|
|
|||||
![]() |
Futbolda diziliş ve sistemler üzerine (Teori ve Pratik) -1- Galatasaray ve Manchester United örneği! ''Zulümpiyat Stadı!'' Lorant'ın gönderilmesi sorunu çözer mi? Fatih Terim'e Neler Oluyor? Tuğrul Akşar'ın tüm yazıları |
|||
| Bir ara TV kameraları, Santiago Bernabéuya dönüp de Mor Şimşeklerin sevincini ekranlara yansıtmaya başlayınca, zaferin en büyük mimarlarından birisi olan yılların deneyimli, posbıyıklı hocası Vicente del Bosquenin yüzünde mutlulukla hüznün bir arada yaşandığı, garip bir yüz ifadesi ve ruh halini görür gibi oldum. O kocaman, şişman, sevimli ve sempatik hoca sadece sağ kolunu havaya kaldırıp, bir zafer işareti yaptıktan sonra oyuncularını öptü birer birer. Bu, Del Bosquenin veda öpücüğüydü. Asrımızın ve futbol tarihinin rekorları kırılamamış rüya futbol takımı Real Madrid, geçen yılın son maçında Athletic Bilbaoyu Santiago Bernabéuda 3-1 yenerek La Ligada 29. şampiyonluğunu ilan etmesinin üzerinden daha yirmi dört saat geçmemişti ki, Başkan Florentino Perez, bu takıma oyuncu ve teknik adam olarak otuz beş yılını veren teknik direktör Vicente del Bosquenin yerine, Man.Utd.da Alex Fergusonun yardımcısı Mozambik asıllı Portekizli Carlos Queirozu getirmişti. Her ne kadar Real Madrid Kulübü Başkanı Florentino Perez konuya ilişkin geçen yıl ki düzenlediği basın toplantısında, takımın daha güçlü bir strateji ve taktik kazanması için yeni bir teknik direktöre gereksinim duyulduğunu, bunun için de takımın başına Carlos Queirozun getirildiğini ifade ettiyse de, gerçekte Perez, Realin geçen yıl Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Juventusa yenilerek elenmesini bir türlü hazmedememişti. |
||||
![]() Aslında Perezin bu hamlesi, Realde son derece başarılı olmuş, bir çok dünya yıldızını hiç bir sorun yaşatmadan takımda büyük bir uyum içinde oynatabilmiş bir teknik adamın yatsınmasından başka bir anlam ifade etmemekteydi. Üstelik o yıl La Ligayı kazanan ve futbolculuğu dahil olmak üzere 11 sezonda R.Madride 9 kupa getiren ve en önemlisi kulübü 100. yılında Avrupada şampiyonlar şampiyonu yapan bir teknik adamı başarısız, strateji ve taktik bilmeyen birisi konumuna düşürmek, Del Bosqueye yapılacak en büyük haksızlık olmuştu kanımca. VE REAL, MONACOYA ELENDİ Talihin cilvesine bakın ki, bu yıl Real hem de çeyrek finalde, hem de gücü Juventusla asla karşılaştırılamayacak Monacoya yenilerek eleniyordu. Şimdi Başkan Perezin içinde bulunduğu ruh halini çok merak ediyorum doğrusu. Biliyorum, Real Madrid gibi takımlarda başarı her zaman Şampiyonlar Ligi şampiyonluğudur. Hal böyle olunca geçen yıl yarı finalde 2-1in rövanşında Della Alpide Juventusa 3-1le boyun eğilerek kupa dışı kalınması, Del Bosquenin de sonunu hazırlamıştı. Bakalım bu yıl daha yarı final yüzü görülmeden, hem de ilk ayağı 4-2 ile geçilen bir maç sonrası Monacoya ikinci maçta 3-1 yenilerek elenilmesi Carlos Queirozun da sonu olacak mı? BOSQUENİN ORTA SAHA GÜNLERİ Futbolcuyken Real Madridde mükemmel bir orta saha oyuncusu olan Vicente del Bosque, takımın alt yapısından yetişmiş ve en üst basamaklara tırmanma başarısı sergileyebilmiş nadir oyuncu ve teknik adamlardan birisiydi. Bu denli parlak kariyere sahip bir oyuncu ve teknik adam olarak Real Madridde büyük başarılara imza atan Del Bosque, 1999 yılında John Benjamin Toschaktan boşalan Madridin başına geçtiğinde, Real hem sportif anlamda hem de ekonomik anlamda büyük bir kriz yaşamaktaydı. Real Madrid, İspanyada La Ligada ve Avrupada çok ciddi sportif bir kuraklık çekmekteydi. İspanyada son lig şampiyonluğuna 1997nin 14 Haziranında Fabio Capellonun yönetiminde ulaşabilen Mor Şimşekler, UEFAda 1984 ve 1985te iki kez şampiyon olabilmişler, Şampiyonlar Liginde ise en son Jupp Heynkes yönetiminde 1997-1998 sezonunda Juventusu 1-0 yenerek kupayı havaya kaldırabilmişlerdi. |
||||
![]() İşte bu ahval ve şerait içinde takımın başına geçen Vicente Del Bosque, soğukkanlı, sakin yaratılışı ve geniş vizyonu ile Madridin krizden de kurtulmasına olanak sağlayacak sportif başarılara birer birer ulaşmaya başlamıştı. Futbolculuk dönemi dahil Real Madride toplam 35 yıl hizmet eden Del Bosque, başında olduğu sürece takıma 2 Avrupa Şampiyonlar Ligi ve yine 2 İspanya Ligi şampiyonluğu yaşattı. Ayrıca, 1 Süper Kupa, 1 Kıtalararası Şampiyonluk Kupasını da kulübe kazandırmayı başarabildi. REAL MADRİDİN BORÇ YÜKÜ Aslında olayın kökenine inildiğinde, bir konu çok önem kazanmaktadır. Real Madrid bugün ciddi bir borç yükü altındadır ve yine başkanın kendi açıklamalarına göre, Dünyada yüz milyonun üzerinde bir taraftar kitlesi bulunmasına karşın, yeşil sahalarda kazanılan başarılar tam anlamıyla ekonomik bir başarıya, paraya çevrilememiştir.. İşte bu anlamda bu başarının yolu Avrupadaki zaferlerden geçmektedir. Ne kadar içeride başarıya ulaşırsanız ulaşın, Avrupada başarılı olamadığınız sürece parasal gelirleriniz ciddi ölçüde olumsuz etkilenecektir. Aynı şey Del Bosquenin yerine gelen Portekizli çalıştırıcı, 1989 ve 1991de Portekiz Genç Milli Takımını Dünya Şampiyonu yapan Carlos Queiroz için de geçerlidir. Bir futbol takımına 100 milyon dolarlar harcanıyor olsa bile, son, her zaman beklenildiği gibi olamayabiliyor. Bunun ilginç örneğini yıllardır Inter ve Barcelonada görüyoruz. BİRİNCİ SINIF SAVUNMACI İSTEĞİ Vicente, o kadar yıldızı bir arada oynatma ve onları hazır halde tutma konusunda olağanüstü teknik ve psikolojik becerilere sahip bir hocaydı. Maalesef başkan Perez çoğu insan gibi bunun farkında olamadı ve Vicenteyi takımın başından alma gafletini gösterdi. Vicente, başkan Perezin o kadar astronomik transferine karşın hep savunmanın göbeğinde birinci sınıf bir savunmacı isteyip durmuştu. Ama başkan hep medyatikliğin dayanılmaz cazibesine kapılarak sürekli takımda forvet sayısını arttırma yoluna gitmeyi tercih etti. Bu yıl Realin hem Avrupa, hem de La Ligada aldığı bazı yenilgiler, Vicentenin defansa destek anlamındaki talebinin hala geçerliliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Realin en zayıf göründüğü durumlarda bile oynadığı her maçı kazanabilecek yetenek ve güçte bir takım olduğu su götürmez. Ancak bu yıl her ne kadar La Ligada zaman zaman lider de olsa (34. haftanın sonunda 1 puan farkla ikinci sırada bulunuyorlar), oynadığı ve kaybettiği bazı maçlar bu takımın da zayıf karnının bulunabileceğini gösteriyor. Makalele gibi bir orta saha hamalının yokluğu bile Reali zorluyor. En acısı da Ronaldoya feda edilen Fernando Moriantesin, Şampiyonlar Liginde 7 golle En fazla gol atan oyuncu olması. Şampiyonlar Ligine havlu atan, La Ligada yalpalayan Realin bu yılı da idare ederek geçiştireceği görülüyor. |
||||
![]() Geçen yıl 26 Haziran da www. ntvmsnbc.com da Vicente Del Bosquenin hüzünlü ayrılışı üzerine yazdığım bir yazı sonrası, bazı okurlarımdan, birbirinden ilginç ama birikimli mailler almıştım. Bu maillerden birisi sevgili okurum Burak Kağıtçıbaşıya aitti. Sevgili Burak, Realin Monocaya yenilerek elenmesi sonrası yine gönderdiği bir maille, yazımın son kısmını oluşturan R.Madrid teknik analizime ciddi katkı sağlamıştır. Ayrıca, sevgili sütun arkadaşım Deniz Arslanın ve değerli okurlarımdan Bora Şahinin Realin Avrupa ve La Ligadaki şampiyonluklarına ilişkin yaptığı dikkatli ve düzeltici uyarıları ile görüşleri nedenleriyle adı geçenlere buradan teşekkür etmek istiyorum. VİNCENTENİN AHI MI TUTTU? Sevgili Burak Kağıtçıbaşının değerlendirmelerinde de olduğu gibi, dünyanın en iyi iki sağ açığı olan Figo ve Beckhamı, dünyanın en hızlı ve isabetli topa vuran futbolcusu ve de en ofansif sol beki, yeri doldurulamaz R.Carlosu, en iyi santrahafı ve üst üste üç kez Avrupanın en iyi oyuncusu seçilen Z.Zidaneı ve en iyi 5 forvetinden ikisini (Raul &Ronaldo) kadrosunda barındıran Real Madridin 5 yıl aradan sonra yarı final göremeyerek, hem de geçen yıl elendiği Juventusla kıyaslanmayacak bir şeklide Monacoya elenmesinde, herhalde Vincentenin ahı tutmuş olmalı. Vicentenin yerine Realin başına bu sezon getirilen Carlos Queiroz, takım içi organizasyonda bu sezon öyle büyük ve yakıcı hatalara neden oldu ki, bu rüya takım Başkan Perezin beklentisinin aksine Avrupada hedefine ulaşamadan, Kupaya veda etmek durumunda kaldı ne yazık. Bu sezon işler pek de Başkan Perezin istediği gibi gitmedi. FUTBOL SIRADANLAŞIYOR Carlos Queirozun takım içi tertibin oluşturulmasında ve mevkilere uygun oyuncu seçiminde yaptığı hatalar, takımda motivasyonun düşmesine ve oynanan futbolun sıradanlaşmasına neden oldu. Teknik ve taktik anlamda, Vicentenin birleştiriciliği ve motivasyonuna ulaşamayan Queiroz, takımın renksiz ve keyif vermeyen bir oyun oynamasının önüne geçemediği gibi aksine, kendi kredibilitesini de erozyona uğrattı. Özellikle, Helguera gibi savunma yönü ağır basan bir orta saha oyuncusunu, daha doğrusu emekçisini, kulübenin demirbaşı yapıp; onu alışkın olmadığı bir mevkiinin dışında, savunmanın göbeğinde oynamaya mahkum eden; Makelele gibi gene dünyanın en iyi defansif orta sahalarından birini 10 metreye bile pas atamıyor diyerek kovan; Hierro gibi dünyanın en iyi liberosunu hem de bu takım içinde sembol olmuş ve jübilesini burada yapmayı, her oyuncudan fazla hak eden bir futbol emektarını, yaşından dolayı gönderen; geçen yıl attığı goller ve oynadığı futbolla parmak ısırtan Gutiyi, Beckham transferiyle soğutan ve takımdan küstüren; kaprisli Ronaldo için Morientesi harcayan Carlos Queirozun bu teknik hatalarına Başkan Perezin de, büyük mentor Del Bosqueyi kovarak payanda olduğu yönetsel hataları, takımı bu yıl da Avrupada bir yere taşımadı. Zavallı Casillasın olağanüstü bir kalecinin 3-4 sezonda yemediği toplam golü bu sene içinde yiyişini hep birlikte gördük... Gösteriş ve görkem uğruna takımım omurunu oluşturan, yükünü çeken oyuncuları dışlayarak, küstüren, sonra da, nerede yanlış yaptık biz? diye ağlama pozisyonuna geçenler için söylenecek pek fazla söz yok gibi görünüyor. Sadece Vicentenin değil, Morintes, Makelele ve Hierronun ahlari tuttu demekten, insan kendini alamıyor doğrusu. Morientes ve Hierronun gönderilmesine paralel takıma Beckhamın monte edilme sürecinde, Vicente gibi bir mentorun olmayışı, takım içi dengeyi ve uyumu olumsuz etkilemiştir. Özellikle, altyapıdan gelip, camianın sembolü olmuş Raulun takimdaki ağırlığını dikkate aldığımızda, bu gelişmelerin Raulde yarattığı memnuniyetsizlik ve iç uyumdaki bazı sorunlar, Realin daha fazla bir iç karışıklığına sürüklenebileceğine işaret ediyor. Görünen o ki, şimdiden Perez, Carlos Queirozin yerine teknik adam bakmaya başladı bile. İlk adayların başında da Monaconun başarılı teknik adamı Fransız Didier Deschamps geliyor. Bu yıl Juventusu bırakarak İtalyan milli takımında Trapottinin yerine geçeceğine kesin gözüyle bakılan; 1995ten bu yana Avrupada bir türlü kupa kazanamamış, hep finallerden eli boş dönmüş bahtsız Marcello Lippi ise akla gelen diğer isimlerden ikincisi. Başkan Perezin geçen yıl Vicente Del Bosqueye karşı hazırladığı filmi, bu yıl yeni versiyonuyla Carlos Queiroz için de yeniden vizyona koyup koymayacağını Haziranda hep birlikte göreceğiz. Ne diyelim uzaklardan bir yerlerden, birileri gülümsüyor galiba. Alınan ahlar aheste aheste çıkıyor mu dersiniz? | ||||
|
|||||||
| Spor Kapak | Futbol | EURO2000 | World2000 | Basketbol | NBA | Formula1 | Motor Sporları Tenis | Olimpiyat | Diğer | Foto Galeri | Yardım | Araçlar | Arama |Bize Yazın Reklam | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||