|
|
|||||
![]() |
| SUÇLU AYAĞA KALK Burada suçlu olan, başarılı olduğunda sadece övgüleri duymayı başaran; statlarda artık olağan sayılan küfürlere kulağını tıkayabilen; Bize küfür edildi, hem de VIP tribününden, 3 metre arkamızdan; tek bir kişi çıkıp da tepki göstermedi diyerek istifa etme hakkına sahip olduklarını düşünen yönetimlerdir... Burada suçlu olan, tribünde küfür etmenin bir deşarj aracı olduğunu, geçim sıkıntısı ya da çeşitli hayat sıkıntılarını statlarda küfür ederek dile getirmenin tepkisel ve normal olduğunu savunan, böylelikle stat terörünü meşrulaştıran sosyologlardır... Burada suçlu olan, stattaki terörün başlangıç noktasının küfür olduğunu farkına varmayan, bu nedenle küfürleri susturma sorumluluğunu üzerine almak yerine, hakemlerin sırtına yükleyen Fedarasyonlardır... Burada suçlu olan, eleştirmeyi kişilik haklarına saldırmak olarak gören, fikir üretmek yerine polemik yaratma konusunda uzmanlaşmanın daha yararlı olduğunu farkeden ve bundan beslenen basın mensuplarıdır... Tabii ki burada suçlu olan, Fair-play tanımının Türkçe karşılığını yaratmak yerine, kendine taraftar kimliği tanımını yaratan ve statlara tüm haftanın, tüm hayatın intikamını almak için giden taraftardır... (Hırsızın hiç mi suçu yok?) BEŞİKTAŞ NEREYE KOŞUYOR? Çağdaş bir kulüp kurmak için yönetime talip olan ama Bana dokunmayan yılan bin yaşasın yerine, Yılan her zaman yılandır özdeyişini hatırlamayan, hatırlatmayan, bu konuda çaba sarfetmeyen genç Beşiktaş yönetimi de suçludur... Yılan, her yerde yılandır. Görüldüğü yerde kafası ezilir... Size dokunsa da, dokunmasa da; yılanın kafasını ezmeye çalışan birini görürseniz, gücünüz yettiğince yardımcı olursunuz... İlginçtir; Beşiktaş taraftarı adının temize çıkmasını istiyormuş. İyi de sevgili dostlar, hanginiz yanınızda küfür edilmesinden rahatsızsınız ki... Beşiktaş yönetimi 300 kişi küfür etti, ama 25 bin kişi tepki göstermedi diyormuş. İyi de sevgili yöneticiler, hanginiz hakeme ya da diğer bir kulüp başkanına küfür edildiği için istifa etmeyi aklınızdan geçirdiniz ki... Serdar Bilgili Onurlu insanlar bunu hazmedemez diyormuş... İyi de sayın Bilgili, kaç maç sonrasında Tribünlerin durumu içimi acıtıyor. Bu kadar küfür edilir mi? Biz Beşiktaş taraftarından küfür etmemesini bekliyoruz açıklamasını yaptınız ki... Kaç Yönetim Kurulu Toplantısında Yahu bu adamlar işi iyice azıttı, bugün hakeme ana avrat küfredenler, yarın bize küfretmezler mi sorusunu gündeme getirdiniz, buna bir önlem almaya çalıştınız. NET BİR AÇIKLAMA BEKLİYORUZ Serdar Bilgili Onurlu insanlar bunu hazmedemez diyormuş... Sayın Bilgili, onurlu insanlar neyi hazmedemez? Küfürlü konuşulmasını mı? Bir kulüp başkanına küfredilmesini mi? Yoksa Beşiktaş Başkanına küfredilmesini mi? Kendisine küfredilmesini mi? Küfürlerin VIP tribünlerinden gelmesini mi? Bana göre Serdar Bilgilinin Beşiktaş Başkanlığını bırakmadan bu konuda daha net bir tavır ortaya koyması gerekiyor. Hemen her basın toplantısının hazırlıksız olduğunu savunduğum (zaman zaman bazı hakemleri tetikçi, zaman zaman bazı densizleri kar topu oyuncusu olarak nitelendiren) ama Beşiktaşı çağdaş bir görünüme kavuşturmak için önemli adımlar atan Sayın Bilgili, bu kez iyi hazırlanarak ve anlam karmaşasına izin vermeyecek netlikte bir açıklama yapmalı... Eğer Beşiktaş Başkanlık makamına hakarete izin vermem diyorsa; Eğer Bana, teknik direktöre küfür etmiş olsalar kızmazdım, ama işin içinde Beşiktaş Başkanlığı var fikrini dile getiriyorsa; Eğer Küfürler taraftardan gelse yine kızmazdım, ama VIP tribününden gelince kızdım düşüncesini savunuyorsa; Eğer Bu kadar başarılı olduk, bu kadar emek harcadık, bize küfür edilmesini haketmiyoruz diye düşünüyorsa, bilsin ki yanlış yolda yürüyor. KULÜP BAŞKANI OLMANIN AĞIRLIĞI Ben Serdar Bilgiliden yürüdüğü yolu değiştirmesini ve daha az adım atılan tarafa geçmesini beklerdim (*). Artık yılanın ona da dokunduğunun farkına vardıktan sonra, -en azından- yılanın başını ezmek için harekete geçmesini ve bu amaca hizmet edecek adımları atmasını beklerdim... Ama olmadı... Bence Beşiktaş Yönetimi hatalı davranmıştır, panik olmuştur; derbi yenilgisinin ardından, bir sonraki maçta gelebilecek tepkilerden korkmuştur. Yönetimlerin, erdemli olmak ya da küfüre tepki göstermek adına istifa etmek gibi bir şansları yoktur; küfüre son vermek isteyen yönetim, başını bu yola koyar (çünkü bu gerçekten zor ve meşakkatli bir iştir) ve her hafta bilinçli bir çalışmayla basında, statta, taraftar kulüplerinde Beşiktaş artık küfür etmiyor kampanyasına ön ayak olur. Sayın Bilgili ile yönetimi, kolay yolu seçmiş ve görevlerini bırakmışlardır. Bu kararı küfürlü ya da küfürsüz, şahıslarına ya da mevkilerine gelen tepkiler nedeniyle almışlardır; bu kesinlikle Türk futbolunun küfürden arındırılması için gerçekleştirilen bir istifa değildir. KARARIN ARKASINDA DURMAK Kararlarının arkasında durabilirler; küfürlerden rahatsız olmak ve küfür eden insanlarla mücadele etmektense onlardan uzak durmak, çok insanı bir tavırdır (ki ben de zaman zaman bu yolu benimserim), ama bu davranışa farklı anlamlar katmaya çalışmak ve istifanın nedenini erdemli olmak olarak açıklamak doğru değildir. Sayın Bilgili belki farkında olmayabilir, hatırlatalım: Serdar Bilgilinin olmasa da, Beşiktaş Başkanının diğer kulüp başkanlarıyla, Federasyon yetkilileriyle, taraftar gruplarıyla, güvenlik güçleriyle, amaca hizmet edebilecek herkesle bir araya gelip, toplumsal bir bilinçlendirme kampanyası başlatma ve Küfüre son kampanyası yürütme şansı vardır. Bu kampanyayı, ancak ve ancak kısa süre önce tek aday olarak girdiği Genel Kurulda başkanlık görevine getirildiği için başlatabilir. İstifa etmek, bu hakkın elinden alınmasıdır. (Tabii ki sayın Bilgilinin küfür olaylarını düzeltmeye benim ya da bir başkasının gücü yetmez, gücümüz yeter belki ama bu uğraşıya değmez, görüşünü savunmaya da, bunu açık açık dile getirmeye de hakkı vardır.) Serdar Bilgili iyi bir başkan mıydı? Bu sorunun yanıtını Beşiktaş taraftarlarının daha iyi verebileceğini, ama Bilgiliyi anarken iyi ya da kötü yerine, kendi adıma hayal kırıklığı tanımlamasını kullanmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Farklı bir anlayışla yönetimi geldiğini söyleyen, kişiliği, görünüşü, bilgi-birikimi ve dünya görüşüyle farklı olduğunu tahmin ettiğimiz sayın Bilgili, -Beşiktaş İnönü Stadının oturma düzeni dışında- sanki en ufak bir farklılık yaratamadan ve acemice pek çok hata yaptıktan sonra bırakıyormuş gibi geliyor bana... (*) Ben Serdar Bilgiliden yürüdüğü yolu değiştirmesini ve daha az adım atılan tarafa geçmesini beklerdim. Robert Frost, çok sevdiğim bir şiirinde ormanda yol ayrımına gelen bir adamdan sözeder. Daha az seyahat edilen yolu seçtiğini ve asıl farkın bu olduğunu farkeden bir adamdan... Belki de, İnönü Stadında edilen küfürler nedeniyle GS Başkanından ve teknik direktöründen özür dileyen Sayın Bilgili, farklı bir yoldan gitmeye değmeyeceğine karar vermiştir. Kararına katılmam ama saygı duyarım... | ||||
|
|||||||
| Spor Kapak | Futbol | EURO2000 | World2000 | Basketbol | NBA | Formula1 | Motor Sporları Tenis | Olimpiyat | Diğer | Foto Galeri | Yardım | Araçlar | Arama |Bize Yazın Reklam | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||