AİHM kararı AB sürecini etkiler
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
AİHM kararı AB sürecini etkiler
AİHM, Öcalan’a verilen cezanın haklılığını sorgulamıyor, yalnızca Türkiye’nin imzaladığı sözleşmeye ne kadar uyduğuna bakıyor. Yargılamadaki ihlal kararı ise, geçmişte DGM’lerin yapısıyla ilgili rahatsızlıktan kaynaklanıyor.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:35 TSİ 08 Şubat 2006 Çarşamba

17 Mayıs 2005 — - AİHM’nin kararını, Türkiye’yi özellikle siyasi içerikli davalarda bu mahkeme önünde savunmuş olan Dr. Mehmet Şükrü Alpaslan ile değerlendirdik. Ceza ve Ceza Usul Hukuku ile İnsan Hakları Hukuku üzerinde çalışan Alpaslan, serbest avukatlığın yanısıra, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Çalışmaları arasında ‘Türkiye’nin AİHM Macerası’, ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Bir Başvuru ve Savunmanın Anatomisi’,’İnsanlığa Karşı Suçlar’ bulunuyor.


Defne Sarısoy: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı kararı nasıl değerlendiriyorsunuz? Dayandırdığı gerekçeler bakımından sizce ne kadar adil bir karar?
Şükrü Alpaslan:
AİHM’nin Büyük Kurulu’nun verdiği bu karar, özellikle adil yargılanma hakkının ihlali konusunda büyük önem taşıyor. Abdullah Öcalan’ın başvurusunda mahkemenin gerekçesi, daha önceki birçok başvuruda da olduğu gibi, DGM’nin yapısıyla ilgili verdiği ihlal kararlarına dayanıyor.

DGM’lerde askeri yargıç bulunurdu. AİHM’ye göre, Türkiye’nin de imza attığı 6’ncı maddenin 1’inci fıkrası çerçevesinde tarafsız ve bağımsız bir mahkeme niteliği Öcalan davasında ihlal edilmiş gözüküyor. Aslında Öcalan’ın yargılamasında bir farklılık vardı, askeri yargıç Türk hukukundaki düzenlemeler doğrultusunda mahkemeden bir süre sonra ayrılarak yerini sivil yardımcıya bırakmıştı. Fakat AİHM, benzer bir başka başvuruda verdiği kararın aksine, Öcalan davasında aynı husus için ihlal tespiti getirdi.
AİHM’nin Büyük Kurulu’nda bu karara ilişkin olarak, altı ülke yargıcının muhalefet şerhi koyduğu, karşı oy verdiğini görüyoruz. 17 yargıçlık Büyük Kurul’da, 11’e 6 gibi oyla kabul edildi ki bu, Türkiye açısından önemli. Avrupalı yargıçlar, bir terör örgütünün liderinin yargılaması ile ilgili tüm detaylara hakim olamayabilir, olayın inceliklerini bilemeyebilir. Biz bunu anlatmaya çalıştık, ama ne kadar anlattıysak da, yargılama sürecinde bazı aksaklıklar ortaya çıktı ve sonuçta yine de ihlal kararı çıktı. AİHM, örneğin Öcalan’ın avukatlarıyla görüşebilmesi, dosyadan fotokopi almanın engellenmesi ya da güç olması gibi konularda 6’ncı maddenin ihlal edildiğine karar verdi.




AİHM, hiçbir şekilde Öcalan’ın Türkiye’deki yargılamasının içeriğini incelemiyor. Türkiye mahkemelerinden çıkan kararların haklılığını değerlendirmiyor.
“Sonuçta, AİHM nihai temyiz mercii, Büyük Kurul’dur. Büyük Kurul kararını verince, karar kesinleşir. Başka bir hukuki yol kalmamış demektir. Ama siyasi yollar zorlanabilir.”

AİHM’nin değerlendirmeye aldığı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin altına imza atan Türkiye, kendi iç hukukunu işletirken bunlara ne karar özen gösteriyor? Mahkeme sadece, Türkiye’nin bu sözleşmenin hükümlerine bir hukuk devleti sorumluluğunda ne kadar uyduğunu inceliyor. Yaşam hakkı, işkence, fena muamele, gayrı insani cezalar, kişi güvenliği, adil yargılanma hakkıyla ilgili bütün hükümler gözden geçiriliyor. Karar adil mi diye düşünürken, öte yandan başvuranların taleplerinin de ne kadar çok olduğunu hatırlamak gerek. Öcalan’ın avukatları çok sayıda taleple çıktılar. İkinci, üçüncü, beşinci, altıncı, yedi, sekiz, dokuz ve onuncu maddelere itirazda bulundular.

Defne Sarısoy: Bunları biraz daha somutlaştırmak gerekirse, Öcalan’ın uluslararası bir komploya maruz kaldığını öne sürmüşlerdi ama mahkeme bu iddiayı haklı bulmadı.
Şükrü Alpaslan:
AİHM, Öcalan’ın avukatları açısından hayati önemi olan bir ihlal iddiasını kabul etmedi. Avukatları, Öcalan’ın Kenya’da ele geçiriliş biçiminin uluslararası hukuka da aykırı olduğunu iddia ederek, Kenya’dan alınıp, Türk yetkililere uçakta teslim edilmesine itiraz ettiler.
“Avukatlarının direttikleri itirazlardan biri, Öcalan’ın İmralı Adası’ndaki tecrit haliydi. AİHM Büyük Kurulu, Öcalan’ın durumunun bir tecrit olmadığına karar verdi ki, bu da çok önemli.”

AİHM, bunu kabul etmedi, çünkü bir içtihat mahkemesi olarak, daha önce de Ramirez Sanchez başvurusunda yaptığı gibi, sözkonusu sözleşmeye taraf olmayan bir ülke dahi olsa, terörle mücadele konusunda örtülü bir iadeyi kapsayan bir işbirliğinin mümkün olabileceğine karar vermişti. Abdullah Öcalan davasında, Kenya’dan Türkiye’ye getirilişine itirazın reddi buna dayandırıldı.
Yine avukatlarının ısrarla direttikleri itirazlardan biri de; Öcalan’ın İmralı Adası’ndaki durumuydu. Onların iddiasına göre bu bir tecrit hali. AİHM Büyük Kurulu, Öcalan’ın durumunun bir tecrit olmadığına karar verdi ki, bu da çok önemli.

Defne Sarısoy: O halde ihlaller daha çok Öcalan’ın savunma hakkının kısa tutulması yönünde mi görülüyor?
Şükrü Alpaslan:
Tam olarak değil, savunma süresi olarak Türkiye, Öcalan’a mevcut yasadaki mümkün olan en uzun süreyi (15 gün) verdi. DGM takdiren bunu daha uzun tutabilir miydi? Mümkün ama zaten yasa neyse uygulandı, bunda bir usulsüzlük yok. Ancak soru şu; 71 klasör, 17 bin sayfadan oluşan bir davada, savunma süresi olarak 15 gün yeterli mi? Tartışma bu.

Defne Sarısoy: Öcalan avukatlarının verilen karardan tatmin olmadıkları belirtildi. Hatta yeni bir dava açılması yönünde harekete geçtikleri söylendi. Yeni bir dava açılması durumunda, nasıl bir hukuki süreç işler? Mahkemenin aynı konuları tekrar görüşmesi sözkonusu mu?
Şükrü Alpaslan:
Evet, zaten Büyük Kurul önündeki duruşmada bu gündeme geldi ve biz o başvuruda yer alan hususlara cevap vermeyeceğimizi söyledik. Büyük Kurul, 3’üncü madde ihlali olup olmadığını inceleyecek. Öcalan avukatları ilginç bir söylem geliştirdi ve başvurunun tedbiren yapıldığını ortaya attı. Türk tarafı da sözleşme sisteminde İngilizce ‘pre-cautionary’ denen, tedbiren diye bir başvuru yapılamayacağını belirtti. Büyük Kurul, İmralı’daki tutukluluk halinin en ufak dahi ihlal içermediğini teyit etti.

Hatta metinde deniyor ki, “Büyük Kurul, Öcalan’a biraz daha haberleşme imkanı sağlanması halinde, silahlı örgütüyle yeniden temasa geçebileceği endişesini taşımaktadır”. Bundan daha güzel bir ifade olamaz. Kısaca ikinci davanın devam edebileceği konusunda tereddütlerim var. Mahkeme bu başvuruyu reddedebilir.

Defne Sarısoy: Peki gelinen noktada, AİHM’nin kararının uygulanmasıyla ilgili olarak Türkiye’ye nasıl bir yaptırım uygulanabilir? Türkiye, bu kararı tanımaması durumunda ne ile karşı karşıya kalır?
Şükrü Alpaslan:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46’ncı maddesi iki fıkradan ibarettir. Birinci fıkrasında diyor ki; sözleşmeye taraf olan devlet, taraf olduğu davada AİHM’nin vereceği karara uymak yükümlülüğündedir.
“AİHM, dava kararının haklılığını sorgulamıyor. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tarafı Türkiye’nin kendi iç hukukunu işletirken buna ne kadar özen gösterdiğine bakar?”

İkinci fıkrada bu kararın denetim organının, yani yerine getirilmesinin denetiminin Bakanlar Komitesi tarafından yapılacağını belirtir. Kesinleştiğine göre bu karar, bir süre sonra Bakanlar Komitesi’nin gündemine gelecek. Bu aşamada Türkiye’ye bu kararla ilgili ihlal içeren hususları nasıl giderdiği sorulacak. Karar metninde, tarafsız ve bağımsız bir mahkemede yargılanmanın ihlal edildiğine ilişkin 6’ncı maddenin birinci fıkrası “AİHM sadece ihllari beyan eder, bundan sonra kararın icra organı bakanlar komitesidir” diyor.
Mahkemenin 6’ncı maddenin ihlaliyle ilgili verdiği öneri; “Tarafsız ve bağımsız bir mahkemede yargılanmamış bir kişi için, en uygun tedavi yöntemi, yeniden yargılamadır” der. Oysa Büyük Kurul’un kararında, bu önermede çok ufak bir farklılık tespit ettik. Büyük Kurul’un cümlesi şöyle: “Tedavi için en ideal yol yeniden yargılama veya dosyanın yeniden açılmasıdır”.

Defne Sarısoy: Bu iki önerme arasındaki farkı hukuki olarak nasıl betimlemek gerekiyor?
Şükrü Alpaslan:
Türk hukukunda yeniden yargılama kavramı var. Ancak dosyanın yeniden açılması diye bir kavram yok. Diğer bilim insanlarıyla da konuştuk, genel olarak yeniden yargılama ile dosyanın yeniden açılması gibi iki seçenek söz konusu. Bu noktada anahtar; AİHM metninin, davayı gözden geçirmeye yönelik, iç hukukta Türkiye’nin yeniden düzenleme yapılmasına işaret eden bir satırarası olup olmadığına dair iyice gözden geçirilmesi. Usul hukuku gereği, Öcalan’ın yeniden yargılanması mümkün değil. Çünkü süresi 4 Şubat 2003’te biten bir tarih sınırlaması vardı. AİHM’nin kararı bu tarihe kadar kesinleşmeliydi. Ya da başvurunun bu tarihten sonra yapılması gerekiyordu. Öcalan’ın durumu her ikisine de uymuyor. Dolayısıyla Türkiye iç hukukunda Öcalan’ın yeniden yargılanması fiilen mümkün değil. Bakanlar Komitesi’ne ne söyleneceğine gelirsek, iç hukukta bir düzenleme yapılarak bütün benzer dosyaların re’sen ele alınacağı ifade edilebilir. Bu dosyalara bakılır, nihai kararı etkileyebilecek bir ihlal var ise, o dosyalar yeniden yargılamaya götürülebilir. Tabii bu koşul, Öcalan dosyasındaki gibi suçun unsuru ve delillerinde hiçbir değişiklik yoksa geçerli.



Belki temyiz yolu da açılabilir. Bunları yaptıktan sonra Avrupa Mahkemesi kararının gereklerinin yerine getirildiğe dair Bakanlar Komitesi önünde savunma yapılabilir.
“AİHM kararlarının yerine getirilmesi açısından telaşa kapılmaya gerek yok. Örneğin, Belçika bir kararı 8 yıl, İsveç de bir kararı 6 yıl sonra, diğerini 4 yıl sonra yerine getirmişti.”

AİHM’nin 73 sayfadan oluşan karar metninin uzun ve etraflıca çalışılması gerektiğini ve henüz bu sürecin de başında olduğumuzu eklemek gerek. AİHM’den çıkan kararda karşı oy yazılarını da çok dikkatli okumak gerek, zira karşı argümanlar Türkiye için ciddi ipuçları verebilir. AİHM metninin geniş bir hukukçu kesimi tarafından yorumlanması lazım. Ayrıca, AİHM kararlarının yerine getirilmesi açısından böyle çok büyük bir telaşa kapılmaya gerek yok. Örneğin, Belçika bir kararı 8 yıl, İsveç de bir kararı 6 yıl sonra, diğerini 4 yıl sonra yerine getirmişti. Kimse Türkiye’den iki hafta sonraya bir hareket beklemiyor, bunlar uzun süreçler gerektirecek.

Defne Sarısoy: Ama hiç zaman kısıtlaması yok diyemeyiz, yoksa kararın bir anlamı kalmazdı.
Şükrü Alpaslan:
Esasen yok. Ancak, İsveç ve Belçika’dan farklı olarak, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden görüşme tarihi alma gibi bir önceliği var. Dolayısıyla bu kararla ilgili gecikmeler döner dolaşır yine Türkiye’yi bulur. Sonuçta Bakanlar Komitesi siyasi bir organdır.

Defne Sarısoy: Bakanlar Komitesi’nin bu konuyla ilgili bir takvimi var mı?
Şükrü Alpaslan:
Bakanlar Komitesi yılda iki defa bir toplanır.
“Avukatları, Öcalan’ın Kenya’da ele geçiriliş biçiminin uluslararası hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, Türkiye’ye teslim edilmesine itiraz ettiler. AİHM, bunu kabul etmedi.”

Bu nedenle komitenin görevini Delegeler Komitesi üstleniyor. Delegeler Komitesi ise her ay toplanır. Bakanlar Komitesi’nin gündemine girdikten sonra, konuyu Delegeler Komitesi takip ediyor. Örnek vermek gerekirse, Loizidou tazminatı karardan beş yıl sonra ödenmişti.
Bakanlar Komitesi bir karar mercii değil, AİHM kararının ne şekilde uygulandığını denetler. Kararın gereklerinin yerine getirilmesini takip eder.
Ayrıca, Öcalan’ın avukatlarına ödenecek vekalet ücreti yanlış anlaması var. Bu konuyu toplum iyi bilmeli. Karar metninde haklı tazminat bölümünde, Öcalan ile ilgili olarak mahkeme Öcalan’ın şahsına ödenmesi gereken bir paranın söz konusu olmadığını vurguluyor.




Defne Sarısoy: Ancak Türkiye Öcalan’ın avukatlarının vekalet ücretini ödeyecek. AİHM, başvuranın doğal olarak mağdur olduğu düşüncesinden mi yola çıkıyor?
Şükrü Alpaslan:
Bu bir kuraldır. Sözleşme sisteminde bütün başvurularda, karşı tarafın avukatlık ücretlerini ve masraflarını devlet tarafı, bu durumda Türkiye, öder. Sistemin özü budur. Başvuran mağdurdur. Ve devlet başvuranın tüm giderlerini karşılama yükümlülüğündedir.

Defne Sarısoy: Abdullah Öcalan davası ile ilgili olarak Genelkurmay’dan bir açıklama geldi, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt “Bu davada tarafız” dedi. 30 bin kişinin öldüğünden bahsediyoruz. Örneğin, şehit ailelerinin AİHM’nin bu kararının adil olup olmadığı yönünde yine AİHM’ye karşı dava açması söz konusu mu?
Şükrü Alpaslan:
Hayır. Sözleşme sisteminde taraf olan devlettir. Terör nedeniyle zarar gören kişiler dahi, karşısında muhatap olarak devleti görür. Terör kurbanları, devleti, yaşam hakkını koruyamadığı savıyla AİHM’ye götürebilir. Çünkü özünde devlet, bireyin yaşam hakkını korumakla mükellef. Ama bu durumda Öcalan bir taraf değil, sadece bir süje (özne), o nedenle dava edilemez. Onun varlığı da diğer T.C. yasalarına bağlı kişiler gibi tanımlanıyor. Bunlar Türkiye toplumunun yabancı olduğu kavramlar, ama zamanla yerleşecek.
Boşanma veya borç davasını geri çevirmek için AİHM’ye gidilmez. Sözleşmenin tek tarafı devlettir. Ancak, devletin yargı organı adil yargılama yapmamışsa, mahkemeye başvurulabilir.




Defne Sarısoy: Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin sıkça önüne koyduğu argümanlardan biri de tamamlanmamış hukuk reformları. Türkiye’nin Öcalan’ı yeniden yargılama sürecine gitmemesi, üyelik müzakerelerine bir şekilde yansıyabilir mi?
Şükrü Alpaslan:
Hukukçu olduğum için siyasi tahminlerden kaçınıyorum. Ama kimi Avrupalı devletler kararları geç yerine getirdi. Ama Türkiye’nin bir özel durumu var. Amacı Avrupa ile bütünleşmek olan Türkiye, tabii ki daha titiz davranmalı.

Defne Sarısoy: Türkiye’nin önünde başka hukuk yolları var mı?
Şükrü Alpaslan:
Başka bir hukuk yolu yok. Sonuçta AİHM nihai temyiz mercii, Büyük Kurul’dur. Büyük Kurul kararını verince, karar kesinleşir. Bu başka bir yol kalmamış demektir. Ancak farklı siyasi yollar olabilir.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları