Vizyoner ve mütevazı bir adam: Bill Gates
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Teknoloji
Küresel Isınma / Ekoloji
Bilişim
Uzay
Bilim
Internet
Dünyadan
Şirketlerden
Kablosuz / GSM
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Teknoloji » Şirketlerden
Vizyoner ve mütevazı bir adam: Bill Gates
Dünyanın en zengin adamı olsam zamanımın ne kadarını uzak bir ülkenin öğrencileriyle geçirirdim bilmiyorum. Ama Gates ve Türk öğrencilerin buluşmasında hem zeka hem de samimiyet izleri vardı.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:10 TSİ 16 Şubat 2006 Perşembe

İSTANBUL - Maslak’ta karlar hala erimemiş. Dışarıda küçük bir grup, ellerinde “Bill Gates Go Home” pankartları, soğukta bekleşiyor. Göstericilerden biri önce tek başına bağırıyor: “Bağımsızlık için özgür yazılım!” Sonra diğerleri tekrarlıyor hep bir ağızdan. Diğer bir köşede otobüslerden inmiş üniversite öğrencileri. Türker İnanoğlu Gösteri Merkezi’ne doluşuyorlar. Bazıları gülüşüp sohbet ediyor, bazılarının yüzünde ise yoğun bir heyecan.


İçeride bambaşka bir ortam var. Soğuk bir anda kırılıyor. Bordo renkli kadife koltuklar neredeyse tamamen dolmuş, son bir kaç sıra hariç her yer öğrenci. Arka sıralar ise basına ayrılmış. Ben girdiğimde içeride Microsoft’un ve dolayısıyla Bill Gates’in hayat hikayesi anlatılıyor. Arka fonda antika bir Bilgisayar arkasında biri 13 diğer 15 yaşında iki çocuk. Küçük olan Bill Gates, büyük ise Paul Allen. Microsoft’un iki ortağı olacak bu çocuklar o anda ne para ne şirket düşünüyorlar, hallerinden belli.

NERDEN NEREYE: KISA BİR TARİHÇE
İki gencin eline 1975 Ocak ayında bir dergi geçiyor. Derginin içerisinde bir de ilan var; Altair 8800 diye bir bilgisayar. Üstelik çok da ucuz, alır evde kurarsan 345 dolar. Intel kurulalı yedi yıl olmuş. Bu sürede kaliteyi artırarak 8080 işlemcisini üretmiş. Altair 8800’da bu işlemciye sahip. Gates ve Allen düşünüp karara varıyorlar; bu bilgisayara bir işletim sistemi gerekli. Ve Microsoft’u kuruyorlar. Altair, New Mexico’da üretildiği için şirket de burada kuruluyor.

Bundan iki yıl sonra yine iki genç benzer bir maceraya atılıyorlar. İkisinin adı da Steve. Steve Jobs ve Steve Wozniak. Ürettikleri ilk bilgisayar, kasa olarak bir elma kasası kullanıyor; marka bulmakta zorlanmıyorlar: Apple.

Gates ve Allen, 5 yıl sonra 2 Ağustos 1980’de turnayı gözünden vuruyorlar. IBM ilk masaüstü bilgisayarı üretmiş ve 3 ila 6 bin dolardan satacağını duyuruyor. İşletim sistemi olarak da Microsoft tarafından geliştirilmiş MS-DOS üzerinde karar kılmışlar. Gates hayatının kararını veriyor: İşletim sistemini yazarız ama satmayız; size lisanslarız. Farkında değil belki ama bir imparatorluğa giden yolda ilk büyük adımı bu kararla atıyor.

Sunum uzadıkça uzuyor; 1990 Windows 3.0 çıkıyor, 1993 MS Türkiye ofisi kuruluyor, 1995 Windows 95 piyasaya sürülür ilk dört günde 1 milyon adet satarak rekor kırar, 1997 internet explorer piyasada... Gerisini zaten biliyorsunuz.

GATES SAHNEDE
Öğrenciler sabırsızlanıyor; sahnede MS Türkiye müdürü Arkan, kısa bir girizgahtan sonra Bill Gates’i sahneye çağırıyor.

Gazeteciler kadar yazılımcıların da tercih ettiği şekilde Gates’i kravatsız görüyoruz sahnede. Siyah pantalon ceket ve beyaz gömlek var üzerinde. Dünyanın en zengin adamı olmak giyim tarzında abartmayı gerektirmiyor demek ki. Anlıyoruz ki öğrencilere karşı “yazılımcı” olarak sahnede, halbuki öğleden sonra basının karşısında “şirket patronu” olarak işadamı kimliğiyle, kravatlı göreceğiz kendisini. İkisinin havası gerçekten çok farklı.

Öğrenciliğinden başlayarak anlatmaya başlıyor; bilgisayarların nasıl şimdikinden bir milyon kat zayıf olduğunu anlatıyor. Ve o gün sahip olduğu rüyayı paylaşıyor bizimle: Herkese, her masaya bir bilgisayar.

İnternetten bahsediyor, başta nasıl dirençle karşılaştığından dem vuruyor. “Telefon şirketleri ve hükümetler çok direndi” diyor. Biri veri iletişiminin ucuzlamasından diğeri de kontrol altında tutulamamasından çekinmiş.

Söylemesi kolay ama pek de farkında olmadığımız bir şey söylüyor sonra. “İnternetin hala en başlarındayız. Gelecek on yıllarda etkileri çok büyük olacak.”

Daha sonra genelde teknolojinin, özelde ise internetin aslında nasıl bir fırsat eşitliği getirdiğine geliyor. “Eskiden” diyor “nerede doğduğunuz kaderinizi belirlerdi, artık öyle değil. Gelecekte dünyanın neresinde doğduğunuz değil nasıl bir eğitim aldığınız önemli olacak.” Aklıma milli yıldızımız İbrahim Tatlıses’in sözü geliyor: “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik?” Eğitim mekandan ne kadar bağımsız acaba?

Gates, Çin ve Hindistan örneklerini veriyor. Teknolojinin insan potansiyelini iyi kullanmak için önemini vurguluyor. Tekonoloi ve küreselleşme, ki buna açıklık diyor, dünyayı farklı bir yer haline getirmiş.

VİZYONER GATES’İN GELECEK PROJEKSİYONLARI
Gelecekte ise her yerde sayısallaşma var. Gates’e göre yazılımlar iletişimi yeniden şekillendirecek. Bildiğiniz telefonu unutun, VOIP yani internet üzerinden ses transferi ile iletişim çok daha kolay ve kaliteli olacak. Tasarımlar şimdiden sayısallaştı, otomobil tasarımları artık bilgisayarların işi. Sanayide üretim zinciri yazılımlarla kontrol ediliyor.

Evde sayısal hayat tarzı hakim olacak. Dijital fotoğraf ve müzik zaten hayatımıza girdi. “Geçenlerde 9 yaşındaki kızımla bir plakçıya gittik. Bana ‘Baba plak ne demek?’ diye sordu” diyor Gates ve müjdeliyor; gelecekte CD’lerin sonu da böyle olacak.

Televizyon ise resmen devrim yaşayacak. Bir kere programları kişiselleştirebileceksiniz. Yani TV’de ne varsa onu izlemeyeceksiniz. Spor haberlerini izliyorsanız tuttuğunuz takımın haberlerini detayıyla alacaksınız, diğerleriyle ilgilenmiyorsanız bültende hiç yer almayacaklar. Hava durumu mu? Önceden nereyi seçtiyseniz oranın hava durumunu alacaksınız. TV’deki yarışmalarda siz de evden yarışacaksınız. İnterkativite sayesinde cevabınızı gönderecek, doğru mu yanlış mı cevap verdiğinizi bileceksiniz. İstediğiniz diziyi istediğiniz gün ve saatte izleyeceksiniz. Bütün bunlar televizyonun internete kaymasıyla olacak. Yüksek yayın kalitesi de cabası.

Gazete, dergi, ince tabloid ekranlardan okunacak. Katlayıp cebinizde taşıyabileceğiniz bu ekranlara not da alabileceksiniz.

Konuşma ve el yazısı tanıma özellikleriyle bilgisayar kullanımı kolaylaşacak. Microsoft kameralara görmeyi öğretmekle meşgul. Kamera sizi gördüğünde ailenin hangi üyesi olduğunuzu bilecek ve o kişinin ayarlarını etkin kılacak.

İşin iyi tarafı bunlar olurken bilgisayar fiyatları artmayacak çünkü donanım ya ve yazılım fiyatları artan üretim hacimleriyle birlikte ucuzluyor. Dünyada her sene 160 milyon yeni PC satılıyor. 1 milyar bilgisayar sınırı 2006’da aşılacak. 5 sene sonra ise bilgisayar sayısı 2 milyarı bulacak.

Geleceğin yükselen değerleri için ise iki adayı var. Birincisi tıp ve biyoloji ikincisi ise iletişim teknolojileri. “Gelecek 10 yılda PC’ler şimdikinden 100 kat daha güçlü olacaklar, ama bu gücü ne yapacağımız hala belli değil. Yapacak çok iş, kazanılacak büyük başarılar var” diyor

HEDEF BÜYÜTTÜ
Yıllar önceki hedefi “herkese, her masaya bir bilgisayar” olan Gates, bu hedefte büyük yol kat ettiğini yeni hedefini bugün çizdiğinde ise çıkan resmin “Sadece her masaya değil, her televizyona, her arabaya, her cep cihazına bir PC” olduğunu söylüyor.

PEKİ TÜRKİYE?
İlk olarak, 84 bin öğretmenin laptop bilgisayarlara kavuşmasını büyük başarı olarak görüyor. “Öğretmenlerim” diyor “bilgisayardan hep korkarlardı, çünkü onlardan daha iyi olduğumu bilirlerdi.”

Türk Telekom’u ADSL konusunda çok agresif buluyor, evlerde de geniş bağlantının yayılmasını sevindirici buluyor. Türkiye’nin geleceğini belirleyecek anahtarın eğitim olacağını söylüyor.

Genç nüfusun fazlalığını hem fırsat hem risk olarak görüyor. Risk, çünkü bu gençler üretken hale gelemezse sorunun kendisi olacaklar; fırsat, çünkü doğru üretkenlikleri sağlanırsa büyük bir güç ortaya çıkacak. Anahtar ise eğitim.

Ancak iş yatırım sözü vermeye gelince söylem değişiyor. Bir kere Microsoft Türkiye’de doğrudan yatırım düşünmüyor. “Partnerle ticari yatırımlar ya da üniversiteler üzerinden araştırma yatırımları ise mümkün” diyor. Bir de kobilere rekabet için mutlaka yazılım ve teknoloji desteği vermek gerek.

Sohbet bitiyor, sorular bitiyor. Öğrencilerden Gates’e büyük bir alkış kopuyor. Gates de öğrenciler de mutlu gözüküyorlar. Anlıyoruz ki birbirlerini anladılar. Aynı frekanstalar.

Öğrenciler yüzleri gülerek salondan dökülmeye başlıyorlar. Dışarı çıkıyoruz. Maslak’ta karlar duruyor, protestocular gitmiş.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları