‘Türkiye enerji koridoru olmalı’
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
"Türkiye enerji üretmese de, taşıyıcı olarak kazanç elde edebilir. Kazak petrolü ve Türkmen doğalgazı Hazar'ın altından ulaştırılabilir. Türkiye, Rusya ile enerji rekabetine girebilir."
‘Türkiye enerji koridoru olmalı’
Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’ndan Türkiye, 50 milyon varil petrolü dünyaya pazarlayacak. Türkiye gelecekte benzer projelerin artmasıyla, enerji üretmese dahi ‘taşıyıcı’ olarak stratejik öneme sahip olacak.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:51 02 Haziran 2005 Perşembe

İstanbul - Prof. Dr. Nadir Devlet, Bakü-Tiflis-Ceyhan projesinin bölge ülkelerine ve Türkiye’ye getireceği stratejik kazanımlara dikkat çekiyor. Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Nadir Devlet, farklı kurumlardaki akademik ve idari görevlerinin yanısıra, yerli ve yabancı yayınların yazı kurullarında da görev aldı. Yayımlanmış eserleri arasında ‘Çağdaş Türk Dünyası’, ‘Rusya Türklerinin Milli Mücadele Tarihi’ , ‘Çağdaş Türkiler’ ve ‘Türkiye Cumhuriyeti El Kitabı’ bulunuyor.


Defne Sarısoy: Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nın geçtiği aşamalarla başlayalım. 25 Mayıs’ta ilk petrolün pompalanması ne anlama geliyor?
Nadir Devlet:
Proje bitti sayılır, sadece Türkiye’deki bir kısım boru hattı, dört beş aylık gecikmeye maruz kalacak. İlk basılan bu petrolün Ceyhan’a kadar ulaşması için zaten dört-beş ay bir süre gerekiyor. Bu sayede Ceyhan dolaylarındaki aksaklık sorun yaratmayacak.

Gecikme Türkiye’den kaynaklanıyor. Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye, boru hatları inşaatını değişik firmalara verdi. Türkiye’de meydana gelen gecikme bir firma uyuşmazlığı, diğer bir firmanın işi zamanında bitirememesi, bir başka firmanın da devreye girmesinden kaynaklanıyor.



Gecikme esasında iyi olmadı, çünkü bu projedeki eksiklikler geleceğe dönük Türkiye üzerinde olumsuz bir etki bırakabilir. Yurtdışında başarılı inşaat projeleri alan Türk firmaları nedense bu projede biraz aksaklıklar yaşadılar.

Ancak tüm dünyanın odaklandığı konu, elbette bu değil. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bu bölgeden dünyaya açılan bir kanal olarak, boru hattının stratejik ve psikolojik önemi var. Rusya zengin doğal kaynaklarını dünyaya satabilecek yollara sahipken, Orta Asya ülkeleri coğrafi olarak kıstırılmış olduklarından, petrolden gelir elde edemiyorlardı. Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan kendi doğal kaynaklarını satabilmek için Rusya’ya ayrıca ödeme yapıyordu.



Artık bu durum ortadan kalkmış oluyor. Sattıkları ürünün fiyatını kendileri belirleyecek, dışa açılmaları kolaylaşacak. Bu süreç, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki etkisi azaltacak. Orta Asya ülkeleri gelirlerini artırırken, dış dünya ile ilişkilerini güçlendirecek, Rusya’ya bağımlılıkları kalkacak.

Defne Sarısoy: Azerbaycan petrolünün Türkiye üzerinden dünyaya açılması, Türkiye’ye ekonomik ve stratejik olarak ne kazandıracak?
Nadir Devlet:
Türkiye, 50 milyon varil civarında petrolü dünyaya pazarlayan ülke konumuna yükseliyor. Daha önce Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı aynı görevi görüyordu ama o hatta hacim bu boyutta değildi. Bakü-Ceyhan hattında ise, Azerbaycan direkt olarak Türkiye’den yardım alacak. Azeriler, yüzyıldan fazla Rusya ile işbirliği yaptı ama bu işbirliği, anlaşıldı ki Azerbaycan’a pek bir yarar sağlamadı. Türkiye ile yakınlaşan bir diğer ülke de Gürcistan. Gürcüler de boru hattından geçiş ücreti alacak, hiç ummadığı bir kaynaktan para kazanmış olacak.

Türkiye ise başka ülkelerden ham petrol alacağına, doğrudan bu hattan kendine petrol çekebilecek. Türkiye boru hattının üçte ikisi kendi topraklarından geçtiği için de oldukça yüksek bir geçiş ücreti alacak. Ceyhan limanı daha fonksiyonel hale gelecek. Yeni iş imkanları doğacak.

Defne Sarısoy: Bu söyledikleriniz ne kadar bir zaman içerisinde gerçekleşecek?
Nadir Devlet:
Türkiye’nin masraflarını ancak birkaç yıl sonra karşılayacağı düşünülebilir. Bakü petrolünün 40 yıllık ömrü olduğu tahmin ediliyor. Bu kuyular kapansa dahi, yeni kaynaklar bulunur. Türkiye boru hattı sayesinde hem kendi ihtiyacını karşılamış olacak, hem de bir aracı ülke olmanın gücünü kullanacak. Belki hat Yunanistan’a kadar uzatılabilir. Bu tür projeler Türkiye’yi bölgede Rusya ile rekabete sokacak.

İlerde Hazar Denizi’nin altından döşenecek bir boruyla Kazak petrolünün de dağıtıcısı Türkiye olabilir. Türkmen doğalgazı da eklenirse, Türkiye önemli bir enerji pazarlayıcısı olabilir.



Defne Sarısoy: Jeostratejik açıdan hattın geçtiği diğer yerlere bakarsak, Gürcistan nasıl bir öneme sahip? Özellikle son seçimlerden bu yana süreci gözönüne alırsak, petrol boru hattından ne gibi kazanımları olacak?
Nadir Devlet:
Bu ülkeler, Sovyetler Birliği’nden bağımsızlarını kazandıktan sonra, demokratik geleneklerinin eksikliği ve ekonomik sorunlar nedeniyle baskıcı rejimler oluşturmaya başladılar. Azerbaycan’ın en büyük sorunuysa, Dağlık Karabağ bölgesinin Ermenistan tarafından işgal edilmiş olması. Dağlık Karabağ’da halen bağımsızlığı kabul görmemiş bir devletçik var. Dolayısıyla 900 bin Azeri yerini yurdunu bırakarak, Azerbaycan’ın diğer bölgelerine göçmen olarak gidiyor. Ermenistan ile Azerbaycan arasında sorun henüz çözülmüş değil. Bu sorun olmasaydı, Gürcistan yerine boru hattı Ermenistan’dan da geçebilirdi.

Gürcistan’da halkın demokratikleşme istediği biliniyor. İşsizlik yüksek. Genç Saakaşvili, Güney Osetya ve Abhazya’yı geri almayı arzuluyor. Rusya’nın desteğiyle bu iki özerk bölge Gürcistan’dan kopmuş durumda. Geçen haftalarda ABD Başkanı George Bush’un Tiflis ziyaretiyle, Gürcistan’ın artık Rusya’nın himayesinde olmadığı ortaya çıktı. Gürcistan artık NATO’ya ve Türkiye’ye yaklaşan bir ülke. Kabuk değiştiren Gürcistan, boru hattı ile Türkiye’nin de müttefiki oluyor.

Gürcistan’ın Ahıska bölgesinde hala Rus askeri üsleri var. Bu bölgede aslında çoğunlukla Gürcistan Ermenileri yaşar. Gürcistan bu Rus üslerinin kapanmasını talep ediyor. Fakat kapanırsa, işsizlik ortaya çıkacağı için Ermeni halk bunu istemiyor. Öte yandan, Gürcistan zengin bir ülke değil. Genç Saakaşvili için petrol boru hattı ekonomik ve siyasi açıdan uygun bir can simidi.

Defne Sarısoy: Petrol boru hattı sayesinde Hazar çevresinde gerçekleşecek ekonomik açılım, siyasi dengelerde ne gibi bir değişim yaratabilir?
Nadir Devlet:
Bu bölgede liderlerin çoğu Sovyet döneminin bürokratları. Onlar da bu değişime açık mı, hazır mı, bilemiyoruz. Ama petrol veya doğalgazdan edinilecek geliri ekonomiye yönlendirmeyi düşüneceklerdir. Bu ülkelerde refah seviyesinde genel bir artış olacak. Petrole bağlı benzer bir zenginleşme Arap Yarımadası’ndaki şeyhliklerde oldu. Petrol gelirleriyle hem eğitim hem yaşam kalitelerini yükselttiler. Niye olmasın?

Defne Sarısoy: Projeden en çok kazanacak ülke Türkiye diyebilir miyiz?
Nadir Devlet:
Bu şartlarda öyle gözüküyor. Çünkü Türkiye, bunun mücadelesini çok fazla yapan ülke. Esasında bu boru hattı, boğazların korunması açısından da büyük önem taşıyor. Rusya biraz kenara atılmış oldu.

Boğazlar, esasında Türkiye’nin kontrolünde değil. Denetlenemiyor. Hala 1937’de imzalanan Montrö Anlaşması geçerli. Dünyanın şartları değişti ama Türkiye’nin, çevre sorularını beraberinde getiren tankerlere karşı herhangi bir yaptırımı yok. Türkiye şimdi başka siyasi anlaşmalar ve işbirlikleri ile Boğazlar’dan geçişleri minimize etmeli. Rusya’yı ikna etmek gerekecek.



Defne Sarısoy: Boğazlar’a nasıl bir alternatif getirilebilir?
Nadir Devlet:
Bulgaristan üzerinden bir boru hattıyla, Yunanistan’a inilebilir. Hatta Türkiye’nin istemediği tankerler Samsun’da boşaltılır, boru hattıyla yine Ceyhan’a bağlanır. Şile açıklarından İzmir Körfezi’ne indirme düşünülebilir. Alternatiflerin hayata geçmesi için ülkelerin onayı ve finansman konusunun çözümlenmesi şart.

Defne Sarısoy: Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından aktarılacak enerji , Rus petrollerini kapsamıyor, bu durumda Boğazlar’dan geçişe nasıl bir açılım getirecek?
Nadir Devlet:
Doğru, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı, Boğazlar’daki tehdidi yüzde yüz azaltmayacak. Rus petrolü Boğazlar’dan geçmeye devam edeceği için, boru hattı Rus petrolüne bir alternatif değil. Ancak, Ceyhan’a bağlanması durumunda, normalde Rus tankerlerle Boğazlar üzerinden dünyaya geçen Kazak petrolü İstanbul’a girmeyecek. Kazak petrolü gelmezse, Boğazlar’dan geçen Rus tankerinin sayısı da azalmış olur. Ama bu, çok uzun bir süreç.

Defne Sarısoy: Ne kadar uzun bir süreç?
Nadir Devlet:
SSCB’nin dağılmasından bu yana 15 yıl geçti. Bu sürede Rusya, Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve İran, Hazar’ın deniz ya da göl olarak nasıl paylaşılacağını kararlaştıramadı. Bu anlaşma yapılamadığı için de Kazakistan ve Türkmenistan boru hattı döşeyemiyor.

Örneğin Türkiye’nin, Türkmenistan ile anlaşması var, gaz İran’dan geçecek. Buna ABD karşı çıkıyor. Çözüm Hazar altından boru hattı. Bunu ABD de tercih ediyor, haliyle İran’ın güçlenmesi işine gelmiyor. Rusya ise Hazar altı boru hattına karşı çıkıyor, çünkü Kazak petrollerini satamayacak, aracı rolünü yitirecek. Türkmen gazı da Hazar altına inerse, bu ülke Rusya’yı by-pass ederek anlaşmalarını daha kolay yapacak.

Defne Sarısoy: Türkiye’nin elinin Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla güçlenmesi, Rusya ile ilişkilerini olumsuz etkiler mi?
Nadir Devlet:
Rusya kendine başka alternatifler bulacaktır muhakkak. Rusya aleyhine gelişmeleri engellemeye çalışacak, tepki gösterecek. Ama bazı gelişmeler Rusya’yı dahi aşıyor, bunlara da uymak zorundadır. Mavi Akım ve Bulgaristan üzerinden gelen diğer doğalgaz hatları var. Türkiye bunları alacağını taahhüt etti, o yüzden ihtiyaç olmasa bile satın almak durumunda. Rusya ile turizm, inşaat ve tekstil alanlarında işbirliklerimiz var. O nedenle Türkiye ile Rusya karşılıklı ‘sürtüşme’ye girmezler.

Asıl yatırımı yapan British Petrol ve Batılı şirketler. Rusya’nın bu tesisleri bombalamasına kimse göz yummaz. O yüzden Rusya bölgedeki gelişmeleri sineye çekecek.



Defne Sarısoy: Petrol boru hattıyla Türkiye’nin ilişkisi Avrupa’dan nasıl algılanıyor? Giderek güçlenen bir ülke algılaması, Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde Türkiye’nin elini güçlendirir mi?
Nadir Devlet:
Türkiye’nin bölgedeki gücünü artırmasını Avrupa ister istemez kabul edecektir. Merkel ağız değiştirmeye başladı. Çünkü muhalefetteyken, konuşmak kolay, iktidardara yaklaştıkça söylemler değişecek. Avrupa için Türkiye kolay kolay dışlanacak bir güç değil, hiç olmazsa orada yaşayan 2 milyon Türk var, 600 bini Alman vatandaşı.

Avrupa enerjiye muhtaç, Türkiye bu enerji hattının üstünde oturduğu sürece eli güçlenir, ancak Bakü-Ceyhan gibi yeni birkaç proje daha olması gerekli. Türkiye bir enerji koridoru olmalı. İran petrollerine de aracı olabilir Türkiye. Uzak gelecekte Türkiye, Ortadoğu petrolünü de, doğalgazı da Batı’ya ulaştıracak musluğu elinde tutacak. ABD’nin destek olmasıyla, Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı gerçekleştirildi. ABD Kafkaslar’da ağırlığını koydu, tercihini yaptı.

Avrupa’nın enerji ihtiyacı artacağına göre, Türkiye’nin önemi de paralel olarak artacak. Türkiye’nin alternatiflerinden biri de su satmak. Ortadoğu’da petrole karşılık su satacağız, geleceğin dünyası çok daha farklı olabilir. Türkiye enerji üretmese dahi, taşıyıcısı olarak yine de bundan kazanç elde edebilir.

Türkiye’nin önünde ilk etapta etnik çatışmalar ve fakirlik gibi lokal sorunların çözülmesi lazım. Büyük projelerin ülkesi olarak Türkiye’nin artık basit sorunlarla uğraşmaması gerek. GAP’ın verimli işletilmesi şart. Türkiye nükleer enerjiye geçerek, satın aldığı doğal gazı kullanmak yerine pazarlayabilir.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları