çocuklar çoğunluğu oluşturur.
Başkalarını yönetme, sevgi ve etkinlik kazanma, sevdiği insanları cezalandırma çocukları intihara sürükleyen nedenler arasında sayılabilir. Çocuk intiharlarında en önemli etkenin aile olduğunu söyleyebiliriz.
Aile bireylerinin yapması gereken en önemli şeylerden birisi de, çocuğa yaşam ve ölüm hakkında az da olsa tatmin edici bazı bilgiler vermeleri gerekliliğidir.
ÖLÜM KONUŞMALARINA DİKKAT! Yıllardır intihar konusunda çalışmış Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Ali Babaoğlu, intiharların önceden haber verdiğini belirtiyor: Önce ölüm konuşmaları artar. Ölümden söz eden kişilerin, intihar riski, söz etmeyenlere göre, (özellikle belli yaşlardan sonra) 200-300 misli daha yüksektir. Ama çoğu kez bu konuşmalar gözden kaçar. Bir de veda törenleri başlar. Kişi, usul usul hiç görmediği arkadaşlarına ziyaretlere başlar. Hatta, ağır depresyondayken birden canlanır. Düzeldi sanırsınız. İyi görünür. İnsanın kendini öldürmesi için bir enerjinin seferber edilmesi gerekir. Onun için çok ağır depresyonda intihar olmaz. Depresyondaki hastayı düzeltmeye başlarsınız. Tam düzeldi sanırsınız. Düzelir. Düzelirken intihar eder.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |