Home page
Haber Menüsü


İstanbul patlamaları ve Türkiye’nin bölgesel eğilimleri
İstanbul’da iki Yahudi sinagoguna ve Britanya çıkarlarına yönelik gerçekleşen patlamalar zinciri bir çok soruyu beraberinde getiriyor.
Halid El Sercani
NTV-MSNBC
11 Aralık 2003— Bu sorulardan bazıları, yaklaşık bir yıldır İslami köklere sahip ve parlamentoda rahatlatıcı bir çoğunlukla temsil edilen Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetiyle gelen iç istikrarın geleceğiyle alakalıdır.

   
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Bazı sorular ise -analizlerin çoğunun patlamaların sorumluluğunu şiddet yanlısı İslami gruplara verdiği göz önüne alınarak- Türkiye’deki siyasal İslam’ın geleceğiyle ilgili. Ayrıca ortada Türkiye’nin İslam ile modernlik arasını buluşturmadaki eşsiz deneyiminin doğruluğu etrafında da bazı sorular oluşuyor. Bunların dışında Türkiye’nin iç ilişkileriyle ilgisi olmayan ve bölgesel veya uluslararası düzlemde, Türk dış ilişkileriyle ilgili başka sorular demeti de bulunuyor. Zira bu patlamaların, Türkiye’nin dış ilişkilerinde etkileri olmuş olabilir. Bizim burada üzerinde duracağımız nokta da, bu patlamalardan en fazla etkilenen Türkiye’nin bölgesel ilişkileridir. Analizlerin ekseriyetine göre patlamaların sorumlusu El-Kaide. Örgüt, Filistin, Irak ve Afganistan’daki gelişmelerin yanı sıra politikaları sebebiyle İsrail ve Britanya’dan intikam almak peşinde.
       İstanbul patlamaları akabinde Türkiye’nin bölgesel siyasi değişimleri hakkında konuşmak, öncelikle Türkiye’nin bölgesel siyasetinin hareket dairesini iyi bilmeyi gerektirir ve bu bağlamda üç temel daire belirleyebiliriz:
       1) Türk dünyası olarak adlandırılan daire. Türkiye’nin Orta Asya bölgesindeki-Afganistan ve Sovyetlerin çöküşü akabinde kurulan modern Müslüman Türk cumhuriyetler- bölgesel politikalarını kapsıyor. Türkiye içindeki güçlü milliyetçi akımlar, Turancılık hayalini gerçekleştirmesi, Karadeniz, Kafkaslar ve Orta Asya’da bölgesel büyük bir devlet haline gelmesi için Türkiye’nin bu daireye ağırlık vermesini istiyorlar. Fakat bu tercihin önündeki engeller hiç de az değil. Engellerin başında ise, bu rolde Türkiye ile çekişen ve yarışan Birleşik Rusya yer alıyor. Özellikle de ekseriyeti Rusça konuşan bu cumhuriyetler, Rusya ile aralarındaki ekonomik ve kültürel bağların sürmesi yanında, Rus ulusal güvenliği için hayati bir konuma sahiptir.
       Rusya’nın yanı sıra İran da bu rolde Türkiye ile yarışan bir diğer ülke. İran, İslam ile modernliği buluşturan ve nüfusunun ekseriyeti Müslüman bir topluma laiklik getiren Türk modelinden tamamen farklı bir İslam modeli sunmaktadır. İran’ın bu bağlamda, başta Türk cumhuriyetlerindeki halklarla aynı dini mezhebi (Şiilik) taşıması olmak üzere önemli ortak dinamikleri bulunuyor. Türkiye’nin Orta Asya’da bölgesel politikalarını yoğunlaştırması için mücadele ettiği bir başka engel ise ABD’dir. Türkiye ortak ilişkilere rağmen ABD, Orta Asya ülkelerinin stratejik önemini, ham petrol ve doğal gaz üretimindeki yükselişlerini dikkate alarak Türkiye’nin bu ülkelerdeki merkezi rolünü kabul etmemektedir. Bölgesel hiçbir aracıyı kabul etmeden direkt olarak bu ülkelerde müdahaleci politikalarını yürürlüğe koymaktadır ABD.
       Bu politikalarını yürürlüğe koyarken, İsrail’den yoğun şekilde yardım alması iki sebepten ötürü Türkiye’yi endişelendiriyor. İlki ABD’nin Türkiye’nin bölgedeki rolünü en düşük seviyede tutması, ikincisi ise ABD’nin İsrail’den yardım istemesi, Türkiye’nin bölgeden uzak tutulmasının yanı sıra İsrail’in eksen rol oynayacağı yeni bölgesel düzenin kurulmasını hedeflemesi. ABD kendi tasavvuruna uygun olarak İsrail’in eksen rol oynadığı yeni Ortadoğu düzeniyle Orta Asya’daki yeni bölgesel düzeni birbirine bağlamaya çalışıyor. Bunun yanı sıra İsrail’in Orta Asya’daki varlığı Türkiye’nin kendisi için hayati önemi olan bölgede kuşatma altına alınmasına yol açabilir.
       2) Avrupa dairesi: Türkiye bu bağlamda AB’ye katılmaya çalışıyor. Bu yüzden 1958 yılından beri dilekçesini sunan Türkiye şimdiye kadar bu talebine ciddi şekilde yanıt almış değil. Başka siyasi sebeplerin yanı sıra bu bağlamda Yunanistan engel olarak durmaktadır. Doğu Avrupa ülkelerinin ekseriyeti 2004 yılında tam üyelik statüsü kazanıyorlar. Bu ülkeler özellikle Balkanlar Osmanlı hilafeti çökene kadar Türkiye’nin bölgesel hareketlerinin hayati bölgelerinden biriydi. Bu ülkelerin Türkiye olmaksızın AB’ye girişi Türkiye’nin Balkan bölgesiyle ilişkilerinde ayırıcı bir faktör olacaktır.
       3) Ortadoğu dairesi: Özellikle de Şam, Irak, Körfez bölgesi. Bu bölge ülkeleriyle Türkiye arasında güçlü ekonomik ilişkiler bulunuyor. Bu bağlamda, bazı hedeflere işaret etmek gerekli. Öncelikle ABD, Türkiye’ye Orta Asya kapılarını kapattığında ve AB’yi Türkiye’nin önünde set olarak koyduğunda, Türkiye Ortadoğu bölgesini- özellikle de ABD’nin İsrail ve Türkiye’nin esaslı rol oynayacağı yeni bölgesel sistemin kurulacağı müjdesiyle birlikte- kendisine bahşedilmiş tek hareket sahası olarak buldu. Fakat gerek Filistin intifadası ve İsrail’in Filistin halkına yönelik vahşet dolu politikaları, gerekse Irak olayları Türkiye’ye Ortadoğu bölgesine yönelik politikalarını uygulama fırsatı vermedi.
       İşte İstanbul patlamaları böylesi bir arka planın üzerine geldi. Patlamaların çağrıştırdığı soru ise şu: Acaba bu patlamalar Türkiye’nin bölgesel politik eğilimlerinde karakteristik değişikler meydana getirecek mi? Yoksa bu eğilimler gerçekçi milli çıkarları ifade ettiği için hiç etkilenmeyecek mi? Yukarıda verdiğimiz sunumlar doğrultusunda Türkiye’nin Türk cumhuriyetlere doğru kaymaya çalıştığı doğru ancak bu bölgedeki rekabetin hiç de kolay seyretmediği söylenebilir. Avrupa dairesinin sadece Türkiye’den dolayı değil, Avrupa’ya ait sebeplerden dolayı da olumsuz etkileneceği tahmin ediliyor. Avrupa’nın, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin ertelenmesine yol açan insan hakları, ordunun siyasetteki merkezi rolü ve Kürt azınlığa kültürel haklarının verilmemesi gibi sunduğu çeşitli sebeplere başka bir sebep daha eklenmektedir: Türkiye’de güvenliğin kayboluşu ve El-Kaide unsurlarının mevcut olması. Zira bu unsurların terör eylemlerini gerçekleştirmek için başka Avrupa ülkelerine geçişi kolaylaşacaktır. UEFA’nın Türk takımlarının Şampiyonlar Ligi’ndeki maçlarını güvenlik gerekçesiyle Türkiye dışına alması ise Avrupa’nın Türkiye’nin güvenlik şartlarına bakışına ilişkin bazı işaretler veriyor. Bu noktadan hareketle Türkiye’nin AB’ye girişinin gecikeceği tahmin edilebilir.
       Ortadoğu dairesi açısından Türkiye içindeki ve dışındaki gözlemciler İstanbul patlamalarının sebeplerinden birisinin Türkiye’yi Irak ve Filistin konularında belirli bir şekle sokmak olduğu görüşünde. Türkiye’nin bu tür olayların tekrarından sakınması ise, Türkiye’nin Ortadoğu’daki gelişmelerden soyutlanmasını öngörür. Ancak AKP hükümeti ne olursa olsun Ortadoğu’daki rolü için eksen bir devlet olarak Arap ülkeleriyle ilişkilerine önem vermeyi sürdürüyor. Türkiye her ne kadar Ortadoğu’ya yönelik aynı politikaları sürdürse de son durum, Türkiye’nin kısa vadede Ortadoğu politikalarından geri adım atmasının önüne geçemez.
       (Birleşik Arap Emirliklerinde yayımlanan El-Haliç gazetesi, 4 Aralık 2003)
       Arapça’dan çeviri: Halil Çelik
       
       
       
    TOP5 İsrail hücum botu Gazze kıyısını vurdu  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları