Celal Pir: NTV’ye Sorun programından bir kez daha mutlu günler... Sayın seyirciler bugün NTV'ye Sorun'da "sosyal koruma kurumu" nu ele alacağız. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, emeklilik, sağlık ve sosyal yardım hizmetlerini tek elde toplayacak, sosyal koruma kurumu adlı projesini açıkladı. Bu yeni projenin milyonlarca çalışana ne getirip ne götüreceğiyle ilgili merak ettiğiniz tüm soruları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Sayın Tuncay Teksöz, canlı yayında yanıt verecek. Sayın Teksöz, programımıza hoşgeldiniz. İzninizle izleyici sorularıyla devam ediyorum.
Mubin Çakmak (Elektronik mühendisi): Bu üç kurumun birleştirilme anlamı ne? Burada amaç ne, yani burada iç sahası açmak ya da beli şeylerden tasarruf mu etmek onu ben öğrenmek istiyorum.sebep ne yani bu üç kurumu neden bir araya getiyorlar?
Tuncay Teksöz: Üç kurumun biraraya gelmesi temel amaç değil. Temel amaç Türkiye’deki bütün vatandaşlarımızın aynı şekilde tek bir emeklilik sisteminin olması. Tek bir sağlık sigortası sisteminin olması. Ve bunun genel olması. Tek bir sosyal yardım ve hizmet sisteminin olması. Ve bütün vatandaşlarımız için eşit olması. Böyle bir sisteme geçtiğimiz zaman, elimizde üç tane kurum var. Üç kurumun da aynı işi yapıyor olması gerekecek. Oysa üç kurumun da zayıf tarafları var, güçlü tarafları var. Oysa bizim bir tane kuruma ihtiyacımız var. Nüfusun tümüne aynı şekilde, aynı standartla hizmet verecek tek bir kurum kurmayı hedefliyoruz. Bu aşamada da bir takım kurumsal zaafiyetlerimizi de gidermeyi hedefliyoruz.
Gökhan Cambaz (Muhasebeci): Yeni sosyal koruma kurumunun emeklilik yaşı hakkındaki politikası nedir? Reform ile birlikte ememklilik yaşında bir yükselme öngörülüyor mu?
Tuncay Teksöz: Evet, emeklilik yaşında biliyorsunuz 1999’da yapılan sosyal güvenlik reformu döneminde emeklilik yaşında kademeli bir artış öngörülmüştü. Emeklilik yaşı da şu anda devrede olan bir yasayla 2035’e kadar 58-60’a çıkacak. Kademe kademe her yılda bir emeklilik yaşı artıyor. Bu geçiş sürecine yönelik bir değişiklik öngörülmüyor şu anda. Fakat bütün emeklilik sistemleri hayatta kalma beklentisiyle paraleldir. Dolayısıyla şu anda öngörülen sistem, 2035’ten sonra Türkiye’deki ortalama yaşam süresi, hayatta kalma beklentisi uzadıkça, emeklilik yaşının da buna paralel artması. Bu anlamda 2035 ile 2075 arasında emeklilik yaşını, 2035’deki 58-60’tan, 2075’te 68-68’e, kadın erkek eşit olacak şekilde kademeli bir geçiş söz konusu. Fakat bunlar 2035’ten sonra emekli olacak kişiler için geçerli olacak. Ve kademeli kademeli 2075’e kadar 68 yaşına çıkacak. Böyle bir düzenleme, emeklilik sistemlerinde kaçınılmaz.
Nazım Yıldız (Pazarlamacı): Sosyal koruma kurumu ne zaman hayata geçecek ve biz görebilecek miyiz? Yoksa çocuklarımız mı görecek?
Tuncay Teksöz: Kademeli bir geçiş planlıyoruz. Öncelikle tek emeklilik sistemine geçmek, bundan genel sağlık sigortası sistemine geçmek. Sosyal yardım hizmetlerini birleştirmek. Hemen 2005’te yasa çıktıktan sonra, yasanın hazırlanmasından ve meclisten geçmesinden sonra peyderpey devreye girecek. Bunların devreye girmesi için sosyal koruma kurumuna bu aşamada ihtiyaç yok. Fakat üç kurumumuzun yeni bir örgütlenme şeklinde sosyal korumu kurumu adı altında, buna dönüşmesinin üç yıl alacağını düşünüyoruz. Üç yılın her aşamasını takvimlendirdik. İlk yılda yapılacak işler var. Ama üçüncü yıla geldiğimizde artık SSK, Bağkur, Emekli Sandığı, tümüyle sosyal koruma kurumu adı altında bütünleşmiş ve bütün vatandaşlarımız aynı kurumdan hizmet alır, aynı kalitede hizmet alır ve çok daha iyi kalitede hizmet alır duruma geçmiş olacak. Ama bu demek değildir ki, yapılacak işler 2007’ye kadar sarkacak. Hayır, bu arada 2005 yılında bir çok şey devreye girmiş olacak zaten.
Celal Pir: Şu anda ortaya attığınız fikirden itibaren üç yıl mı? Yoksa yasallaşmadan itibaren üç yıl mı? Çünkü meclisin tatili var. Belki 2004’ün sonuna sarkacak. Bir takvim oynamasından, 6 ay, 1 yıldan bahsediyor muyuz?
Tuncay Teksöz: Aslında sosyal koruma kurumunun hayata geçirilmesi için üç yıllık çizdiğimiz takvim, haziran ayında başladı. Şu anda yapmamız gereken şeyler vardı. Örneğin, şu anda dosyalarda saklanan arşiv bilgilerini elektronik ortama almak. Çünkü bu yeni kurumun, merkezi veri tabanı temel işlevi olacak. Merkezi veri tabanına dayalı olarak bütün işler yapılmaya başlanacak. Yeniliği de orada zaten. Ama bu çalışmalara şimdiden başladık. Bizim takvimizdeki üç yıl, 2004 haziranında başladı. Ama tabi burada yasalaşması da önemli bir aşama olacak.
Necati Yıldıran (Mühendis): Bağkur, SSK ve Emekli Sandığı'nın sosyal koruma kurumu adı altında birleştirilmesindeki asıl amaç hep bahsedilen SSK ve Bağkur açıklarının Emekli Sandığı'nın kaynaklarından karşılanması mıdır?
Celal Pir: Bu kurumların arasındaki aktüeryal denge diyorsunuz. Çalışanların emeklileri, primleriyle finanse etmesi. Bu sistemde bir sakatlık var ki, böyle bir iş yapıyorsunuz. Nedir oradaki durum?
Tuncay Teksöz: Sistemimizin geneline ilişkin temel yanlış ya da temel kurgu hatası, çalışan başına düşen emekli sayısındaki düşüklük. Şu anda iki çalışana bir emekli düşüyor ortalama. Üç kurumun ortalamasından bahsediyorum. Oysa nüfusumuza baktığımızda, çalışabilir nüfusumuzu yaklaşık 9 çalışabilir nüfusumuza bir yaşlı nüfus düşüyor. Bunun sebepleri nedir? İşgücüne katılımın azlığı, kayıtdışı istihdam, erken emeklilik... Bunlar gibi bir takım sorunlarla, problemlerle sistem iyice bozulmuş durumda. Fakat hemen dinleyicimizin sorusuna döneyim. Aksine şu anda SSK ve Emekli Sandığı’nın açıkların toplamına yakın bir açığı sadece Emekli Sandığı var. SSK ve Bağkur’un açıklarının toplamına yakın bir açığı sadece Emekli Sandığı veriyor. Oysa Emekli Sandığı, nüfusumuzun sadece yüzde 20’sine hitap eden bir sistem. Buradaki aktüeryal dengesi en bozuk olan kurumumuz Emekli Sandığı...
Celal Pir: Yani, birbirlerinin açıklarını kapatması söz konusu. Zaten büyük bir açık var, doğru mu?
Tuncay Teksöz: Elbette.. Her üç kurumda da çok büyük açık veriliyor. En büyük açığı da Emekli Sandığı veriyor.
Celal Pir: Açık miktarı nedir?
Tuncay Teksöz: Toplamı 19 katrilyon. Yani, bu sene tahmin ettiğimiz milli gelirimizin, bütün ülke olarak ürettiğimiz toplam değerin yüzde 4.5’u, sadece bu üç kurumun açıklarını karşılamak için kullanılacak.
Raşit Şahin (Mali müşavir): Her üç kurum birleştirildiğinde kurum çalışanlarının özlük hakları eşitlenecek mi ve aynı düzeyde aynı şekilde emekli olacaklar mı?
Tuncay Teksöz: Herhalde SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı çalışanlarından bahsediyor. Elbette özlük hakları yeni statüye göre, üçü birden değişip, sosyal koruma kurumunun özlük haklarına dönüşecek.
Celal Pir: Herhangi bir hak kaybı ya da hak kazanımı söz konusu mu, kurumlar arası çalışanların?
Tuncay Teksöz: Şu anda buna ilişkin yasa tasarıları hazırlanmış değil. Yani, elde olan bir teklifi şu anda açmış değiliz. Şu anda biz tasarımı tartışıyoruz. Elbette değişiklikler olabilir. Belki bu olumlu yönde olabilir, iyiye doğru gidebilir. Eleman sayısı azalabilir. Eleman sayısını arttırmak gerekebilir. Bütün bunları tartışırız. Ama burada, şu aşamada kamuoyunun bilgisine sunmak istediğimiz, kamuoyundan geri bildirim, sosyal taraflardan geri bildirim almak istediğimiz konu Türkiye’deki her vatandaşımızın, aynı kurumdan, aynı kalitede ve çok daha iyi kalitede sosyal koruma hizmeti almasına yönelik yeni bir kurum tasarlıyoruz ve bu yeni kurumun çalışma tarzını tartışmak istiyoruz. Bu çalışma tarzı, mevcut hallerine hiç benzemeyecek bir çalışma tarzı. Tümüyle otomasyon sistemine dayalı, tümüyle müşteri odaklı, bir takım hizmetlerin verilme süresinde kriterlerin olduğu... Örneğin emekliliğin aylığının bağlanmasının 10 dakika, yarım saat ya da bir gün içinde tamamlanabileceği, yeni kriterlere göre çalışan müşteri odaklı bir sistemden bahsediyoruz. Böyle bir konuma geçmemiz gerekiyor. Bunun için muhtemelen çalışanların statülerini iyileştirmek gerekebilir. Ama şu anda bir şey söylemek zor.
Nurgül Bayram (Esnaf): Sürekli emekli maaşlarından vergi alınacağı söyleniyor. Sosyal koruma kurumu, emekli maaşından vergi alacak mı, almayacak mı?
Tuncay Teksöz: Şu anda böyle bir konu gündemimizde değil. Emekli aylıklarından vergi alınması ya da bir başka kesinti yapılarak sistemin dengede tutulması gibi bir planımız şu anda yok.
Muhammed Karadağ (Satış müdürü): Herkes tek bünyede çalışacak bu kurumlar birleştiği zaman işsizlik sorunu artacak mı?
Celal Pir: Bu kurumların verimsiz çalışmasında çok sayıda personelden şikayet mi var?
Tuncay Teksöz: Hayır, aslında kurumların personeliyle ilgili değil. Fakat sosyal güvenlik sistemleri, Türkiye’deki işgücü piyasasına yönelik önemli düzenlemelerdir. Bir sosyal koruma kurumu adı altında yapmaya çalışıyoruz. Yeni bir sosyal koruma sisteminin temel amacı istihdamı geliştirmek, istihdamı desteklemek olacaktır. Bu anlamda toplam işsizliği azaltmak yönünde bir çabamız var. Ama kurumlar arasındaki işsizlik, SSK, Bağkur, Emekli Sandığı arasındaki işsizlikten bahsediyorsak, böyle bir seçenek pek yok. Çünkü belli alanlarda çalışan çok fazla sayıda elemanımız var, doğru. Ama bazı alanlarda da elemanımız yok. Örneğin kayıtlılık takibi konusunda kontrol yapabilecek, kontrol memurlarımız son derece az. Eğer üç kurum birleştiğinde fazla olacak elemanları kullanabileceğimiz alanlar çok. Yeter ki sistemi doğru kurgulayalım.
Savaş Kızılay (Sigortacı): Bu yeni yasa çıktığında ne gibi değişiklikler olacak,biz bu kuyruklardan kurtulabilecek miyiz?
Tuncay Teksöz: Yeni kurumun tasarımı tümüyle buna yönelik. Yani dünyada bu müşteri odaklı yaklaşım denilen yaklaşım. Olabildiğince işlemlerinizi otomasyon sisteminize alıyorsunuz. Bir banka örneği düşünün. Bir banka şubesine gidiyorsunuz ve bankayla ilgili bütün işlemlerinizi 10-15 dakika içinde hiç genel merkezle bir yazışma olmaksızın, karşınızdaki banka memuruyla onun önündeki bilgisayarla çözüyorsunuz. Aslında bizim de yaptığımız işler, sosyal koruma kurumu anlamında yaptığımız işlerin birçoğu bundan başka bir şey değil. Bize gelen vatandaşlarımıza emekli aylığı bağlatmak ister, ya primini ödemek ister, ya sağlık karnesini almak ister. Bunların hepsi kendisinin hak kazanıp kazanmadığına bakabileceğimiz bir sistemde doğrudan en uç noktadaki elemanımızla yapabileceğimiz, son derece kısa sürede yapılabilecek şeyler. Sosyal koruma kurumundaki temel felsefe de bu. Müşteri odaklı, teknolojinin tüm olanaklarını kullanarak, bürokrasiyi en aza indirecek bir sistemi kurabilmek. Bununla bu alanda etkinliği sağlayabileceğimizi düşünüyorum.
Celal Pir: Yani, en çok basit bir şekilde herkesin anlayabileceği bir sistemden mi bahsediyoruz?
Tuncay Teksöz: Bir vatandaşımız geldiğinde, karşısındaki memur, onların bütün işlerini çözebilsin ve işini halletmiş olarak oradan çıkabilsin. İdealimizdeki nokta bu. Buna ulaşmaya çalışıyoruz. Üç yıla da bunun için ihtiyacımız var.
Celal Pir: Genelde en alt kademedeki memurla karşılaştığımız zaman bir yetki sorunuyla karşılaşıyoruz. Benim buna yetkim yok, deniyor. O zaman tüm koruma kurumu memurları yetkilendirilmiş kişiler mi olacak? Yani, bir de onların yetki problemiyle uğraşmayacağız mı? Çünkü bir çok yetkiden kaynaklanan sıkıntıdan oluyor.
Tuncay Teksöz: Evet, kesinlikle. Bütün o imza prosedürleri, bütün yetki prosedürleri, yazışmalar, iç yazışmalar, kurumlar arası yazışmalar, onlardaki gecikmeler. Bunların tümünü bu şekilde aşacağız. Hedefimizi iddialı tutuyoruz. Umarım gerçekleştiririz.
Ömer Çilingir (Jeoloji mühendisi): İnsanlar bu üç kurum birleştiğinde bütün hastaneleri gayet rahatlıkla kullanabilecekler mi?
Tuncay Teksöz: Reformun en temel amaçlarından bir tanesi ayrıcalıkları ortadan kaldırmak. Her emeklilik sistemimizde ayrıcalıklar var. Türkiye’de beş farklı emeklilik programı var. Üç emeklilik kurumu olmasına rağmen. İsteğe bağlı emeklilikler, takım sigortalıları, kendi hesabına çalışanlar. Sağlığa gelelim. Sağlıkta beş farklı sigorta kolumuz var. Emekli Sandığı’ndakiler farklı standartlarda, farklı kalitede hizmet alır. SSK öyle, hangi hastaneye gideceği bellidir. Bağkur, farklı standarttadır. Yeşil kartlılar, daha düşük ama farklı bir standarttadır. Kamu çalışanları farklı bir standarttadır. Ve kapsamda olmayan da belirli nüfus kesimi vardır. Buradaki temel amacımız herkes için tek, aynı.. Aynı şekilde hizmet alabileceği, ortak standartların olduğu ve istediği hastaneden hizmet alabileceği, gerçekten sigortacılık yaptığımız bir sisteme geçebilmek. Bu sistem, sigorta sistemi olacak. Sisteme prim ödemek zorunlu olacak. Yoksul olan, prim ödemeyecek durumda olan kişiler için primi devlet ödeyecek. Fakat diğer kişiler, sigortasız olanlar ve yoksul olmayanlar, kendi primlerini ödemek zorunda olacaklar. Ve Türkiye’deki bütün hastanelerden, bütün sağlık tesislerinden genel sağlık sigortasının şartları dahilinde hizmet alabilecekler. O alınan hizmeti, genel sağlık sigortası finanse edecek. Bütün bu dönüşüm, sadece genel sağlık sigortasıyla olacak bir şey değil. Sağlık sektörümüzde de hizmet sunumunda da bir reforma ihtiyaç var. Sağlık Bakanlığımızla birlikte sağlıkta dönüşüm programı olarak adlandırdığımız bir dönüşüm programının bir parçası genel sağlık sigortası. Aile hekimliği, hastanenin işletmeye dönüşmesi gibi bir dizi önlemle birlikte bunu hayata geçireceğiz.
Celal Pir: Genelde düşük kalitede sağlık hizmeti alan var. Çok değişik imkanları olan sağlık hizmetleri açan da var. Bunları dengelerken, baz olarak neyi alacağız? Yani, en düşüğü baz alırsak, o zaman varolan hakların bir çoğunun sağlık sisteminde aşağı doğru gittiğini göreceğiz. En üst düzeyde olanları baz alırsak, başka şeyler yapmamız gerekir. Bunu nasıl dengeleyeceksiniz? İyi bir sağlık hizmetinin standartları ne olacak? Var mı böyle bir çalışma?
Tuncay Teksöz: Elbette var. Ve başlangıçta bu sistemin hesaplarını yaparken geçen seneden beri çalışmalarını sürdürüyoruz. Bizde de bu korku vardı, doğrusunu isterseniz. Oysa detayına indiğimiz zaman gördük ki, yeşil kart hariç, diğer üç sağlık sigorta sistemimizin SSK, Bağkur, Emekli Sandığı ve hatta dört, kamu çalışanları, kapsamı aynı aslında. Sadece kaliteden farklılık var. Çok geniş bir kesimi SSK hastanelerine mecbur kılmışız. Ülkenin çok kısıtlı bir sağlık kapasitesinden çok bir geniş kesimi mecbur kılmışız. Çok geniş bir sağlık kapasitesini de daha dar bir kesime açmışız. Dolayısıyla o tarafta daha işler yolunda yürüyor. Daha kolay oluyor. Ama SSK hastanelerimizde kuyruklar, sıralar filan. Aslında bu teminat paketinin darlığından değil. Aynı teminat paketini herkes için zaten garanti ediyor. Fakat buna ulaşımda sorun var. Bu yapmaya çalıştığımız, ülkenin tüm sağlık sektörü hizmet sektörü kapasitesini eşit şekilde kullandırabilmek. Burada sanıyorum, tabi eskisi gibi en avantajlı olan emekli sandığı diyelim, kamu çalışanları ve emekli sandığı seviyesinde olamayacaklar. Niçin? Çünkü aynı hastaneden SSK’lılar, yeşil kartlılar da faydalanacaktır. Sadece bu yüzden olabilecek. Fakat sağlık sektöründeki sözünü ettiğim reformlar, burada son derece önemli. Aile hekimliğinin devreye girmesi, basamak sisteminin olması, hastanelerin rasyolizasyonu, eğer gerçekleşebilirse, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Önceki sistemle karşılaştırmak son derece güç olacak.
Necati Yıldıran (Mühendis): Bugün bir işçi emekli olduğunda maaşının %40'ı ve bir memur emekli olduğunda maaşının %85'i emekli maaşı olarak bağlanıyor. Yeni skk ile memur, işçi ve esnaf'ın aynı şartlarla emekli olacağı söyleniyor. Bu durumda değişiklik hangi maaş oranı baz alınarak uygulanacak?
Tuncay Teksöz: Mevcut durumda bir işçi, bir SSK’lı emekli olduğunda brüt maaşının, eğer 25 yıl çalıştıysa yüzde 65’i aylık olarak bağlanıyor. Yine 25 yıl çalışan bir Emekli Sandığında brüt maaşının yüzde 75’i bağlanıyor. Dengesizlik bu kadar, daha fazla değil. Ama buradaki brüt maaşlar, dikkat edin, çalışırken ele geçen ücretle kıyasladığımızda sözünü ettiğimiz yüzde 65, SSK’da yüzde 93’e tekabül, ele geçen ücretin yüzde 93’ünü alıyor. Bu da aslında bir an önce emekli olmayı teşvik eden sistemin hatalarından birisi. Emekli Sandığı’ndaysa, eğer prim ödenen matrah, ücretin tümüyse, ele geçen ücretle kıyasladığınızda yüzde 112’sine varıyor, emekli aylığındaki ücretler. Bu durumda zaten tek bir sistem olacağı için, bu sistem yavaş yavaş, orada geçiş sürecini anlatmak lazım. Bugünden yarına değişmeyecek. Ama reformdan sonra sisteme girecek olanlar için, herkes için aynı sistem olacak. Fakat mevcut çalışanlardan, reformlar sonrası geçen süre için emekliliğe hak etme süreci boyunca yeni sistemde getirdikleri süre oranında yeni sistemden etkilenecekler. Dolayısıyla bu uyum, mevcut sigortalılar için zaman içinde, kademeli olarak olacak. Emekliliğine çok az kalmış olanı, az etkileyecek. Çok kalmış olanı çok etkileyecek şekilde.
Celal Pir: Hangi oranı baz alacaksınız? 65’i mi, 75’i mi? Yoksa başka bir rakam mı var?
Tuncay Teksöz: İkisi de değil aslında. 2040 yılında aylık bağlama oranı yıllık yüzde 1.5 olacak şekilde, bir yıl çalışmaya karşılık 1.5 olacak şekilde. Fakat bu 2040 yılında geçerli olacak şekilde, kademeli olarak düşecek şekilde tasarımımız da var. Bunu tartışmaya açtık.
Vahap Kokulu (Müzisyen): SSK yasasinda "analık primi" kesintileri var.emekli sandiginda bu adla bir kesinti yok. Sosyal koruma kurumu, bu haksızlığı giderek mi?
Tuncay Teksöz: Artık analık sigortası olacak. Herkes ödeyecek. Yani farklılık kalmayacak. Emekli Sandığı ve SSK gibi farklar kalmadığı için, hatta 2007’de bu dönüşümü planlıyoruz. Yasa çıktıktan sonra bütün haklar ve yükümlülükler eşitlenecek.
Bahar Devrim (İş kadını): Türkiye ab'den tarih bekliyor. Bu yeni düzenlemeler ab kriterlerine hangi açılardan uygun hangilerindenz değil?
Tuncay Teksöz: Öncelikle Avrupa Birliği kriterlerine sürdürebilir bir sistemi kuruyor olmaktan dolayı temel olarak uymamız gereken kriterlerden bir tanesi buydu, buna uyuyoruz. Yani, Avrupa Birliği’nin makro ekonomik kriterleri, mastricht kriterlerini hatırlarsanız, bütçe açığının yüzde 3’ü kadar bir açık veya ekonominizin olması gerekiyor. Şu anda bir çok siyasal kriteri yerine getirmiş durumdayız. Önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği’yle tartışacağımız konularımız ekonomik kriterlerimiz. Avrupa Birliği’nin tümünde geçerli tek bir sosyal güvenlik sistemi kriteri yok. Fakat genel kriterler var. En büyük kriter de sürdürülebilir olmak. Yani, ülkenizin, her ödenen prim, yaklaşık 100 yıllık bir borcu almak demektir. Sisteme her ödenen prim, yüz yıllık bir alacağa tekabül eder. Devletin, sosyal güvenlik sisteminin bu borçlarının düzeyi aslında sürdürülebilirliği gösteren şey. Bütün bu reformlar, ülkenin çok uzun vadede sürdürülebilir bir sisteme kavuşmasıyla, Avrupa Birliği’nin temel kriterlerini oluşturacaktır, sanıyorum.
Mehmet Okumuş (Bankacı): Sosyal güvenlik, Türkiye'de büyük bir bütçe açığı nedeni. Şimdi bunların hepsi bir çatı altında buluşunca, açık aratacak mı?
Tuncay Teksöz: Gerçekten de ciddi bir açıkla karşı karşıyayız. Ve emeklilik programlarının açıkları, bugünden yarına kapanabilecek konular değil. Çünkü şu anda çok ciddi oranda SSK’da yüzde 60’larda, Emekli Sandığı’nda yüzde 67’lere yakın, 58-60 yaşın altında bir emeklii kitlemiz var. Bu emekli kitlesine her ay aylık ödemek durumundayız. Diğer taraftan aldığımız primler kısıtlı. Bugünden yarına bir değişiklik beklemiyoruz. Fakat burada önemli olan gidiş yönümüz. Sosyal güvenlik emeklilik programlarımızın, emeklilik sigortalarımızın açıklarını kapatmayı hedeflemeliyiz. Çünkü sigortaya devletin katkı yapması, sosyal güvenlik sistemi içinde yanlış olan şeydir. Devlet, muhtaç olana yardım etmelidir. Sosyal yardım ve hizmete yardım etmelidir. Oysa biz de öyle bir ciddi açıkla karşı karşıyayız ki, devlet, sigortaya, yani kendi kendisini finanse edebilecek kesime yardım etmek zorunda kalıyor. Bu açıkları projekte ettik. Basın toplantısında da açıkladık. Yaptığımız düzenlemelerle, emeklilik yaşının 2035’ten sonra kademeli artması, aylık bağlama oranının yavaş yavaş düşmesi, Emekli Sandığı, SSK, Bağkur ayrımının kalmaması. Ortak bir primli, sigorta sistemine geçiliyor olması gibi faktörlerin sonucunda 2044 yılında açığın sıfırlanacağı gözüküyor. Fakat önemli olan bir sonraki yıl açığın daha azalacak olması. Bir sonraki yıl daha da azalacak olması. Daha çok önemli olan bu. Yani, çok uzun vadeli diye bakılması yanlış.
Nazan Aras: Ödeme gücü olanlar kendi primlerini yatırabilecek mi? Ve bunun özel avantajları var mı?
Tuncay Teksöz: Hayır, kesinlikle yok. Sözünü ettiğimiz genel sağlık sigortasında şu anda sağlık sigortası kapsamında olmayan, fakat yoksul da olmayan kesimin de zorunlu olarak genel sağlık sigortasına dahil olması. Onlar prim ödemek zorunda olacaklar. Onlar da sağlık hizmetinden faydalanacaklar. Ama aynı sağlık hizmetinden.. Herkes kadar, herkesle eşit düzeyde.
Hasan Toprak: Bu kurum ülkeyi nüfusun yaşlanmasına nasıl hazırlayacak. İş gücü maaliyetini arttırmadan büyüme ve istihdama nasıl yardımcı olacak?
Tuncay Teksöz: Size bir rakam daha vereyim. 2004 yılında 19 katrilyon açığımız ama sadece 1994 ve 2003 yılında üç kurumun açıklarının, hazinenin borçlanma faizleriyle güncellenmiş değeri. Yani varsayalım ki, hazine bunu hep borçlanarak karşıladı. Bunun rakamı 345 katrilyon TL. 2004 yılı başı itibariyle... 2004 yılı başı itibariyle, toplam borç stoğumuz 282 katrilyon lira. Yani, ülkemizin ciddi borç krizinde olduğu, borçlanma sorunu yaşadığı, yüksek faizler. Yüksek reel faizlerden dolayı yatırımların yapılamaması. Yatırım yapılamamasından dolayı istihdamdaki daralma gibi bir çok faktörün neden olduğu toplam borç stoğu 282 katrilyon iken, sadece 10 yılda üç kurumun yarattığı açık, 345 katrilyon lira. Bu kuruluşları, özellikle sigorta sistemlerine, uzun vadede bile olsa, sürdürülebilir bir hale getirmek, açıklarını azaltır bir hale getirmeye başlamak bile Türkiye’deki faizleri aşağıya çekecek, faizler, yatırımları körükleyecek. Yatırımlar istihdama yolaçacak. Böyle bir dinamik. Yani, büyüme sürecine, bir dinamiğe yolaçacak. Fakat sadece makro ekonomik etkiden bahsetmiyoruz. Mikro olarak da sosyal güvenlik çalışma hayatının en önemli düzenlemeleridir. Buradaki kurumların oldukça akılcı, etkin çalışması gerekir. Onun için de bu kurumsal yapıya çok önem veriyoruz. Kayıtlılığın takibi, haksız rekabeti önlemek açısından da son derece önemlidir. Primlerin etkin takibi, yine haksız rekabeti önlemek için önemlidir. Çünkü aktif iş gücü programları, yani mevcut iş gücümüzün niteliğinin geliştirilmesi yine sosyal koruma kurumunun görevleri arasındadır. Çünkü böyle bakıldığında istihdam ve büyüme, bu reformun önceliği...
Celal Tozan (Sosyal güvenlik danışmanı): Tuncer beye, sanki sunumu bunlara kesin karar verilmiş , yapılacak düzenlemeler gibi tanıtıyor oysaki daha önce sözünü ettikleri bu projeyi sosyal taraflarla tartışıp onlarında mutabakatını sağlayıp sonra meclise sevk edileceği şeklindeydi. Ve bunu Sayın Başeskioğlu, basın toplatında söyledi. Ama şimdiki sorulara yanıt bu proje kesinleşmiş durumda. Bu böylemi yoksa önceden bahsedildiği gibi sosyal tarafların onayı alınıp öyle mi meclise sevk edilecek?
Tuncay Teksöz: Celal beye teşekkür ediyorum, sağolsun, beni uyardı. Belki ben biraz heyecanımdan bu genel felsefeleri olacakmış gibi söylüyorum. Bu bizim tasarımımız. Tasarımız da değil. Tasarı yapmaktan da vazgeçtik aslında. Daha önce hazırlamıştık, bir kanun tasarısı. Bunları tartışmak istiyoruz, sosyal taraflarla. Bunun için de bir süreç içindeyiz. Bir beyaz kitap dediğimiz sosyal güvenlik reformunu niçin yapmak istiyoruz. Neyi, niçin değiştirmek istiyoruz, nereye varmak istiyoruz. Bunları olabildiğince detaylı yazalım istiyoruz. Şu anda o çaba içindeyiz. Hemen önümüzdeki sosyal güvenlik yüksek danışma kurulunda, ki çok sayıda sosyal taraf orada üyedir. Bu kitabı gündeme getirip, bu kitabı tanıtıp, sosyal güvenlik tasarımımızı tanıtıp, sosyal tarafların aktif katılımını almak istiyoruz. Şu kesin ki, eğer sosyal taraflar, eğer toplumun geniş kesimi, sosyal güvenlik alanında yapılacak reformu desteklemezse, kalpten desteklemezse ve takipçisi olmazsa, bu denli bir büyük değişikliği hayata geçirmek son derece güç.
Ercan Kantar (Esnaf): Bağkur ve sigorta borçları olanlara bir af veya herhangi bir ödeme kolaylığı gelecek mi?
Tuncay Teksöz: Af, borçlanma, bunlar bizim erken emeklilik sistemimizin temel yanlışları, temel problemleri... Af olacak mı, olmayacak mı, buna cevap vermek çok güç. Ama yanlış mı doğru mu derseniz, af çıkması yanlış.
Celal Pir: Sayın Teksöz, programımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. |