- Tehcir kararı, Ermenilerce farklı, Türkiye tarafından farklı tanımlanıyor. Her iki tarafta acılara neden olan olaylar, bugün Türkiyenin karşısına konulan siyasi bir gündem maddesi halinde yeniden tartışılıyor. NTV, 24 Nisan tarihi etrafında kopartılan fırtınalar ve oluşan toz-duman arasından gerçekleri ayıklayabilmek ve tarafların görüşlerine serin kanlı biçimde kulak verebilmek için özel bir dosya hazırladı.
1915 yılı Osmanlı İmparatorluğu için bir faciayla başladı. Son kırk yılını cephede geçiren ordu, nefes almaya fırsat bulamadan cihan harbinin ateşine düştü, ilk acı deneyimini de Sarıkamışta yaşadı. Binlerce asker donarak öldü, Çarlık Rusyası orduları tüm Doğu Anadoluyu ele geçirmek fırsatını yakaladı. Rus ordusunda, Osmanlı vatandaşı Ermenilerin oluşturduğu taburlar vardı. Aslında Ermenilerdeki hareketlenme yeni değildi. 19. yüzyılın başlarından itibaren, artık her yönüyle dağılmaya başlamış devlete karşı örgütlenmişlerdi. Ülkeden tek tek kopan diğer etnik unsurlar gibi toprak davası güdüyor ve özellikle Doğu Anadoluda, Türklere karşı ölümcül saldırılar düzenliyorlardı.
 | | TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu |
Yusuf Halaçoğlu (Türk Tarih Kurumu Başkanı): Bu tarihlerde artık terör başlıyor. Terör hareketleri 1895 Sason isyanı ile daha geniş bir hal alıyor. Ardından Anadolunun pek çok şehrinde kundaklamalar, insan öldürmeler oluyor. Ardından da Vanda, Elazığda, Adanada, Zeytunda isyanlar çıkıyor. Yine İstanbulda Osmanlı Bankasının bombalanmasından Yıldız suikastına kadar, çeşitli suikastlar var.
TEHCİRDEN ÖNCE Eski büyükelçi ve CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ da olayların 1915ten çok öncelere dayandığı görüşünde.
 | | CHP Milletvekili ve eski büyükelçi Şükrü Elekdağ |
Şükrü Elekdağ: Osmanlı devletine büyük devletlerin müdahalesi için daima kullanılan, Osmanlı devletinin Hıristiyan tebaasının özgürlükleriydi. Bu işin uluslararası alana intikal etmesi bu şekilde olmuştur. Böyle bir yaklaşım içersinde Hınçak ve Taşnak gibi kurumlar ortaya çıkmış ve Anadoluyu kana boyamışlardır. 1878den 1. Dünya Savaşına kadar 40tan fazla isyan olmuştur Anadoluda. Bu isyanların temel amacı Hıristiyanların Türkler tarafından baskıya maruz kaldığı gerekçesiyle dış devletlerin müdahalesini sağlamaktır. Önemli olan şudur burada; Birinci Dünya Savaşından önce Ermeni partileri şöyle bir plan üzerinde anlaşmışlardı. O da Birinci Dünya Savaşının bağımsızlığı elde etmek için bulunmaz bir fırsat teşkil edeceği idi.
1915 olaylarına ilgi duyanlar yalnızca tarihçiler, diplomatlar değil. Bu soruna ilişkin derinlemesine araştırma yapan bağımsız araştırmacılar da var. Bunlardan birisi de Almanyada yaşayan Derya Tulga da şunları söylüyor.
 | | Araştırmacı Derya Tulga |
Derya Tulga: Şimdi 1915 bir nokta değil. 1915, ta 1774te başlıyor. Neden başlıyor? O tarihten itibaren insanlar başlıyorlar yerleştikleri toprakları terketmeye... Bütün o tarihlerdeki anlaşmalarda madde var; isteyen istediği yerde yaşar diye... Yani birarada yaşama gibi durum kalmamış. Fakat ondan sonra bu gönüllülük ortadan kalkıyor. Bu, Gladstoneun meşhur 1876da Türkler pılını pırtısını toplasın, defolsun hikayesi geliyor. İş ciddiye biniyor. 1915 yılında Türkiyede bir nesilde üçüncü defa kovulmuş adam var. Ondan sonra Ermeniler tarafından bir de dördüncü defa gündeme gelince, bazı adamların sabrı patlamış.
Resmi teze karşı yaptığı açıklamalarla çoğu zaman büyük tepki çeken tarihçi Halil Berktay ise, 1915 öncesi olayların tek taraflı resmedildiği görüşünde.
 | | Tarihçi Halil Berktay |
Halil Berktay: Ermeni meselesinde resmi tarihçiliğin yazıp çizdiği, Türk Tarih Kurumunun, Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlunun, Ermeni Masası Başkanı Hikmet Özdemirin ve diğerlerinin yazıp çizdiği herşey, aslında bu örtük kabullerden kaynaklanmaktadır. Yani ortaya Ermeni milliyetçi devrimci örgütleri çıktıysa; bunun hiçbir mantıki açıklaması yoktur bu adamlar haindir, verdikleri mücadele başından itibaren bir ihanet mücadelesidir, bir dış ajanlık, Rus Çarlığından, Panslavizmden falan kaynaklanan... -O boyutları hiç yoktur demiyorum ama- ona indirgenen bir ihanet çıkışından başka birşey değildir. Söylemek istediğim şey şu: Bu bütünsel tarih kurgusu Osmanlı İmparatorluğunun bir dikensiz gül bahçesi gibi resmedilmesinden ve buna karşılık bütün isyan, başkaldırı, reform taleplerinin hepsinin ihanet girişimleri olarak resmedilmesi anından başlayarak toptan sakattır.
Savaşla birlikte durum daha da kritikleşti. 1915in ilk aylarında yaşananlar Türklerle Ermeniler arasında daha kötü olayların habercisiydi. Anadolunun dört bir yanında isyanlar çıkıyor, Ermeni örgütleri Türk ordusunun ikmal hatlarına yoğun saldırılar düzenliyordu.
Yusuf Halaçoğlu: Gözünüzde Türkiye haritasını canlandırın. Çanakkalede savaşıyor ordunun bir tanesi, ikincisi Kafkasyada savaşıyor. Bir ordunuz da Suriyede savaşıyor. Bir çizgi çekin bu savaş olan alanlara. Deniz yolları biliyorsunuz kapalı. Rus donanması Karadenizi tutmuş. İtilaf devletleri donanması da Akdenizi tutmuş, herhangi bir şekilde denizden ikmal şansınız yok. Şimdi bir çizgi çekin İstanbuldan Kafkasyaya, Kafkasyadan Suriyeye, Suriyeden Çanakkaleye. Bu üçgen içersinde kimler var; işte Ermeni nüfusu var. 24 Nisan öncesinde Patrik başta olmak üzere bütün ileri gelenler ikaz ediliyor. Bakın bu tür hareketler yaptığınız takdirde sert tedbirler uygulanacaktır diye. Bu da var elimizdeki belgelerde. Bu ikazda bulunulduğunu Amerikan belgelerinde de görüyoruz, Konsolosluk raporlarında... Ama olmadığı için 1800 Ermeninin tutuklandığını görüyoruz. Bakın yine 24 Nisan, sürgün kararının alındığı tarih değil.
TEHCİR NASIL BAŞLADI?  | | Ermeni tehciri |
Ülkeyi ve iktidarını tehlikede gören İttihat ve Terakki hükümeti, 24 Nisanda değil belki, ama bir ay sonrasında harekete geçiyordu. Alınan bir karara göre, savaş alanlarındaki Ermeniler başka yörelere göç ettirilecekti. Yani tehcir. 90 yıllık soykırım tartışması işte alınan bu karar ile başladı. Binlerce Ermeni yollara düştü. Bu uzun yolculuk sırasında bazısı saldırılar sonucu, bazısı açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti.
Yusuf Halaçoğlu: Siz bir devletsiniz, ne yaparsınız? Telgraf telleriniz kesiliyor, ikmal yollarınız sabotaja uğruyor. Ve düşmanla işbirliği yapmışlar, Fransızlarla işbirliği yapmışlar. 1914-1918 arası Fransız belgelerine bakın. Fransa için ölen Ermenilerin listeleri var. Hatta Pariste anıtları var ve orada isimler yazılı. Ermeniler o çizdiğimiz çizgi vardı ya, Kafkasyadan Suriyeye, çektiğimiz çizginin dışında bir yere naklediliyor. Musul-Zor bölgesine nakletmiş. Osmanlı devleti diyor ki; nakil sırasında bunların bütün yiyecekleri karşılanacaktır. Gittikleri yerlerde nüfus kayıtları tutulacaktır. Siz yok etmek istediğiniz bir topluluğun nüfus kaydını tutar mısınız?
Eleştiri oklarına hedef olan isimlerden biri tarihçi Taner Akçam ise 1915 olaylarını İttihat ve Terakkinin Ermenileri imha etmesi olarak niteliyor;
 | | Araştırmacı Taner Akçam |
Taner Akçam: 1915te Sarıkamış yenilgisinden sonra İttihat ve Terakki Partisi, Doğu Anadoluyu kaybedeceği hükmüne vardı ve bu kaybetmede Ermenilerin önemli rol oynayacağına inandı. Büyük bir panikle Anadoludaki bütün Ermenileri Suriye çöllerine sürerek imha etti. Özetle 1915te ne olduğunu anlayabilmek için, tabii çok öncelere bakmak gerekiyor ama asıl önemli noktası İttihat ve Terakki Partisinin Ermeni vatandaşlarını Osmanlı Devletinin devamı için bir tehdit olarak görmesidir.
Yıllardır Türk tezlerine olan yakınlığı ile bilinen Amerikalı Tarihçi Justin McCarthy de, kayıpların karşılıklı olduğunu söylüyor.
 | | Tarihçi Justin McCarthy |
Justin Mccarthy: Evet, Türkler Ermenileri öldürmüştü, bu doğru ama Ermeniler de bir çok Türkü öldürmüştü. Bu bir katliam, etnik bir temizleme değildi, savaş koşullarında yaşanmış bir şeydi. Hükümetlerin yanı sıra halklar da savaşmıştı ve bu savaşta yüzbinlerce insan ölmüştü. Bu şekilde olayı anladım. Bu araştırmayı burada yaşadığım ya da Türkleri sevdiğim için yapmamıştım. Bulduğum gerçekler beni bu sonuca götürmüştü. Rakamlar vardı ve bunlar doğru söylüyorlardı.
YAŞANANLAR NEYDİ? Tartışmaların asıl odaklandığı nokta ise, yaşananların nasıl tarif edileceği.  | | Ermeniler tehcir sonrası kampta |
Derya Tulga: Devletin maksadı neydi? Efendim, bizde şimdi anlatıyorlar çarpışmaydı falan, hayır devletin maksadı şuydu. Ermenileri yaşam sahalarından alıp, başka yaşam sahalarına götürmek ve orada bırakmak. Geri döneceklerdi diye kimse iddia etmesin, mümkün değil. Döndüler tabii sonradan o ayrı. Ama devletin esas maksadı, Ermenileri oraya yerleştirmekti, hayat sahalarını oraya kurmaktı. Hatta iddialar var, Ermeni milliyetçiliğini, Arap milliyetçiliğine denge unsuru olarak kullanmak diye... Ondan sonra şimdi millet zannediyor ki, o zamanki yol şartlarıyla, bugünkü yol şartları aynı. Maraşla Antep arası dört günmüş, düşünebiliyor musunuz? Dört gün... Siz adamı alıyorsunuz ta Trabzondan Suriyeye hatta Musula kadar yürütüyorsunuz. Pikniğe götürseniz çok ağır kayıplar verir. Yani ağır ihmal muhakkak ki var. Ancak bunun tartışması Ermenilerin dediği gibi olmaz. | | Dahiliye Nazırı Talat Paşa |
Halil Berktay: Ben hakikaten en hafif deyimiyle muazzam bir etnik temizlik olduğu, devletin resmi kanallarıyla, devletin de demiyelim, o zamanki Osmanlı devletinin iktidar piramidinin tepesindeki ve savaş diktatörlüğü niteliği taşıyan Enver, Cemal, Talat üçlüsünün, özellikle de Dahiliye Nazırı olarak ve İttihatçıların gizli dehası olarak Talatın resmi emirleriyle muazzam bir tehcir düzenlendiği ve bütün vilayetleri kapsayan tehcirin başlı başına etnik temizlik olduğu kanısındayım. Ama aynı zamanda en azından ilk tur katliam emirlerinin de doğrudan doğruya aynı İttihat önderliği tarafından İttihat Ve Terkakkinin gizli örgütü olan Teşkilatı Mahsusa tarafından uygulandığı kanısındayım.
Rus askeri tarihçisi Boris Mihayloviç ise Ermeni örgütlerin Rus kuvvetlerine yardım ettiklerini doğruluyor. Ancak Mihayloviç buna rağmen Osmanlı yönetiminin aldığı kararın katı olduğu görüşünde
 | | Tarihçi Boris Mihayloviç |
Boris Mihayloviç: Alınan önlemlerin çok acımasız ve korkunç olduklarını inkar edemem. Ancak Osmanlı Devletinin bu konuda yaptığı açıklamaya göre, Ermeniler özellikle Taşnaklar, Türk ordusuna karşı beşinci kol faaliyeti yürütüyordu. Ermeni organizasyonları Türk cephesinde isyan çıkardı ve doğal olarak Türklerin de bir şekilde buna karşı önlem alması gerekiyordu. Ancak bu alınan önlemler tüm beklentilerin çok daha üstünde ve katıydı. Konu Türklerin bu önlemleri almaması gerektiği değil, konu, alınan önlemlerin olaylarla orantısız olmasıydı.
 | | Ermeni çetelerinden ele geçirilen silahlar |
TEHCİRDE ÖLÜ SAYISI TARTIŞMALARI İttihat ve Terakkinin aldığı tehcir kararının, soykırım amacı taşıyıp taşımadığı tartışmaları, günümüzde bile üzerinde mutabakat olmayan birçok soruyu da bünyesinde barındırıyor. İttihat ve Terakki yönetiminin aldığı karar tüm Emenileri mi kapsıyordu? Osmanlı topraklarında ne kadar Ermeni yaşıyordu ve bunların ne kadarı tehcir edilmişti? Tehcir sonucu ne kadar Ermeni hayatını kaybetmişti? 90 yılın tartışması işte bu soruların etrafında şekilleniyor. 1915 olaylarında Türk olsun Ermeni olsun yitirilen canların pazarlığı yapılıyor, rakamlar adeta açık artırmaya çıkartılmışçısına değişiyor. Ermeniler yıllarca tehcirde hayatını kaybeden Ermeni sayısının en az 1.5 milyon olduğunu savunuyor. Buna karşılık Türk resmi kurumlarının verdiği sayı 300 bin civarında. Rakamların ardındaki tek değişmeyen gerçek ise 1915in herkes için acı demek olduğu...  | | Tehcir sırasında Ermeniler |
Taner Akçam: Bunlar böyle maç gibi sen onu dedin, ben bunu dedim diye halledilecek şeyler değil. Ben bu konuda Osmanlı resmi arşiv kayıtlarını kullanıyorum. Rakamlar üç aşağı beş yukarı olabilir, çünkü dönemin nüfus rakamları yok. Ermeni nüfusu Osmanlıya göre 1,3 milyon. Ermeni Kilisesine göre ise 2,1 milyon Ermeni yaşıyor. Dolayısıyla, demek ki 1,7 milyon civarında Ermeni var. 1918 yılında, savaş sonrasında Osmanlı Dahiliye Nezareti bir komisyon kurdu. Bu komisyon 1919 Mayısında sonuçlarını açıkladı. Bu komisyona göre Birinci Cihan Harbinde ölen Ermeni sayısı 800 bin. Müslüman kayıplarıyla Ermeni öldürmeleri ayrıdır, bu bir. İkincisi; peki Ermeni çetelerinin öldürdüğü hiç müslüman yok mu? Elbette var. Bunların üzerinde Türkiyenin sakin sakin konuşması gerekiyor. 1918 sonrasında, Bolşevik devriminden sonra Erzincan, Erzurum, Kars bölgelerinde Ermenilerin intikam saldırıları olmuştur. Bu konuda maalesef ciddi bir sayı yoktur. Bunların da bilinip açığa çıkartılması gerekiyor. İnsan ölümü insan ölümüdür; etnik kimlik önemli değildir. Önemli olan kim kimi hangi nedenle öldürmüşse onu lanetleyecek ahlaka sahip olmamazdır.
 | | Ermeni çeteleri |
Şükrü Elekdağ: Ermeni katliamından ölen Türk sayısının 517 bin olduğu söyleniyor. Tabii Ermeni rakamlarının ne olduğu konusunda ise değişik rakamlar var. Bunlar 300 bin rakamını ileri sürüyorlar, Tarihçi McCarthy 600 bin rakamını ileri sürüyor. Türk Tarih Kurumunun ileri sürdüğü rakamlar bunların daha altında.
Yusuf Halaçoğlu: 6500 veya 8500 kişi bu şekilde fiilen katledilmiş bir rakam var. Belgelerde bu görülüyor. Şimdi söyleyeceğim şey şu; Kafkasya sınırına gidenler haricinde Osmanlı topraklarında ölenlerin sayısı toplasanız demin söyledim öldürülenlerle birlikte, 60 bin hadi 70 bin olsun, 30 bin de koysanız 100 bin yapar. Ama konsolos raporlarına göre Kafkasyada asıl açlık ve hastalıktan ölümler meydana gelmiş. 30 bin kişinin bu bölgede 200 bin kişinin de Tiflis bölgesinde öldüğü belirtiliyor. Dolayısıyla yani 300 bin civarında hastalıktan ve açlıktan bir Ermeni ölümü olduğunu tahmin ediyorum.
Halil Berktay: Önemli olan şudur; Türk resmi tezlerine göre bunlar tamamen kazara ölümlerdir. Yani işte salgın hastalıklardır, açlıktır, soğuktur ve sıcaktır veya önü alınamayan eşkıya saldırılarıdır. Devletin en iyi niyetlerine rağmen 300 bin insan bir yıl içinde kazara ölmüş olmaktadır. Bunun ötesinde Türk resmi söylemi yıllardır şunu yaptı ve yapmaya devam ediyor. O Ermeni milliyetçi-devrimci örgütlerinin Doğu Anadoluda mücadelesi diye sözünü ettiğimiz olay, bunun Türk-Müslüman nüfus açısından yaptığı, yolaçtığı kayıpları, tahribatı münhasıran işlemeye devam ediyor ve rakamlar giderek tırmanıyor adeta bir açık artırmaya çıkmışız gibi. Ve Kamuran Gürünün yarı resmi kitabında 300 bin olarak verilen Ermeni kayıplarından çok daha fazla bir Türk-Müslüman nüfusu kayıplarını öne sürüp, adeta eşitlik sağlamış veye dengeyi kendi tezlerimiz lehine çevireceğiz gibi oluyor. | | Enver ve Cemal paşalar |
Derya Tulga: Biz az bir rakam söylediğimiz zaman diyorlar ki Yahu kardeşim sen az mı görüyorsun bunu?. Hayır ben değil, sen az görüyorsun. Sen az görmesen artırmazsın. Ben bildiğim rakamı söylüyorum. Az veya çok demiyorum. Bir kişi bile ölse günahtır. Hatta bugün hukuksal açıdan soykırım, hiç adam öldürmeyin, yine soykırımdır.
ERMENİLERE YARDIM EDİLDİ Mİ? Ermeni tehciri ile ilgili tartışma noktalarından birisi de yardım konusu. Başını Taner Akçamın çektiği bazı uzmanlar, Ermenilere yardım edilmesine izin verilmediği ve bilinçli olarak aç bırakıldıkları görüşünde. Ancak Türk resmi makamları bu iddialara şiddetle karşı çıkıyor.
Yusuf Halaçoğlu: Amerikan belgelerinde bile bu nakledilen insanlara yardım edildiğine dair bir sürü belge var. Hatta kendi yardım kuruluşlarının yardım ettiğine dair belgeler var. Peki bunları gösterirsem ne olacak? Yani fiilen beş yüz bin insanın, Suriyede bulunduğunu ve bunların 486 binine yardım edildiğini Halep Konsolosu tarafından Morgenthauya gönderilmiş belge var. Near East Relief diye bir yardım kuruluşu var Amerikanın. Bunlar yardım ediyor oradaki insanlara, her gün beşyüz altın lira yardım edildiğinden bahsediyor. Hastaneler kurulmuş burada, Kızılhaç mensupları bunların içerisinde yaşıyor.
Araştırmacı Derya Tulga ise Taner Akçamın dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilsonın evraklarını ihmal ettiğini belirtiyor. Tulga, Dışişleri Bakanı Lansing tarafından Başkan Wilsona yazılan 8 Mayıs 1918 tarihli yazıda misyonerler tarafından Ermenilere ayda 1-2 milyon dolar yardım sağlandığının belirtildiğini söylüyor. | | Osmanlı jandarması eşliğinde tehcir sırasında Ermeniler |
Derya Tulga: Şimdi Taner Akçamı okuyorsunuz diyor ki, Hiç su olmayan yere gönderdiler. Üç gün su içmezsen ölürsün, bu kadar basit bu iş. Götürülen yerler Fırat nehrinin kıyısıdır bir kere madde bir. İkincisi der ki engel olunumuştur bunlara, yemek gıda verilmemiştir. Halbuki biliyoruz ki, Amerikan belgelerinde var. Hatta Alman, İsviçreliler gittikleri günden beri bunları beslemek için şey yapmışlar. Ayrıca millet zannediyor ki, bu kampların etrafı filan kapalı. Halbuki buralar açık yerler, iki tane Türk jandarması var. Bütün öz yönetim Ermenilerde zaten. Bakın bu şeylerde tarım, ticaret yapılıyor. 1915 yılında müthiş bir çekirge istilası olmuş Filistin ve Suriyede, açlığın sebeplerinden birincisi odur. İkincisi İngiliz ablukası. İngiltere kesinlikle engel oluyor Osmanlı topraklarına gıda ve ilaç girmesine. Osmanlıda o zaman ne olduğu belli. Patatesi Marsilyadan getiriyor. İlaç milaç hak getire zaten. Sadece Orta Avrupada -bakın Türkiyede bilen yok bunu- abluka açlığından ölen insan bir milyonun üstünde. Bizim tarafta çok daha fazla. | | Cemal Paşa |
Birinci Dünya Savaşı bu topraklardan çok şey götürdü. Binlerce Türk ve Ermeni hayatını kaybetti. Tehcirden sonra sağ kalan Ermeniler Avrupa ve Amerikada yeni bir hayat kurma mücadelesine giriştiler. Savaştan yenik çıkan Osmanlıda İstanbulun işgalinden sonra kurulan mahkemelerde, tehcirin sorumlularından bazıları yargılandı ve cezalandırıldı. Kararı alan liderlerden Talat Paşa Berlinde, Bahaettin Şakir Romada, Cemal Paşa da Tifliste intikam kurşunlarına kurban gitti. Bugünün dünyasında Türkiyeyi sorgusuz sualsiz suçlamanın ilk işareti, Talat Paşayı öldüren Ermeni katilin yargılanma sonucu suçsuz bulunması ile veriliyordu.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |