Ermeni sorunu (3): Çözüm
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Genel
Ermeniler tehcir sırasında
Ermeni sorunu (3): Çözüm
Ermeni sorununda gelinen noktada Avrupa Birliği üyeliğinin neredeyse başat koşullarından birisi olarak dayatılan “soykırımı tanıyın” çağrısı, Türkiye’yi bir açmazla karşı karşıya getirmiş bulunuyor.

Hazırlayan: Cem Fakir
NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:45 01 Haziran 2005 Çarşamba

- Hükümet bir politika değişikliğiyle bundan sonra daha aktif bir siyaset izleme kararı alırken, üçüncü ülkelerin soruna müdahalesi durumu daha da zorlaştırıyor.


  ERMENİ SORUNU
Dosya I / Tehcir
Dosya II / Belgeler
Dosya III / Çözüm
'Ermeni Sorunu’, genellikle Türkiye kritik dönemlerden geçerken sahneye kondu. Tehcirin sorumlusu olarak gösterilen İttihat ve Terakki önderlerine birbiri ardına suikast düzenlendiğinde, Anadolu’da yeni bir ulus devletin kuruluş mücadelesi veriliyordu. 70’lerde ortaya çıkan Ermeni terörü, Kıbrıs Harekatı sonrası oluşan uluslararası baskı ortamında yoğunlaştı. Ermeni sorunu şimdi de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girebilmek için çaba gösterdiği günlerde, dozu giderek arttırılan bir konu olarak gündeme geliyor.


Şükrü Elekdağ: Bugün de Ermenilerin Türkiye’ye karşı kullanıldığını gözlemlemekteyiz. Şimdi bazı Batılı devletler bunu Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanmak istemekte belli ödünler almak için Türkiye’den. Bazıları ise Türkiye’nin dış politikasını yönlendirmek ve AB yolunda Türkiye’nin önünü kesmek için kullanmaktadırlar.



Taner Akçam: Daima eğer bir ülkenin içinde bir problem varsa, o ülkenin dışındakiler bu problemi kendi doğrultularında kullanmak isterler; bu genel kuraldır. Önemli olan şudur, eğer ortada bir sorun varsa biz bu sorunu sorun olmaktan nasıl çıkartırız. Onu kullanana, Avrupa bu konuyu kullanıyor diye Avrupa’ya bağırmak yerine ‘o sorunu sorun olmaktan nasıl çıkarırız’ diye düşünmemiz gerekiyor.


Halil Berktay: Ermeni soykırımının tanınmasının Türkiye’ye herhangi bir şekilde dışarıdan uluslararası kuruluşlar tarafından, AB sürecinde veya üçüncü ülke parlamentoları tarafından dayatılmasına hatta üçüncü ülke parlamentolarının bu konuda kararlar almalarına karşıyım. Bu bana tarihin ahlak zabıtası rolüne soyunmak gibi geliyor. Parlamentolar karar alacaklarsa, kendi ülkelerinin karanlık sayfaları hakkında karar alsınlar.İngiliz veya Fransız parlamentoları Ermeni meselesi ile ilgili karar alacaklarsa, 19. yy sonu 20. yy başı emperyalizmi için bir özeleştiri yapsınlar ve Ermeni sorunu ile diğer milli meselelere müdahaleleri ve tarafları azdırmaları açısından özeleştiri yapsınlar. Bu mantığı sürdürürsek eğer, bence 1915 Ermeni sorunu konusunda karar alması anlamlı parlamento varsa, o da bir tek Türkiye Parlamentosu’dur.



AB SÜRECİNDE ERMENİ SORUNU
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik müzakereleri için tarih aldığı 17 Aralık zirvesi, Ermeni sorununun gündemde uzunca bir süre kalacağını açıkça gösterdi. Gerçi zirvede soykırımın tanınması bir şart olarak sunulmadı ama Fransa ve Hollanda gibi bazı üyeler, müzakere sürecinde bu konuyu gündeme getireceklerini açıkça belirttiler.

Bu dönemde, daha önce hiçbir aday ülkeye böyle bir yaklaşım sergilemeyen Avrupa Birliği, Türkiye’ye ‘tarihiyle yüzleşmesi’ni tavsiye etti. Bugün 1915’te soykırım yapıldığının Türkiye tarafından kabul edilmesi gereği artık tavsiyeyi aşmış, dayatmaya dönmüş durumda.

Derya Tulga: Michel Rocard var bu eski Fransız başbakanlarından. Bu AB’ye Türkiye’nin girişini destekleyenlerden. Adam açıkça ‘Türkler biliyorlar’ dedi. ‘Ermeni soykırımını tanımadan Avrupa’ya adım atamazlar. Biliyorlar, kendilerine bildirildi. Bu bir yolla formüle edilip kabul edilecek.’ Yani mühim olan bizim gibi ayaktakımını uyutmak. Yutturabilirlerse şayet Türkiye bunu tanıyacak. Ben size bir şey daha söyleyeyim, bunun hiç yeni bir tarafı yok. Türkiye zaten yıllardır bu metotların peşinde.


Halil Berktay: Bakın biz bunu kabul edersek, tehcirin büyük faciaya dönüştüğünü filan, adına ne derseniz deyin. Kabul edersek ardından toprak ve tazminat talepleri geleceği söz konusu değildir. Benim kanımca Türk Devleti, Türk Dışişleri, Genelkurmay herkes çok iyi bilmektedir ki aslında böyle toprak ve tazminat talepleri gelemez. Asıl mesele başka bir şeydir.

Bu büyük psikolojik virajı nasıl alacaksınız meselesidir. Türkiye içinde ve dışında, Türkler arasında, Ermeniler arasında, Almanlar arasında ve İngilizler arasında şu çok yaygın olarak konuşuluyor: 17 Aralık 2004 zirvesi pazarlıkları sırasında Başbakan Erdoğan’ın heyetinde bulunan adı verilmeyen ama çok yüksek bir Türk diplomatı Avrupalı muhataplarına kabaca şöyle demiş. “Bizden kabul etmemizi, hatta hemen kabul etmemizi istiyorsunuz; ama nasıl kabul edebiliriz ki. 70 yıl inkar ettikten sonra” demiş. Bu, bütün problemi gözler önüne seriyor.



TÜRKİYE’DEN SİYASİ GİRİŞİM
17 Aralık sonrası süreçte Türkiye üzerindeki baskı artarken, Ermeni sorununun çözümüne ilişkin yeni açılımlar da gündeme geldi. 8 Mart’ta bir araya gelen Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal, soykırım iddialarına karşı ortak hareket etme kararı aldı.
Başbakan Erdoğan konuyla ilgili konuşmasında, AB içinde de bu konu sürekli önümüze getiriliyor. Aslı astarı olmayan iddialar netice vermez. İddia sahipleri iddialarında samimiyse, biz arşivlerimizi açtık. Gelin siz de açın, tarihçilerden oluşmuş bir heyet çalışsın, ardından atılması gereken adım neyse atarız” dedi.


İktidar ve muhalefetin bu mutabakatının ardından, 13 Nisan’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oturum düzenlendi. Tüm partilerin onayıyla yayınlanan deklarasyonda tarihsel gerçeklerin gün ışığına çıkarılması istendi. Deklarasyonda, İngiltere’nin 1916 yılında yayımlanan Mavi Kitap’ının propaganda malzemesi olduğunu açıklaması ve Türkiye’den özür dilemesi talebi yer aldı.



Şükrü Elekdağ: TBMM’de bu kitabın çürütülmesini sağlamak amacıyla İngiliz Parlamentosu’ndan bir talepte bulunuluyor. Söylenecek husus şu; daha önce Alman vahşetiyle ilgili kitap, İngiliz Parlamentosu tarafından bunun bir savaş propaganda malzemesi olduğunu tanımak suretiyle çürütüldü. Şimdi aynı hareketi Türkiye ile ilgili olan Mavi Kitap için de yapın.


Derya Tulga: Mavi Kitap kendi kendini naksetmiş bir kitap. Farzedin ki İngiltere, ‘soykırım olmamıştır’ dedi. Ne olacak? Zaten dedi İngiltere. ‘Aa İngiltere bunu dedi’ mi diyecekler? Ucuz bir zafer mi kazanmak mı istiyorlar. Git Fransa’ya dedirttir. Fransa ‘var’ diyor. Neden İngiltere’nin üstüne gidiyorsun ki.



ERMENİSTAN’A MEKTUP
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki mutabakatın ardından, Başbakan Erdoğan da Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan’a bir mektup göndererek ortak komisyon kurulmasını önerdi. Bu öneri bazı tarihçilerden de destek buldu.


Justin McCarthy: Bu konuyu tarihçilerden daha iyi bilecek ya da tartışacak kimse yoktur. Evinizde lavabonuz bozulsa muslukçu çağırırsınız siyasetçi değil. Siyasetçilerin yapması gereken, tarihçilere ‘biz sizi destekleyeceğiz ve söyleyeceklerinizi dinleyeceğiz’ demek ve onları çalışmaya teşvik etmek. Bence CHP ve AKP bu anlamda iyi bir iş yapıyorlar; bir araya geldiler ve tarihçilerden oluşan bir komisyonun bu konuda çalışması gerektiğini söylediler.

Boris Mihailoviç: Bence bu konu bilimsel olarak araştırılmalı, yani bu konu politik çerçeveden çıkartılmalı. Bu konuyu araştıracak birçok tarihçinin ve bilim adamının dahil olacağı bir komisyon oluşturulmalı. Bu komisyonda sadece Ermeni ve Türkler değil aynı zamanda Avrupalı bilim adamları da yer almalı. Tüm dokümanlar, anı kayıtları ve arşivler incelenmeli. Burada dengelere dayalı politik bir oyun söz konusu ve ben bu politik oyunu çok ciddiyetsiz buluyorum. Yani Karabağ sorunu gibi birçok sorunu birbirine karıştırmak istiyorlar.


Hırant Dink (Agos Gazetesi Yayın Yönetmeni): Eğer Ermenistan kendi geleceğini ve tüm Ermenilerin geleceğini düşünüyorsa, Türkiye’nin demokratikleşmesine katkıda bulunmalıdır. Ermeni sorununun konuşulması bugün Türkiye’de bir taleptir. Bu talebe katkıda bulunulmalıdır. Tarihi tartışmayabilir ama tarihin konuşulması konusunda katkıda bulunmalıdır. Tartışmasın ama konuşsun ve şunu da unutmasın: Türkiye aslında tarihe ilişkin gerçeği bilmiyor. Ne biliyorsa şu an onu söylüyor. Dolayısıyla şu an Türkiye’nin karşılıklı bilgi değişimine ihtiyacı var tarihe ilişkin. Ve Türkiye buna hazır olduğunu da söylüyor. Bence bu cevabı kesinlikle bir yana itmemesi lazım Ermeni dünyasının.


Ne var ki Türkiye’nin, 1915 olaylarının ortak bir komite tarafından incelenmesi önerisi, Ermeni muhatapları tarafından sıcak karşılanmadı.

Andranik Markaryan (Ermenistan Başbakanı): Bunu iki tarafın tarihçilerinin tartışması, mantığa yakın gelmiyor. Biz soykırım oldu mu olmadı mı bunu tartışmayacağız. Biz soykırım nasıl tanınacak, tanınma şekillerini konuşacağız. 1 milyon insan mı 1.5 milyon insan mı öldü bunu tartışacağız. Olup olmadığı tartışma konusu değil. Soykırım iddialarının kabulünü diplomatik ve ekonomik ilişki için başat bir sorun olarak ortaya koymuyoruz. İddialar bizim için ana şart değildir ancak çözümlenmesi gerekmektedir.


Vartan Oskanyan (Ermenistan Dışişleri Bakanı): Türk tarafından, tarihçilerin bir araya gelmesi ve arşivlere bakıp soykırımın olup olmadığının araştırılması konusunda teklifler hep yapılagelmiştir. Bizim buna tepkimiz hep aynı oldu. Biz, hükümet düzeyinde bunu tartışamayız; çünkü tarihi yeniden yazamayız. Bizim için bu çok açık. Bakın çok açık konuşuyorum. Türkiye eğer ‘soykırım iddialarını bir kenara koyalım ve diplomatik ilişki kuralım, sınırı açalım’ derse biz yarın kabul ederiz. Hiçbir önkoşul öne sürmüyoruz. Ne Karabağ, ne sınır sorunu... Böyle bir diyalog başarının ilk adımıdır. Ermenistan ilk adımı atmak istiyor ve top artık Türkiye’dedir.



SOYKIRIM TARTIŞILMAZ İDDİASI
Ermeni dünyasında, yani hem Ermenistan yönetiminin, hem de diasporanın asla ödün vermeyeceklerini söyledikleri, “Soykırım tartışılmaz, yalnızca kabul edilir” görüşü birleştikleri tek konu. Diaspora, Türkiye-Ermenistan ilişkilerini fazla umursamazken, Ermenistan yöneticileri ilişkilerin iyileştirilmesi için soykırımın kabulünü önşart olarak ileri sürmeyeceklerini söylüyorlar. Soykırımın tanınması halinde, arkasından ne gibi taleplerin gelebileceğini kimse tahmin edemiyor.



Anthony Barsamyan (Amerikan Ermeni Asamblesi Direktörü): Ermeni Asamblesi’nin görüşü şöyle: Soykırımın sonuçlarına hükümetler karar verecek. Türkiye soykırımı tanıdıktan sonra bir araya gelip, bu tanımanın sonuçlarının ne olacağına karar vermek tamamen Türk ve Ermeni hükümetlerine kalacak. Ermeni soykırımı konusu aslında çok basit bir konu. Bir gerçek var, o da Ermeni soykırımının yaşanmış olması. Sınırların açılması, Türkiye-Ermenistan ilişkileri, Türkiye’nin Dağlık Karabağ konusunda Ermenistan ile ilişkileri gibi çok daha karmaşık konular da var.


Bütün bu meseleler hükümetler arasında tartışılmalı. Ermeni Asamblesi temel olarak soykırımın Türk Hükümeti’nce tanınması ile ilgileniyor. Soykırımın tanınmasının ardından ne geleceği konusunda her Ermeni’nin farklı bir görüşü vardır. Ama bence bu konuyu ele alması gereken Türk ve Ermeni hükümetleridir.


Lourent Leylekyan (Avrupa Ermeni Federasyonu Başkanı): Bu soykırım reddedildiği sürece, sorun siyasi boyutta kalacaktır. Tanındığı anda tarihsel bir mesele olmaktan çıkacaktır. Kabul edilmesinin ardından her şey olabilir. Politik görüşmelere, güç dengelerine ve günün atmosferine bağlı. Ama ilk tamir ahlaki açıdan olmalı. Sonra sınırlar, finansal boyut konuşulur.

Faruk Loğoğlu (Türkiye’nin Washington Büyükelçisi): Ermeni düşünce yapısının içinde tabii bütün bu unsurlar var. Önce sözde soykırımın tanınması, arkasından da onu takip etmek üzere toprak talepleri, tazminat talepleri gibi unsurlar da onların gündeminde. Bunlar bu safhalarda fazla dillendirilmiyor; ama tabloya baktıklarında resmi bu şekilde gördükleri kesin.


Derya Tulga: Türkiye’nin bunu tanıdığını farzet, arkasından bir şeyin gelmesi veya gelmemesi? Ben size diyorum, siz soykırımı tanımasanız da sizden toprak istese, tanısanız da toprak istese Türkiye yine savaşacaktır. Bunu Taner Akçam da gitmiş söylemiş onlara. Siz bu adamlara ‘toprak istiyoruz’ derseniz sizle savaşıyoruz demektir. Siz gelin yine tazminat isteyin. Tazminata gelince... Tazminat nasıl alınacak? Amerikan mahkemelerinde bunlar aynı Yahudilerin yaptığı gibi kolektif davalar açacaklar. Bunun için de soykırımın tanınması zaten şart değil ki.”



1915 olaylarına ilişkin ortak komite kurma önerisinin Ermenistan’da olumsuz karşılanmasının ardından, AKP hükümeti şimdi politika değişikliğine gidiyor. Kısa süre öncesine kadar savunulan “konuyu tarihçilere bırakalım” politikasının yerine, iddiaları çürütmek konusunda daha aktif bir tavır sergileneceği belirtiliyor. Avrupa Birliği sürecindeki Türkiye’nin, kısa vadeli politika değişiklikleriyle, Ermeni sorunu konusundaki uluslararası baskı ve kuşatılmışlıkla nasıl başa çıkacağını ise zaman gösterecek.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları