Home page

Haber Menüsü


Yazara mail atmak için resmin üzerine tıklayın.
 
Futbol A.Ş
 
Eğlence ve endüstriyel sanayiinin en ileri dönemini yaşadığımız bu çağda, dünyanın en evrensel ve en küresel işini futbol olarak tanımlarsak, herhalde yanılmamış oluruz...
 
Tuğrul AKŞAR
NTV-MSNBC
 
25 Ocak 2004—  Hangi sanayiinin ana dalında ya da hangi endüstri kolunda, üç milyarın üzerinde bir kişiden talep yaratabilecek bir sektör ya da üründen sözedebiliriz? Ya da bir başka deyişle, hangi malı üç milyarın üzerinde bir tüketiciye aynı ilgi ve yoğunlukta satabiliriz? Küreselleşen dünyamızın en yaygın ve en bilinen markası olan Coca Cola’yı bile gözönüne alsanız, futbolun popülaritesine ulaşamadığını görürsünüz. Gerçekten de futbol, dünyanın en popüler ve en birleştirici sporu olmuştur bugün.

   
 
       
    MSNBC News Futbolda diziliş ve sistemler üzerine (Teori ve Pratik) -1-
MSNBC News Galatasaray ve Manchester United örneği!
MSNBC News ''Zulümpiyat Stadı!''
MSNBC News Lorant'ın gönderilmesi sorunu çözer mi?
MSNBC News Fatih Terim'e Neler Oluyor?
MSNBC News Tuğrul Akşar'ın tüm yazıları
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Futbol Ticari Bir İş Kolu Haline Gelmiştir
       
Globalleşme ile birlikte futbol da yavaş yavaş spor olmaktan öteye doğru yol almaktadır. Çok basit ve masumane bir şekilde futbolu, sadece bir spor olarak görebilme olanağımız ya da sporun dallarından birisi olarak değerlendirme imkanımız neredeyse kalmamıştır. Milyarların ilgisine mazhar olan bir spor dalının, olimpik bir ruh olmaktan çıktığını ne yazık ki, üzülerek görmekteyiz. Özellikle futbol, günümüzün en yaygın tüketim kalıplarını belirleyen, ticari iş kollarından birisi haline gelmiştir. Bu ticari gelişme, futbolun pazar için yeniden üretimini sağlayan bir sürecin kaçınılmaz sonucudur da aynı zamanda. Yani futbol, gelişen ve değişen koşulların sonucunda, nitelik ve içerik olarak ciddi bir evrimsel süreç geçirmiş; alınıp satılan bir meta haline gelmiştir. Bunun parasal anlamı ise; tüm dünya genelinde yaklaşık 500 milyar dolara yaklaşan devasa cirodur. Futbolun sportiflikten endüstriyelliğe geçiş sürecinde, spor kulüplerinin de giderek değişmeye başladığını, sıradan bir futbol kulübünde bile bugün gözlemleyebilmekteyiz. Bu değişim ve gelişim süreci; futbolun yan ürünlerinin pazarlanmasında, futbol-medya ilişkisinde, taraftar ve yıldız futbolcu profilinde, hatta taktik anlayışlarda bile bir kabuk değiştirme dönemi olarak yaşanmaktadır bugün.
       
       Yeni Futbol Ekonomisinde Seyirciden Müşteriye Dönüşüm
       Yeni futbol ekonomisi, küreselleşmenin de verdiği ivmeyle, sahadaki oyun anlayışına, takımın ruhuna, ve spor ahlakına doğrudan etki etmektedir. Artık ideal seyircinin yerini, şarkılar söyleyip çırpınan alt gelir grubuna mensup avam takımı değil, stadyum localarına kurulan VIP’ler almaktadır. Sponsorların, firmaların ya da şahıs ortaklarının yıllık olarak kiraladığı bu geniş ve konforlu bölmeler, kulüpler açısından önemli bir gelir kaynağı haline gelmiştir. Meşin yuvarlağın yeni yatırımcılarının da istediği ya da düşledikleri müşteri, pardon seyirci budur işte. Yani futbol izleyicisi, seyircisi birer müşteri haline dönüştürülmüştür. Bu bağlamda en iyi müşterilerin de, yıllık gelirlerinin dişe dokunur bir kısmını bu işe ayıranlardan oluştuğunu görmek tamamiyle eşyanın tabiatına uygun düşmektedir. Kısaca orta ve üst gelir grubu olarak nitendirebileceğimiz bu seyirci profili, futbolun uluslararası patronu olan UEFA ve FIFA’nın olduğu kadar diğer lokal federasyon ve kulüplerin de müşteri edinmeye çalıştığı önemli bir segmenti oluşturmaktadır. Artık stadyumdaki taraftar sayısından çok, onların gelir düzeyi daha önemli hale gelmiştir. Liberal devrimin öncüsü Chelsea’nin 20 bin kombine kartlı seyircisinin %60’ı, yılda ortalama 34.000 pound yani, 62.500 Amerikan Dolar’lık bir kazanca sahiptir ve kulüpleri için yılda ortalama 1.487 Pound yani, 2.740 Amerikan Doları para harcamaktadırlar.(Bkz. Futbol A.Ş., Christian Authier, Kitap yay., sh.18, ist.,2002)
       Ülkemizde ise üç büyüklerin yıllık sattıkları kombine kartlar ve diğer merchandising gelirlerinden yaptığım bir hesaba göre, orta ve üst gelir grubuna dahil taraftarın % 30’unun, kulüpleri için yaptıkları harcamaları yıllık ortalama 1.4 mia TL civarındadır. Bu tutar da bugün itibariyle 1.000 Amerikan Doları’na karşılık gelmektedir.
       Yeni futbol ekonomisinde ana faaliyet konusunun sergilendiği yerler olan statyumlar da giderek büyük bir öneme sahip olmaya başlamıştır. Artık bu yapılar, haftada sadece bir gün maç için toplanılacak yerler olmaktan çıkmış, birer ticaret kompleksleri haline dönüşmüştür. Londra’nın zengin güneybatı kısmının tam ortasında, Chelsea’nın stadı olan Stamford Bridge’in hemen yanına Chelsea Village eklenmiştir. Bu gayrimenkulun içinde, üç yıldızlı iki otel, iki restoran, bir pub ve bir mega market bulunmaktadır. Man.Utd.’ın Old Trafford’un da ise, bir müze ve alışveriş merkezinin yanısıra, bir de eğlence merkezinin kurulmuş olması, futbolda yeni bir stat konseptinin oluşmasına neden olmuştur. Zira, bugün modern futbolda statların da işlevleri giderek değişmektedir. Statlar futbol kulübüne ekstra gelir kaynağı yaratma aracı olarak, orta ve üst gelir grubu yüksek müşterinin(seyircinin) kulübe olan birim katkısının maksimize edilmesine olanak sağlayacak şekilde, günde yirmidört saat, haftada yedigün yılda 365 gün yaşayan statlar olarak tasarlanıp, planlanlamaya başlanmıştır. Ülkemizde sadece Fenerbahçe’nin bu noktada mesafe kaydetmeye en yakın kulüp olduğunu söyleyebiliriz.
       
       Futbol Pastası Paylaşım Savaşı
       
Bugün lokal alanda bu gelirleri elde eden kulüplerin gözleri, dünya futbol pastasından elde edecekleri paylara dikilmiş durumda. Bu kulüpler, şimdi “merchandising”i(kulüp kaşkollarının, formalarının, kasketlerinin ve diğer amblemli eşyalarının satışı)küreselleştirebilmenin yollarını aramaktadırlar. Artık hedef, açık tribünlerde şarkılar söyleyen onbinlerin gönlünü kazanmaktan daha çok gerçek pazar olan Tokyo’da, Roma’da, Madrid’de, Rio’da veya Amsterdam’da ya da dünyanın diğer açık pazarlarında , kendi markalı veya yan ürünlerini, en çok sayıda satabilmek olmuştur. Bu nedenle, endüstriyelleşebilmiş top seviyedeki futbol kulüplerinin kadroları hemen hemen Birleşmiş Milletler gibidir. Amaç: Tüm gezegenin seyircilerini büyüleyerek, bu pastadan pay almaya çalışmaktır.
       Futbolun giderek küresel bir endüstri haline gelmesi ve kendi katma değerini yaratma konusunda aldığı olağanüstü yola ilişkin-okuru istatistiksel verilere boğup, çok da sıkmadan-dünyadan ve ülkemizden bazı örnekleri vererek, işi somutlaştırmaya çalışalım.
       
       Yeni ve Değişik Gelirler Yaratma Mücadelesi
       
Bugün futbolda Kıta Avrupası’nın sportif ve mali anlamda açık ara bir üstünlüğü mevcuttur. Futbolun tarihinin de eski olduğu bu yaşlı kıtada, parasal performansı oluşturan belli başlı beş büyük ülke dikkate alındığında bu ülkelerin,(İngiltere, İtalya, İspanya, Almanya, Fransa) futbol pastasından aslan payını aldıklarını görmekteyiz. Futbolun gerçek anlamıyla tam olarak endüstrileştiği bu beş ülkenin dünya futbol pastasından aldığı payın %65’e ulaştığı göz önüne alındığında; bu ülkelerin futbol gelirlerinin dağılımını incelemek önemli bir hale gelmektedir. Artık futbol kulüplerinin sadece, maçlara gelen seyircilerin stada girmek için ödedikleri maç bilet bedelleriyle yetinmediklerini görmekteyiz. Bu nedenle yeni futbol ekonomisi, kendi içinde gelir kalemlerini gelişime ve değişime uygun yeniden yapılandırmayı başarabilmiştir. Bu nedenle, yukarıdaki söylediklerimizin sayısal özeti aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. En üst seviyedeki kulüpler, bu gelir kalemlerini “daha da nasıl arttırabiliriz”in arayış ve çabası içindedirler. Tablodan da görüleceği üzere, futbolun gerçek anlamda endüstrileşebildiği bu beş ülkede; maç hasılatı toplam gelirin sadece %21’ini oluşturmaktadır.(Beş ülkenin maç has.%’si Toplamı/5=%21) Yani bu ülkelerde toplam futbol gelirinin %79’u; Medya Gelirleri, Sponsorluk ve Merchandising gelirlerinden oluşmaktadır.
       
       Avrupa Ligleri’nde Oluşan Gelirlerin Dağılımı
       
Uluslararası futbol pastasından en büyük payı alan beş ülke ligi ve bu sektör içinde örnek model oluşturan Man.Utd.’ın gelirlerinin toplam içindeki dağılımı aşağıdaki tablodaki gibidir.

       (Kaynak: Bu tablo Deloitte & Touche/Sport Business’in 2001 Yılı raporlarından ve ManUtd. Resmi Sitesinden derlenen bilgilerle oluşturulmuştur. )
       
       Man.Utd. kulübünün mali ve sportif anlamda bugün bir model oluşturması nedeniyle verileri ayrı bir sütunda ayrıca belirtilmiştir. Man.Utd. finansal performansını giderek arttıran bir trend içindedir. Neredeyse 250 milyon dolara varan gelirleri ile Man.Utd. adeta bir dev şirket olup çıkmıştır. Gelirlerinin %40’lık kısmını 67.700 kişilik Old Trafford’dan elde eden Man. Utd. Günümüzde sportif bir organizasyon olmaktan çıkmış, ekonomik bir örgüte dönüşmüştür. Londra borsasında işlem gören kulübün bir hissesinin fiyatı 130 Sterlin dolayındadır. Piyasa değeri nedereyse 1.2 Mia $’a ulaşan kulübün en önemli gelirlerinden birisi de; yıllık oyuncu satımından elde olunan gelirlerdir. Bu yıl sadece David Beckham’ın R.Madrid’e satışından 35 milyon Euro gelir elde edebilmiştir. 2001 yılında aynı şekilde elde olunan gelir toplamı ise yaklaşık 26 mio Sterlin’dir. Bunun dışında, ManUtd. kendi futbolcuları ile yaptığı sözleşmelerle, bu futbolcuların her türlü reklam, medya v.b.gelirlerinden de ciddi paralar kazanmaktadır. Kulüp 2002 içinde; 92 Mio $ maç hasılatı ve maç günü satışı, 86 mio $ medya geliri, 32 mio$ Sponsorluk geliri ve 21 mio $ merchandising geliri elde etmiştir. Diğer yandan David Beckham’ı transfer eden Real Madrid ise daha şimdiden tanesi ortalama 60 Euro’dan 2 milyon adet Beckham forması satarak, bütçesine 120 Milyon Euro gelir kaydedebilmiştir.
       Deloitte & Touche Sport’un düzenlediği 2001 Yıllık Rapor’a göre: Dünyada futbolun büyüme hızı giderek artmaktadır. Futbol takımları bu büyümeye ayak uydurmak için gerçekten hızlı hareket etmek zorundadırlar. 3 yıl önce en zengin 20 kulüp listesi yapılırken; toplam gelir 816 milyon sterlin seviyesinde idi. Bu sene %69 artışla 1,376 milyon sterline ulaşmıştır. Her ne kadar listeye giren en son takımın gelirine bakıldığında, yükselen bir eğilim gözlemlense de, listenin üst kısmında pek bir değişikliğin olmadığı görülmektedir ve bu 20 takımın toplam gelirleri arasındaki gelir yelpazesi de, maksimum 117 milyon sterlin ile minimum 45.1 milyon sterlin arasında değişmektedir.
       Günümüzün yeni futbol ekonomisinde futbol kulüpleri, gelirlerini artırmak için ulusal taraftarların yanı sıra ‘uluslararası taraftar’ bulmak için de yoğun bir çabanın içine girmişlerdir. Manchester United’ın ve Real Madrid’in son birkaç yılda Asya’ya düzenlediği turların başka ne amacı olabilirdi ki? Çünkü, günümüzde kulüplerin gelirleri ile taraftar sayıları arasındaki sıkı korelasyon giderek, ayrılmaz bir kovalent bağına dönüşmüştür. Çağımızda, taraftar kulüp dergisine üye olmakta, maçları televizyondan izleyerek taraftarı oldukları kulübün maçlarına rating aldırmakta, kulübün resmi internet sitesine üye olarak, alışverişlerini kulübün kredi kartıyla yapmaktadır. Bütün bunlar da kulüplerin gelirlerini önemli ölçüde artıran faktörler olmaktadır. Kulüplerin en büyük gelir kaynağını BSkyB ve Fox Sports gibi kanallardan elde edilen yayın hakkı gelirleri, Nike, Adidas ve Vodafone gibi markalardan elde edilen sponsorluk gelirleri ile zenginlere satılan bilet gelirleri oluşturmaktadır.
       
       Ülkemizde BJK ve Galatasaray’ın Gelirleri ve Bunların Dağılımları
       
Dünya futbolunu mali ve sportif anlamda performans olarak yönlendiren Avrupa Lig’lerinin gelir kalemlerinin yüzdesel dağılımlarını incelediğimizde, (yukarıdaki tablodan da görebileceğimiz gibi) ana gelir kalemini maç hasılatı dışındaki gelir kalemlerinin oluşturduğunu görürüz. Maç hasılatı dışındaki en dikkat çeken kalem Medya Gelirleri olmaktadır. Hemen hemen ülkemizde de, Üç Büyüklerde buna benzer bir durum söz konusudur. Bunun anlamı: Ülkemizde de futbola yön veren üç büyüklerin, sadece maç hasılatı ile ulusal ve uluslararası rekabeti yürütmenin mümkün olamayacağı ayrımına varmış durumdadırlar. Bu nedenle maç hasılatının dışında, diğer gelir kalemlerini daha da arttırabilmenin arayışı içinde olan takımlarımız, aynı zamanda bu gelirlere ulaşabilmek için birer marka olabilmenin savaşımını da vermektedirler. Bu gelir kalemlerini sürekli kılabilmek te, en az bu gelirleri yaratmak kadar önemlidir. Marka olabilmek aynı zamanda uluslararasılaşabilmek demektir. Bugün amansız bir rekabetin içinde bulunan üç büyüklerin içinde, Galatasaray’ın markalaşma ve buna bağlı olarak ek gelir yaratma konusunda Beşiktaş’a karşı bir üstünlüğü bulunduğunu gözlemlemekteyiz.(Sağlıklı mali verilerine ulaşılamadığı için bu tabloya F.Bahçe’nin gelirleri dahil edilmemiştir.)Ülkemiz özelinde her ikisi de borsaya kote olan Beşiktaş ve G.Saray’ın gelirlerinin kaynaklarına göre dağılımı aşağıda gösterilmektedir.

        (Kaynak: G.saray Sportif Sınai ve Tic. Yatırımlar A.Ş 2003 Faaliyet Raporu; Beşiktaş Topluluğu 2003 Bilgilendirme Kitapçığı)
       
       Sonuç
       
Günümüzün futbolu artık bir gösteri endüstrisine dönüşmüştür. Bu endüstriyel süreç tam anlamıyla futbolun niteliksel dönüşüm sürecidir. Yeşil sahalardaki her hamle, her taktik, her diziliş ve kurgu tam anlamıyla bu sürecin ve endüstrinin bir parçasıdır. Tüm dünyada yaklaşık 500 milyar dolar gibi bir cirosal büyüklüğe ulaşan başka bir spor dalından söz etmek pek mümkün görülmemektedir. Bu devasa pastadan pay alabilmenin yolu çok tanınmaktan ve marka olabilmekten geçmektedir. Marka olabilmeyi becerebilen kulüpler, dünya futbol pastasından ciddi paylar alabilmektedirler. Bu anlamda adil ve serbest rekabetçi bir ortamdan bahsetmek olanaklı değildir. Futbol endüstrisinde paraya dayalı bir üstünlük teorisi defacto bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Platini paraya dayalı bir üstünlük sistemine şiddetle karşı çıkarak; “Üstünlüğün parayla kazanılmadığı bir sistem bulmak gerekir. Yoksa bütün yoksullar yok olup gidecek ve zenginler baş başa kalacak. Ben bu amansız kapitalizmi istemiyorum” demektedir. Man.Utd.Gen.Müdürü Peter Kenyon ise futbolun artık sportif bir örgütlenmeden, ekonomik bir örgütlenmeye doğru yol aldığını belirterek, markalaşmaya dikkat çekmektedir. Ona göre sorun, “bir futbol kulübü olarak mı, yoksa artık küreselleşmiş bir sporda, dünya çapında tanınan uluslararası bir marka olarak mı algılanmak istediğinize bağlıdır.”
       Futbol kendisini, parasal sarmala kaptırdıkça, spor olmaktan öte, gayri insani bir çehreye de bürünmektedir. Futbol A.Ş.’nin yükselişi önünde artık hiçbir güç duramamaktadır: Ne spor ahlakı,, ne ulusal ligler ne de Avrupa Kupaları…Futbolcu ve seyirci profili bile değişmiştir. Eskinin koşmayan ve atletik olmayan futbolcularının yerini şimdi tamamen koşan, estetiğe ve dayanıklılığa dayalı bir oyuncu yapısı almıştır. Eskiden açık tribünleri dolduran onbinlerce gönüldaşın, yani taraftarın yerini müşteri seyirciler ikame etmiştir. Bu değişen futbolun herkese ve her keseye ulaşabilmesini sağlayan tek dağıtım kanalı da televizyonlar olmuştur. Futbolun bugünkü noktaya gelmesindeki en büyük etken tv’ler ve onların sağladığı yayın geliri olanaklarıdır. Bugün çoğu kulübün neredeyse tek gelir kalemi bu yayın gelirlerinden oluşmaktadır. Ancak şunu da belirtmekte yarar var ki, bu gelirlerden de aslan payını, yine bu endüstrinin önde gelen kulüpleri almaktadır. Gösteri endüstrisinin en büyük yönlendiricisi de, paranın gücünü elinde bulunduran tv’ler, yani yayıncı kuruluşlar olmaktadır. Futbolun bu denli yaygınlaşarak, popülaritesini arttırıp, daha fazla talep yaratabilmesi ancak tv’ler ile mümkün olabilmektedir. UEFA Gen. Sekreteri Gerhard AIGNER’in ifade ettiği gibi “Her şeyi televizyon yönetmektedir.”
       
 
 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Spor Kapak | Futbol | EURO2000 | World2000 | Basketbol | NBA | Formula1 | Motor Sporları
Tenis | Olimpiyat | Diğer | Foto Galeri | Yardım | Araçlar | Arama |Bize Yazın
Reklam | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları