|
|
|||||
![]() |
| Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mikail Bayram, Anadolu Selçuklular döneminde Moğol saldırılarıyla Anadolunun sarsıldığı günlerde yaşayan Ahi Evrenin, Türk milletinin hafızasında farklı konularda, farklı izler bırakan çok yönlü bir kişilik olduğunu söyledi. Asıl adı Mahmut Nasreddin olan Ahi Evrenin, yılanlardan panzehir çıkarma özelliği nedeniyle yılan Ahi anlamına gelen Ahi Evren ismini aldığını ifade eden Bayram, Kayseride 32 sanat erbabını biraraya getiren ünlü düşünürün, esnaf teşkilatının ve kooperatifinin kurucusu olduğunu kaydetti. Bayram, yıllar süren araştırmaları sırasında ünü Türkiye sınırlarını aşan mizahçı Nasreddin Hoca ile Ahi Evren arasında büyük benzerlikler tespit ettiğini vurguladı. AHİ EVRENİN KİTABINDA HOCANIN FIKRALARI VAR Prof. Dr. Bayram, Ahi Evrenin bugün üç nüshası İngilteredeki British Museumda yer alan mantık ve felsefi konular üzerine mizahi hikayelerinin yer aldığı Letaif isimli eserinde, halen Nasreddin Hoca fıkrası olarak anlatılan 10dan fazla hikayenin varlığını tespit ettiğini söyledi. Ahi Evrenin kendisine tutku ile bağlı Anadolu Türkmenleri tarafından Hace Nasreddin ismiyle anıldığını belirten Bayram, öte yandan gerçek isminin Mahmut Nasreddin olduğunun bilindiğini kaydetti. 13. Yüzyıl Anadolusunda Kırşehir, Kayseri ve Konyada yaşayan Ahi Evrenin Moğollara karşı verdiği mücadele ile tanındığını da ifade eden Prof. Dr. Bayram, şöyle devam etti: Gerçek Nasreddin Hoca yani Ahi Evren, 4 Nisan 1261 yılında Moğollar tarafından şehit edildi. Bu saldırıdan kurtulan talebeleri ise uç bölgeler olan Akşehir, Ilgın ve Afyon yöresine kaçarak, yerleştiler. Öğrencileri Akşehirde Hoca Nasreddine bir makam kurdular. O da bugünkü Nasreddin Hoca türbesidir. Bu Anadoluda çok rastlanan bir olaydır. Yunus Emrenin 10 ayrı mezarının olması bunun en güzel örneğidir. Akşehirde Türkmen öğrenciler Ahi Evren lakaplı Mahmut Nasreddinin bugün bilinen esprili hikayelerini yaydılar ve düşüncelerini Hace Nasreddin ismi ile yaşattılar. Bu türbenin Osmanlılar Akşehiri fethettiğinde bulunmadığını ifade eden Bayram, Birçok kaynaktan, Timurun Akşehirde iken bu türbeyi yaptırdığı ve askerlerinin Hocanın hikayelerini çok sevdikleri için Orta Asyaya taşıdıkları sanılıyor. Bugün Türk Cumhuriyetlerinde ve Horasanda bu nedenle Nasreddin Hocanın fıkralarını bilmeyen yoktur dedi. Hocanın, esnaf ve sanatkarlar arasında mesleki ismi olan Ahi Evren, Türkmenler arasında ise felsefi ismi olan Hace Nasreddin ile bilindiğini anlatan Bayram, Hocanın esprili fıkralarının birçoğunun mantık ve felsefe temeline dayandığını kaydetti. EŞEĞE TERS BİNME FİLOZOF GELENEĞİNİN ÖZGÜN YORUMU Bayram, Hocanın eşeğe ters binme alışkanlığının eski Yunan filozofları Aristo ve Sokratesin yürüyerek ders anlatma geleneğinden geldiğini belirterek, Mahmut Nasreddinde bu geleneği eşeğe ters binerek arkadan gelen talebelere ders anlatmaya yöntemine dönüşmüştür ve böyle yorumlamıştır dedi. Bayram bir nüshası da İstanbuldaki Esat Efendi Kütüphanesinde bulunan Ahi Evrenin Letaif isimli eserinde geçen fıkralardan bazılarını şöyle anlattı: Çok cimri bir kişi suya düşüyor. Onu kurtarmak isteyenler ellerini uzaratarak, (elini ver, elini ver) diyor ancak adam boğulmak üzere olduğu halde elini vermiyor. O sırada bunu gören Hoca, (O bugüne kadar kimseye bir şey vermemiştir. Ona (elimizi tut) deyin diyor. Nasreddin Hoca pazarda bir papağanın 100 dinara satıldığını görüyor ve ertesi gün besili hindisini pazara getirerek, 100 dinara satmak istiyor. Onu tanıyanlar, (Hocam hiç bir hindi bu kadar para eder mi?) diye soruyor. Hoca, (dün küçük bir papağan aynı fiyata satılıyordu) diye cevap veriyor. Arkadaşları (İyi ama o kuş konuşuyor) deyince, Hoca da (O konuşursa, bu da düşünür) diye cevap veriyor. Hoca eve 3 kilo et getiriyor. Akşam, eti pişirmesini istediğinde karısı (kedi eti yedi) diye cevap veriyor. Buna inanmayan Hoca, kediyi yakalayarak, terazide tarttığında 3 kilo geldiğini görüyor ve (Eğer kedi buysa et nerde? Eğer et bu ise kedi nerde?) diye o tarihi soruyu soruyor. Felsefede düşünmek ile konuşmanın aynı şey olarak kabul edildiğini vurgulayan Bayram, düşünen hindi fıkrasının temelinde bu klasik felsefi anlayışın yattığını kaydetti. Göle yoğurt çalma esprisinin kaynağında da mantık anlayışının yattığını anlatan Bayram, Bu Hocanın ihtimaliyet mantığına dahil olduğunu gösteriyor. Aristodan bu yana bilimde küçük de olsa ihtimallerin gözardı edilemeyeceği düşüncesi vardır ve Hoca da bunu düşünerek gölün yoğurt tutabileceğini söylüyor dedi. O dönemde esnaf Türklerin ünlü düşünürü Ahi Evren, Türkmenlerin ise Hoca Nasreddin olarak bilmesinin sebebinin, iki ayrı yaşam tarzı olan grubun aynı kişiyi farklı yönleri ile tanıması olduğunu belirten Bayram, bu gerçekleri Tarihin Işığında Nasreddin Hoca ve Ahi Evren isimli kitabında ayrıntıları ile açıkladığını sözlerine ekledi. | ||||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||