Türkiye’de futbolun gelişimi - 2: ‘Kadıköy çayırların da ayak topu ve ilk futbol kulüpleri’
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Spor » Geçmiş zaman olur ki...
Türkiye’de futbolun gelişimi - 2: ‘Kadıköy çayırların da ayak topu ve ilk futbol kulüpleri’
Kadıköy Türk sporunun beşiği idi. Yurdumuzun Futbol, Atletizm, Tenis, Hokey, Su Sporları gibi branşlarda sivrilmiş ilk sporcuları genellikle İstanbul’un Anadolu yakasının bu şirin kazasında doğmuş ve yetişmişlerdir.

Cem ERTUĞRUL
NTV-MSNBC
Güncelleme: 10:14 23 Mart 2006 Perşembe

İstanbul - İlk sporcularımızın yetiştikleri bu semt, şüphesiz ki, ilk spor kulüplerinin de kuruluş yeri olacaktı ve nitekim öyle de oldu. İzmir’de futbolun öncülüğünü yapan La Fontaine ailesinden James La Fontaine, 1889’da İstanbul’a gelip ilk yerleştiğinde Kadıköy’de İngilizlerden kurulu bir “RUGBY-FOOTBALL” takımının varlığına şahit olmuştu.


1905 yılı İstanbul Şampiyonu Cadi-Keuy (Kadıköy) Football Club- Ayaktakiler, soldan sağa: Grigoriadis, Moris, Vasiliadis, Darny, McPearce, Yorgo. Oturanlar: Todori, Horace Armitage, James Lafontaine, Boby adıyla takımda yer alan ilk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü, Toto ve Cinon.

İşte bu zat, İzmir’den İstanbul’a tayin olan bazı vatandaşlarının da katılımlarıyla, 1897’de İstanbul’un Kadıköy semtinde ilk “FOOTBALL-ASSOCİATİON”u kurdu. Mr. James’in de bizzat katıldığı bu takım elemanları Kadıköy çayırlarında akşamları antrenmanlar yapıyor, İngiliz gemicileriyle iddialı karşılaşmalar da düzenliyorlardı.

Müslüman Türkler için cemiyet kurmak, hatta mevcut yabancı topluluklara katılmak o sıralarda hüküm süren istibdat rejimi tarafından yasaklandığından, Kadıköy çayırlarında meşin top peşinde koşan İngilizlere ancak Rumlar katılabiliyor, Türk gençleri sadece seyirci kalıyorlardı. İşte; 1875’te başlayıp 33 yıl süren bu istibdat rejiminin cemiyet kurmak veya onlara dahil olarak spor yapmak hakkını Türklere yasak etmesi, yurdumuzda ilk modern spor kulüplerinin yabancı ve gayrimüslümler tarafından kurulması sonucunu doğurmuştur.


Gerçi, 1899 yılında Robert Kolej muallimlerinden Reşat Danyal Bey, İngilizlerden görüp öğrendiği futbola heves etmiş, Mehmet Ali ve Fuat Hüsnü ‘Kayacan’ ile birlikte “Black- Stoking-Siyah Çoraplılar” ismiyle ve tamamıyla öz Türklerden oluşan bir kulüp kurmuştu. Reşat Danyal Bey’in kulübüne bir İngiliz ismi vermesi, o zamanlar şiddetle hüküm süren istibdat rejiminden ileri gelmişti. Kulüp reisliğine Reşat Danyal,umumi kaptanlığa Mehmet Ali, takım kaptanlığına da Fuat Hüsnü getirilmişlerdi. Reşat Danyal’ın antrenörlüğü altında 3 ay durmaksızın Papazın Çayırı ‘şimdiki Fenerbahçe Stadı’nda antrenman yapan “Black Stoking” ilk maçını yine o tarihlerde Kadıköylü Rumlardan Talis adında birinin kaptanlığı altında çalışmakta olan Parçko biraderler, Vasilyadis, Koko’dan oluşan bir takımla yapmıştır.

Üç aylık bir egsersizden sonra futbolu iyice öğrendiklerini zanneden Black Stoking takımı, maç başlar başlamaz kaleci hariç 10 oyuncu birden topun bulunduğu yere koştuğundan kimse yer tutmamış, buna karşılık futbolda yer tutmasını İngilizlerden iyice öğrenmiş olan Kadıköylü Rumların takımı, bizim Siyah Çoraplılar’a 5 gol birden atmışlar ve bizim takımda futbolu İngilizler gibi oynayabilen tek oyuncu, santrafor Fuat Hüsnü son dakikalarda attığı şeref sayısıyla bu ilk Türk futbol takımı yaptığı ilk ve son maçını böylece 5-1 mağlup bitirmişti.

Bu maçtan sonra Fuat Hüsnü Bey bir ara görevi gereği İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalmış ve o sıralarda eski ve meşhur gazeteci Baba Tahir’in çıkartmakta olduğu “Servet ve Malumat” isimli gazetede şöyle bir haber çıkmıştı:

“Reşat Efendinin reisliğinde bir kulüp teessüs etmiştir.” Bu bir satırlık haber ortalığı karıştırmaya ve zamanın meşhur hafiyelerini harekete geçirmeye yetti.

İkinci Abdülhamit’in koyu istibdatının en şiddetle hüküm sürdüğü devirde “Reşat Efendi” isminde birinin kulüp kurması önemli bir şeydi. Unutmamalı ki; zamanın veliahdının ismi de Reşat’tır. Kulüp, yani cemiyet kurulması da önemli bir olaydır. Hele Reşat isminde birisinin ‘isim benzerliği de olsa’ kulüp kurması ortalığı karıştırmaya vesile olmuş, Fuat Hüsnü o sırada İstanbul’da olmadığı için, o hariç bütün kulüp üyeleri Başta Reşat Danyal olmak üzere tutuklanmış ve bir müddet sonra Reşat Danyal’a Tahran sefaretinde bir görev verilerek İstanbul’dan uzaklaştırılmış, diğer futbolcular da ülkenin dört bir tarafına sürülmüştü.

Sonuçta Black Stocking Kulübü üç buçuk aylık bir faaliyet ve yenilgiyle sonuçlanan bir tek maç yaptıktan sonra bir daha toparlanamamak üzere dağılmak zorunda kalmıştır.

İşte; kalpleri spor aşkıyla çarpan Türk gençleri tarafından girişilen bu iki cesurane girişimin sonuçsuz bırakılmasına karşılık yabancı ve gayrimüslümlerin tantanalı törenlerle kurdukları ilk kulüpler yaşamışlardır.

Nitekim, 15 asırlık aradan sonra Olimpiyatlar’ın yeniden doğuş ve Atina’daki açılış gününe rastlayan 6 Nisan 1896’da Tatavlalı ‘Kurtuluş’ Rum vatandaşların girişimleriyle “Tatavla-Heraklis Jimnastik Kulübü” kurulmuşken, ne hazin bir tesellidir ki, Türk gençlerinin bir yıl önce kurdukları ve iki ayda kapayıp sürgün edilmekten kurtuldukları “Kadıköy Futbol Kulübü”de 1902 senesinde İngiliz ve Rumlar tarafından görkemli bir törenle faaliyet sahasına atılıyordu. İşte, James Lafontaine’in girişimiyle kurulan Kadıköy İngiliz ve Rum Kulübü, Tatavla Jimnastik’ten sonra, yurdumuzda kurulmuş ilk kulüptür.

Kadıköy Futbol Kulübünde, üyeler arasında doğan bir anlaşmazlık üzerine, bazı İngilizler ayrıldılar ve 1903 yılında tamamıyla İngilizlerden oluşan “Moda Futbol Kulübü”nü kurdular. Bu kulübü de, yine bir yıl sonra, çoğunluğu Kadıköylü Rumlardan oluşan “Elpis” adlı üçüncü bir futbol kulübünün kuruluşu takip etti.

1904 yılı sonbaharında kurulan “Constantinople Football Ligue”ye o sene sadece dört takım katılmıştır: İngiliz elçilik gemisi personel takımı “İmogene”, yalnız İngilizlerden kurulu “Moda Football Club”, Bobby takma adıyla katılan Fuat Hüsnü’nün ‘Kayacan’ de yer aldığı “Cadi-Keuy ‘Kadıköy’ Football Club” ve yalnız Rumlardan kurulu “Elpis”.

Lig kurulu başkanı James Lafontaine, şampiyonanın ilgi toplaması ve maçlara heyecan ve iddia katmak için İngiltere’ye bir şilt ısmarladı. 40x50 cm. boyutlarında ve gümüşten yapılan bu kıymetli şilt her sezon sonunda şampiyon olan takıma törenle verilecek ve 10. yılın sonunda en çok şampiyonluk kazanan kulübün malı olacaktı.

Bu ilk yılın tek devreli olarak yapılan maçları sonunda İmogene birinci, Moda ikinci, Kadıköy üçüncü ve Elpis’de dördüncü olmuşlardı. Maçlar Kuşdili çayırında oynanmış ve hakemlik görevini genellikle ligin kurucusu James Lafontaine yapmıştır.

LİG SONU PUAN SIRALAMASI
1. İMOGENE
2. MODA F.C.
3. KADIKÖY F.C.
4. ELPİS

1905-06 sezonu da aynı dört takım arasında oynandı. İki devreli lig usulüyle oynanan bu maçların tümünün Kadıköy’ün “Kuşdili Çayırı”nda oynandığı bilinmektedir.

Aşağıda bulunabildiği kadarıyla 1905-06 liginin puan cetvelini görüyorsunuz.

KAYNAKÇA: Atabeyoğlu, Cem- 1453-1991 TÜRK SPOR TARİHİ ANSİKLOBEDİSİ Dağlaroğlu, Rüştü- F.BAHÇE TARİHİ



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları