Haftanın kitapları - Nisan 2005/3
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Oscar
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
Haftanın kitapları - Nisan 2005/3
Bileşim Yayınevi, Everest Yayınları, Altın Kitaplar, Grikedi Yayınları, Can Yayınları, Agora Kitaplığı, Çınar Yayınları ve İletişim Yayınları’ndan yapıtlar 19 Nisan haftasının kitaplarını oluşturuyor.
"Burada yalnız ölüm var, doğum yok artık!.."

Güncelleme: 01:00 TSİ 03 Nisan 2006 Pazartesi

İSTANBUL - Ölümün belleği. Birlikte yaşanılan yüzyıllardan sonra onlara sadece ölüm kayıtlarını tutmak, ölümleri beklemek kalmıştı. [Imbros’dan]



IMBROS
“Burada Yalnız Ölüm Var”
Murat Yaykın

Yaş ortalamaları 70 civarı olan az sayıda Rum yurttaşımızın yaşadığı İmroz’dan (Gökçeada) ‘enstantaneler’… Günlük yaşamın görüntüleri; evde, bahçede, köylerde ve sokaklarında, kilisede; (çoklukla) cenaze törenlerinde ve yazları (nadiren) yapılan düğün törenlerinden ‘enstantaneler’…
‘Ötekileştirdiğimiz’ yurttaşlarımızın kendi başlarına sürdürmeye çalıştıkları acılı ve hüzün dolu yaşamlarından damıtılmış ‘enstantaneler’…’Çokkültürlü ve çokkimlikli’ coğrafyamızın onurla direnen; gururla kimlik mücadelesi veren ve aslolarak da ‘asimile olmayan’ ama artık iyice azalan hayatların son demlerindeki iç acıtıcı ‘enstantaneler’…Etnografik onca benzerliğe ve örtüşmeye koşut pek çok sahici ve kalıcı izi süren ‘enstantaneler’…
Öğrenerek, bilgilenerek ve hüzünlenerek okuyacağınızı düşündüğümüz fotoğraflar…

[Editör: Adnan Genç]

Murat YAYKIN
1961’de Adana’da doğdu. 1984 yılında Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldu. Fotoğrafa 1999 yılında İFSAK’ta (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) başladı.
2001 yılında Magnum Photo Üyesi Anders Petersen’in düzenlediği atölye çalışmasına katıldı. 2002-2003 yıllarında üç dönem Açık Radyoda “Camera Obscura” adlı programın yapımcılığını ve sunuculuğunu yaptı.
2003 yılında 19. İFSAK Fotoğraf Günleri kapsamında IMBROS “Burada Yalnız Ölüm Var” isimli sergisini açtı. Bu fotoğrafları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. Slayt gösterisi biçiminde çeşitli yerlerde sergilendi.
2004 yılında Ajans Vu fotoğrafçısı Stanley Greene’nin Workshop’una katıldı. 2004-2005 yılları arasında İFSAK Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Fotoğraf Vakfı’nın yayınladığı “Beyoğlu” isimli kart-kitapta fotoğrafıyla yer aldı.
IMBROS “Burada Yalnız Ölüm Var” isimli sergisi 2004 Ağustos ayında Gökçeada’da ve 2004 Aralık ayında Boğaziçi Üniversitesi’nde sergilendi.

Bileşim Yayınevi, 120 sf.
Dizi: Sanat-24 ; Fotoğraf-6


METAFOR OLARAK HASTALIK
AIDS ve Metaforları
Susan Sontag


Susan Sontag’dan bir dünya klasiği...
“Ortaçağlardan beri frengi ve veba; on dokuzuncu yüzyılda tüberküloz; yirminci yüzyılda kanser; milenyuma yaklaşılırken AIDS... Anlaşılan, toplumların, tarihin her döneminde, ‘kötülük’le özdeşleştirmek istedikleri ve suçu onun kurbanlarına yıkacakları bir hastalığa ihtiyaçları mutlaka oluyor. Beni “Metafor Olarak Hastalık” adlı kitabımı yazmaya götüren etken de, kanserli hastaların nasıl damgalandığını keşfetmem oldu. Hastalık, hayatın gece karanlığıdır, fakat bir metafor değildir, doğal bir fenomendir; o yüzden hastalığa bakmanın en doğru yolu, onu metaforik düşünme biçiminden arıtarak ele almaktır. Ölümlü olmanın kendisi yeterince dehşet uyandırıcı olmadığı halde, metaforlar ve mitler, bize sancılı ve katlanılmaz ölüm hikayelerini anlatırlar. Fakat metaforlar sırf biz onları sevmiyoruz diye de tesirsiz hâle gelmezler; metaforların bilhassa teşhir edilip varlığının silinmesi gerekir.” [Susan Sontag]

“Metafor Olarak Hastalık - AIDS ve Metaforları” 2004 yılında kaybettiğimiz, çağımızın en yaratıcı ve üretken kalemlerinden Susan Sontag’ın başyapıtlarından...
Yazar, denemelerinde tüberküloz, kanser ve AIDS gibi hastalıkların metafor olarak kullanılma biçimlerini ve modern çağın hastalığa ve hastalıklara yaklaşımını gözler önüne seriyor.
Kitap, gerçekleri çarpıtan ve hastayı çaresizlik duyguları içinde bırakan mitleri açığa çıkarırken, hastalıkların yüzyıllar boyu toplumlar tarafından şekillendirilen anlamları üzerine düşünmemizi sağlıyor.

Agora Kitaplığı, 199 sf.
Çeviren: Osman Akınhay
Dizi: Kültürel Çalışmalar
Tür: Deneme


YATIR
Sadık Yemni

Sadık Yemni’nin yeni kitabı Everest’ten çıktı.
Yatır, okurları altmışların İzmiri’ne götürüyor. Komşuluk ilişkilerinin en yoğun olduğu, mahallelilik duygusunun tüm iyi ve kötü yanlarıyla yaşandığı, henüz küreselleşmenin aynılaştırmadığı şehir ve mahallelerin kendi kimliğini koruduğu günlerin İzmir’i yine başrolde. Bakkalları, meczupları, kahvehaneleri, ev kadınları, çolukları çocukları ile canlı, kıpır kıpır bir mahalle.
İşte bu mahallenin boş inançları, efsaneleri, bilinirleri, bilinmezleri, bilinip de bilinmezden gelinenleri, dedikoduları, susulanları yeni bir macera dokuyor.
Bu kez yatırlı bir ev, o yatırlı evin yirmi bir yılda bir tekrarlanan kehanetleri ve ışıl ışıl parlayan gül desenli taşları... Ve tabii yine bir ayağı gerçeğin, bir ayağı gerçeküstünün toprağında gezinen Sarp Sapmaz. Bir yandan kimya laboratuarında deneylerini yapıp, mahallenin güzel kızlarına kimya dersi vermeye devam ediyor, bir yandan da başka dünyaların gizemlerini çözüp, belalarını defediyor.

Everest Yayınları, 608 sf.
Tür: Roman


KARA KADİFE
Necati Göksel

‘Kara Kadife’ Necati Göksel’in ikinci romanı. ‘İyi’ ve ‘kötü’ arasındaki ince çizgiyi katmanlı bir kurgu ile dile getiren romanı, düşünsel derinliğin yanında, gerilim ve aksiyon türünün bir karışımı.
Romanın katmanlarında felsefi, dinsel, sosyolojik göndermeler, satır aralarında töre cinayetleri, işkence, yeraltı dünyası, uyuşturucu, nurculuk, göç ve göçebelik, Levantenler, taşra ve merkez gibi bir çok olgu üzerine değinmeler var.

Zenit ve Nergal
İki kahramanı var ‘Kara Kadife’nin; Zenit ve Nergal. Görsel unsurların da ön planda olduğu romanın göze çarpan bir diğer yanı ‘şiddet’in ana temada üstlendiği rol. Kitabın kahramanı iki gencin roman boyunca nasıl değiştiklerini, hayata karşı nasıl farklı roller üstlendiklerini görürüz: Onlar, kısıtlanmışlıkların ortasında dönüşen ve kendilerini yaratan gençlerdir. Taşradan gelmişlerdir ve şehre geldikleri andan itibaren metropol tarafından kuşatılırlar. Hikaye, sokağa çıkma yasağının hüküm sürdüğü bir zamanda başlar. Yaşadıkları ya da tanık oldukları şiddet, içlerindeki kırılmayı arttırır. Kültürel çatışmaların yoğun olarak yaşandığı, lümpenlik deryasında yüzen bir Beyoğlu’da, eski bir apartmanda hayatlarını sürdürürler. Bir sürü şoku üstüste yaşarlar. Fakat tüm bu bulanıklığın ortasında kendilerine bir çıkış yolu bulmayı başaracaklardır. Bulantı, onları boğmamış aksine şiddeti bir araç olarak kullansalar da, kendilerini yeniden tanımlayabilmişlerdir. Çünkü onlar insan varlığının, niteliğinden önce geldiğini ve niteliği dönüştürebildiğini kavramışlardır. Böylece, iki genç, iki kahramana dönüşür: artık onlar; iyileri, kötülere karşı koruyan savaşçılardır!

Film gibi roman
‘Hayatta yapmak istediklerimin başında edebiyat ve sinema gelir’ diyor Necati Göksel. Yazarın ilk kitabı ‘Hayat Askıda’, görsel bir kurguya sahipti. Her iki romandaki yoğun sinemasal akışkanlık; tüm kurgunun adeta okurun gözlerinde canlanmasını sağlayacak kadar güçlü.
Eleştirmenerin deyimiyle, ‘zaman ve mekan tasvirlerinin hiç aksamaması’ biraz da yazarın bu bakışıyla ilgili...

Grikedi Yayınları, 288 sf.
Tür: Roman


HEYKELLER SEVİŞİR Mİ
Mehmet Altan

‘Heykeller Sevişir mi’, Mehmet Altan’ın Can Yayınları’ndan geçen yıl yayımlamaya başlanan “On Yıl Önce On Yıl Sonra” dizisinin dördüncü kitabı. Kitapta Altan’ın 1994 yazıları yer alıyor. Daha önce sırasıyla ‘Hiçbir Şey Değişmiyorsa’ (1991), ‘Kırık Düşler Ülkesi’ (1992) ve ‘Ertelenmiş Hayatları Geri Verin’ (1993) adlı kitaplar yayımlanmıştı. Bu kitaplar ülkenin gereksinim duyduğu bir çalışmaya işaret ediyor: Altan, güncel yazılarını değil de, on yıl öncesinin yazılarını yayımlıyor. Bunu yaparak, Türkiye’de on yıl önce yaşananları anımsatıyor okura. Böylece hem kendi düşüncelerinin evrimini, hem de Türkiye’de yaşanan değişimleri sergiliyor. Yani bir toplumsal bellek çalışmasını da gerçekleştirmiş oluyor.
Altan’ın 1994 yazılarından bir seçmeyi biraraya getiren ‘Heykeller Sevişir mi’de kırk adet yazı yer alıyor. Bu yazılarda ‘sol’ kavramından demokrasinin değerlerine, Türkiye’de ordunun etkisinden laikliğe, Özal’dan Gorbaçov’a, Sivas’tan Saddam’a, bilgi toplumu düşüncesinden ikinci cumhuriyet önerisine pek çok konuya değiniyor Altan.
Ele aldığı konuları değişik açılardan bakmaya çalışarak inceliyor. Siyaseti, kültürü, sosyal gelişmeleri bir ekonomi profesörünün gözünden inceleyince sorunların aslında ne kadar komplike olduğunu görüyorsunuz.
Mehmet Altan, 1994 yılında yazdığı yazılardan derlenen ‘Heykeller Sevişir mi’ adlı kitabında, gündelik sorunlara saplanıp kalmamak gerektiğini savunuyor. Başka bir toplum hayal etmenin gerekliliğini, değişimin önünü açma zorunluluğunu işaret ediyor.
On yıl öncesine gitmek için iyi bir fırsat ‘Heykeller Sevişir mi’...

Can Yayınları, 164 sf.
Tür: Deneme


BAŞKALARININ KOKUSU
Aslı E. Perker

...Öyküler olarak başlıyordu kitap, küçük sakin bir öykü, sonra o küçük nokta etrafını etkileyerek büyüyordu. Zincirleme kazalar yaşanıyordu kahramanlar arasında. Bir çember, bir spiral döngüsü içinde zaman ve mekan değişiyordu. Sonra her olayın diğer öykünün alt metnini kurduğunu ve hayatın işe bu sıradanmış gibi görünen bir detaydan nasıl kocaman trajedilere dönüştüğünü gördüm. Yazarın öykü olarak kurduğu metnin romana geçişini, geniş plan baktığınızda da sinemaya göz kırptığını, hatta sanki gizli hedefinin bu olduğunu anladım. Anladım ki, çok usta işi bir metinle karşı karşıyayız...
[Meral Okay]


Sekiz ayrı hikaye, sekiz birbirinden farklı karakter... Fakat hayatları bazı noktalarda kesişiyor. Zeynep’in kimselere söylemediği bir sırrı var. Bu sırrın ağırlığı altında bir gün intihar etmeye karar veriyor. Başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimden sonra gözlerini hastanenin beyazına açıyor. O anda başında duran hemşire Süreyya bir sonraki öykünün karakteri. Süreyya kendini aşk romanı yazarı zannediyor. Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçerken bütün notlarını vapurda unutuyor. Notları bulan gazeteci Melis, bir sonraki öykünün kahramanı. Melis gazetecilikten birincilikle mezun fakat ancak bir mücevherat dergisinde iş bulabiliyor. Bir gün röportaja gittiği birinin büyükannesi Fecir Hanım ise 4. hikayenin kahramanı. 5. hikayenin sahibi Volkan, Zeynep’in eski kocası, hayatı bir trajediyle sonuçlanıyor. 6. hikaye Bülent’in. Süreyya’nın sözde müstakbel kocası. Hayattaki en büyük aşkı Betül, ama kendi deyimiyle her babasız büyüyen erkek çocuğu gibi en mutlu etmek istediği kadın annesi. 7. hikayenin karakteri Tamer. En yakın arkadaşı Melis bile Tamer aslında kimdir bilmiyor. Kapalı kapılar arkasında bambaşka bir hayatı var onun. 8. karakter İzzet Bey, Fecir Hanım’ın kocası. Bir yandan kendi hayatıyla ilgili sırları ilk kez okuyucularla paylaşırken bir yandan da Fecir Hanım’ın kişiliğine başka bir açıdan bakmamızı sağlıyor.

Daha önce Aktüel Dergisi ile Radikal, Yeni Binyıl, Sabah gazetelerinde gazetecilik yapan Aslı E.Perker’in ilk kitabı... Perker, son 4 yıldır New York’ta yaşıyor.

Çınar Yayınları, 263 sf.
Tür: Roman


SON ERMENİ
Abdullah Ayata

Abdullah Ayata’nın ‘Son Ermeni’ adını taşıyan romanı Türkiye’nin yakın tarihine farklı bir açıdan yaklaşıyor; dilleri ve dinleri ayrı olan iki milleti “sevgi-saygı” çemberinde buluşturan roman, “anı” kurgusundan dolayı “Kurtuluş Savaşı”nın tanığı olma özelliğine sahip.

Yazar Abdullah Ayata ile ...
Ayata, Ermenilerin kara gün/yas gün ilan ettikleri 24 Nisan 1915 tarihi için şunları söylüyor: “Her zaman olduğu gibi, bu sene de dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşamakta olan Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Türkler tarafından soykırıma uğrayıp, 1.5 milyon soydaşlarının öldürüldüğü iddiasıyla gündem oluşturma çabasındadırlar. Bu doğrultuda 24 Nisan 1915 tarihini de kara gün yas günü ilan etmişlerdir. Yakında 90 yılına girilecek olan bu gün münasebetiyle özellikle ABD ve Avrupa’da oluşturdukları lobileri, dernekleri aracılığıyla soykırım iddialarını onaylayan kararları bulundukları ülke parlamentolarından çıkararak, ülkemize baskı yaptırmayı, dış politikalarımızdan taviz verdirmeyi amaçlamaktadırlar. Oysa Ermeni tarihçileri ve aydınları, tarihi belgeleri inceleyerek gerçekleri cesurca söyleyebilseler, varlıklarını Türklere borçlu olduklarını herkes anlayacaktır.”

‘Son Ermeni’, Gazer Efendi, İbiş Hoca ve köy halkının dramatik yaşamlarını konu alır. Dönem, Osmanlı’nın son yıllarıdır. Roman, dinleri ve dilleri ayrı olan iki insanın birbirlerine duydukları aşkın öyküsü ile başlar. Ayata, konusunu tarihi gerçeklerden alan romanını anlatırken, Ermenilerin tarihi geçmişlerine de göz atıyor: “Ermeniler tarih boyunca hep büyük imparatorlukların himayesinde yaşamışlar, zaman zaman da bölgeden bölgeye sürülmüşlerdir” diyor Ayata. “Tarihleri birkaç ayrı mitolojik varsayıma dayanır. Aralarındaki derin mezhep farklılıklarından dolayı inanç birliğine de sahip değildiler. Avrupalı Ermeniler Katolik, Rus Ermenileri Ortodoks, Anadolu Ermenileri ise Gregoryan’dır. Anadolu dışındaki Ermeniler, Anadolu Ermenileri’ni her zaman hor görüp taşralı gözü ile bakmışlardır. Milli devletlerden ziyade dini toplumların devlete egemen olduğu dönemlerde Bizans İmparatoru 2. Jüstinyen “Şeytanın temsilcisi Gregoryanlar, aşağılık mahluklardır” sözü ile Anadolu Ermenileri’ne bakış açısını belirtmiştir. Bizans derebeylerinin ağır vergilerinden, acımasız davranışlarından ve mezhep değiştirmeleri için yapılan baskılardan bıkan Ermeniler, Türklerin Anadolu’ya girmesiyle rahatlamışlardır.”

Altın Kitaplar, 320 sf.
Tür: Roman


DUBLÖRÜN DİLEMMASI
Murat Menteş

Murat Menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. Onunla çekişirken çiçek açarsınız. Yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. Peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat Murat Menteş’in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. Ben, Murat’ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; Murat, aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. Bu yüzden ‘Dublörün Dilemması’ çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor... Böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı Murat için olsun!..
[Nihat Genç]

İletişim Yayınları, 263 sf.
Dizi: Çağdaş Türkçe Edebiyat -152


ASİ
Orkun Uçar

‘Metal Fırtına’ yazarından epik fantastik bir roman...
‘Metal Fırtına’, Türkiye’de politik kurgu türünde bir kitaptı ve büyük etki yarattı. Orkun Uçar, bu kez de ‘Asi’ ile okura bir Türk epik fantezi kitabı sunuyor. ‘Asi’, 12 kitaptan oluşacak “Derzulya” serisinden “Habis Üçlemesi”nin ilk kitabı. Roman, Altın Kitaplar aracılığıyla okurla buluşuyor.
‘Asi’, bütünüyle hayal gücüne dayanan, fantastik kurgu kalıpları içinde kabul edebileceğimiz bir eser ama içindeki strateji ve entrika yapısıyla, kurgu dokusuyla okuru içine çeken bir yapıt.

Günümüz dünyasının 500 yıl sonrası. Uygarlık ve teknoloji unutulmuş, Grihavarilerin başı Janus istediği gibi zulüm ve kötülükle dolu Derzulya’yı kurmuştur. Sarp, büyük güçlerle mücadele ederken yorgun ve yenik düşmüş, bir çölün derinliklerine saklanmıştır. Ama genç bir anne ölüm döşeğindeyken küçük kız çocuğunu onun korumasına bıraktığında, yine başını belaya sokacak olayların içine dalmış olur.
Bu küçük kız çocuğunun peşinde çok fazla güç vardır. Sarp, askerlerle, yaratıklarla mücadele ederen, hiç beklenmedik bir müttefik bulacaktır. Bu sırada Derzulya’da entrika, savaşlar tüm gücüyle devam etmektedir!


Orkun Uçar, Derzulya ırkları, kültürü, yaratıkları, büyücüleri ve sıradan insanları ile zengin bir kurgu alemini okura sunuyor. ‘Asi’nin bir diğer çekici tarafı, hayal gücünün sınırsızca kullanılmış olması. Roman, zengin bir karakter resmi geçidine de sahip. Yazar, öyküsünü anlatırken oldukça sade bir dil kullanıyor.

Altın Kitaplar, 381 sf.
Tür: Fantastik roman


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları