|
Konu:
Kalp Hastalıkları
Konuk: Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı
Profesör Doktor Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu
Sibel
Güneş: Yeni bir Sağlık Raporu'yla karşınızdayız. Kalp sağlığı bizim
en sık ele aldığımız konulardan biri. Bunun en önemli nedeni koroner kalp
hastalıkların ülkemizdeki bir numaralı ölüm sebebi olması. Her yıl kalp
damar hastalıklarına yakalanan ve kalp krizi geçiren insan sayısı hızla
artıyor. Oysa koroner kalp hastalıklarından korunmak mümkün. Bugün Sağlık
Raporu'nda Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı
Profesör Doktor Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu'yla kalp damar hastalıklarına
yol açan risk faktörlerini, tanı ve tedavide kullanılan yöntemleri ele
alacağız. Bize saglik@ntv.com.tr elektronik posta adresimizden ve 0212
335 42 60 numaralı telefonumuzdan ulaşabilirsiniz.
Sayın Sarıoğlu, hoşgeldiniz.
Kalp damar hastalıkları son 25 yıldır artıyor. Siz kalp damar hastalıkları
dediğinizde hangi alt başlıklardan sözediyorsunuz?
Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu: Gerçekten ülkemizde de dünyada da kalp damar hastalıkları,
insan sağlığını tehdit eden en önemli problemlerin başında gelmektedir.
Kalp damar hastalıkları dediğimiz gibi sizin de ifade ettiğiniz gibi en
büyük grubu koroner kalp hastalıkları teşkil ediyor. Ancak bunun yanında
doğumsal kalp hastalıkları, çocuklarda görülen kalp hastalıkları, kalp
kapağı hastalıkları, büyük damarlarda görülen genişlemeler, daralmalar,
yırtılmalarla kendini gösteren büyük damar hastalıkları ve kalp kasının
kendisinde görülen bazı hastalıklarla kalpteki ritm bozuklukları kalp
damar hastalıkları çerçevesi altında mütala edilebilir.
Sibel Güneş: Koroner
kalp hastalıklarının Türkiye için yılda ne kadar ölüme yolaçtığı düşünülüyor?
Ve bu artıştan hangi faktörler sorumlu tutuluyor?
Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu: Ülkemizde, otuz yaşın üzerindeki nüfusumuzun yaklaşık yüzde
15 ila 20'si koroner kalp hastalıkları tehdidi altındadır, diyebiliriz.
Böylelikle 2.5-3 milyon kişinin şu anda koroner kalp hastalığına sahip
olduğu söylenebilir. Her yıl da 250-300 bin kişi bu gruba ilave oluyor.
Koroner kalp hastalıklarının tabi bu derece artış göstermesinin sizin
de az önce ifade ettiğiniz gibi, son 25-30 yılda artış göstermesinin en
önemli nedenlerinden bazıları, bir kere, bilhassa ülkemizde beslenme bozuklukları
diyebileceğimiz bilinçsiz ve düzensiz beslenme alışkanlıkları. Hayvansal
ve doymuş yağlardan zengin beslenme. İkincisi, ülkemiz için belki de ayrı
bir felaket olarak tanımlanması gereken sigara tüketimi, başlıbaşına bir
sorundur. Bir diğeri de hızlı şehirleşmenin getirdiği fiziksel olarak
hareketsiz, egzersizden uzak, spor alışkanlığı olmayan bir yaşam tarzıyla
ruhsal stresin getirdiği bir takım baskılar. Bunlar koroner kalp hastalığını
hızlandıran, tetikleyen başlıca faktörler olarak söylenebilir.
Sibel Güneş: Koroner
kalp hastalığı birdenbire ortaya çıkmıyor. İnsanlar bunu çok uzun bir
süreden sonra yaşamaya başlıyorlar. Bu süre ne kadardır? Koroner kalp
hastalığının erken belirtisi olabilecek hangi ipuçlarını dikkate almamız
gerekiyor?
Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu: Aslında kalp damar hastalıkları, koroner kalp hastalıkları,
sinsi bir hastalık. Çok önceden başlıyor. Hatta çocukluk yaşından itibaren
başlıyor. Bu damarların yaşlanması olarak tarif edilebilecek bir hastalık.
Damar duvarlarında bir takım yağ partiküllerinin kolesterol vs. dediğimiz
bir takım kan yağlarının birikmesi ve kireçlenmelere yolaçması, bunların
yaptığı darlıklar, daralmalar ve tıkanmalar. Dolayısıyla çocukluk yaşlarından
başlayan sinsi bir hastalık. Ama kendisinin en çok hayatın en verimli
dönemleri olan yaşlarda, 30-40'lı yaşlardan itibaren göstermeye başlıyor.
Ve insanlarımızı da en verimli olabileceği yaşlarda yakalıyor.
Sibel Güneş:
Herhalde en önemli tehdit, kalp kriziyle gelişebilecek bir ani ölüm. Kalp
krizi açısından değerlendirdiğinizde, kalp krizinin halk arasında bilinen
belirtileri, bilinmeyen belirtileri var. Hangi belirtileri normal bir
stresin veya bir soğuk algınlığının, kas ağrısının belirtilerinden ayıredebiliriz?
Kalp krizinin belirtileri nelerdir? Ve hastalık tiplerine göre de farklılık
gösterir mi? Örneğin kişinin kalp hastalığı yanında diyabet problemi de
varsa, belirtiler farklılaşır mı?
Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu: Gerçekten kalp krizi, koroner kalp hastalıklarının en son
olarak kendisini şiddetle ortaya koyan belirtilerinden bir tanesi. Ondan
öncesinde genellikle efor sırasında, heyecanlanma anında göğüste hissedilen
sıkıntı, baskı hissi, yanma hissi vs. Göğüste, boyuna, çeneye, omuzlara,
kollara vuran rahatsızlıklar, ağrılar şeklinde, değişik formeldeki rahatsızlıklar
şeklinde hissediliyor. Ama hastalarımızın yüzde 30 kadarı aniden kalp
krizi geçiriyorlar. Kalp krizi derken, kalbi besleyen, daralmış olan koroner
damarların aniden tıkanması bir sebeple, genellikle pıhtıyla tıkanması,
kalbin o bölgesini besleyen damarın tıkanması, o bölgede bir beslenme
bozukluğuna, oksijensizliğe, enfarktüse yolaçıyor. İşte bu bir kalp krizidir.
Ancak, kalp krizlerinin yüzde 30'u aniden hayatlarını kaybediyorlar. Ama
geri kalan kısmı iki saat içerisinde tıkanan damarın açılabilmesi mümkün
olursa, kalp krizi, miyokard enfarktüsü meydana gelmeden, yani, kalpte
herhangi bir hasarlanma, zedelenme meydana gelmeden geri döndürülebilir,
kurtarılabilir. Burası önemli. Bu konuda kalp krizlerinin iyi tanımlanması
ve başladığı andan itibaren uygun bir organizasyon şeklinde tedavinin
sonlandırılması lazım.
Sibel Güneş: Bu
noktada herhalde göğüs ağrısı merkezlerinin önemi artıyor. Sizin de önemsediğiniz
bir konu.
Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu: Evet, ben bu konuyu çok önemsiyorum. Gerçi Türkiye'nin her
tarafında bu mümkün olmayabilir ama başta büyük şehirlerimizde olmak üzere
kalp krizi merkezleri veya göğüs ağrısı merkezleri şeklinde organizasyonlar,
kalp krizlerinden kaybedilen hayatları ve kaybedilen ekonomik, sosyal
kayıplarımızı azaltabiliriz. Bu yönde bir organizasyon lazım. O da şudur.
Kalp krizi başladığı andan itibaren hastalarımızın bir kere kendilerinin
başka bir nedene bağlı olarak bu olayları yorumlamadan ilgili merkezlere,
kalp krizi merkezleri şeklinde organize olmuş merkezlere ulaşmalarını
sağlamaktır. Tedaviye hastanın bulunduğu yerden başlar, ambulansta devam
eden, hastanenin acil servisinde iyi bir organizasyonla karşılanan hastanın
tedavisi sürdürülür. Süratle anjiyo laboratuvarına alınır. Anjiyoda tıkanmış
olan kalp damarı görüntülenir. Gerekirse, balon yöntemi ve stent yöntemiyle
açılabilir. Bu da mümkün olmuyorsa, koroner by pass ameliyatıyla hasta,
iki-üç saat içerisinde tekrar normal hayatına kavuşturabilir. İşte bu
organizasyon zincirine biz, kalp krizleri merkezleri diyoruz.
Sibel Güneş: Ölüm
riskini de azaltacak bir uygulama. Kalp krizi geçirilmesi de engellendiği
için o kişinin yaşamına normal olarak devam etmesini sağlayacak bir uygulama
aynı zamanda.
Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu: Tabii... Kalp krizi bu şekliyle, kalp adalesinde herhangi
bir hasarlanma meydana gelmediği ve çok çok minimal hale getirildiği için
hasta, normal hayatına, normal kalp fonksiyonlarıyla dönebilir.
Sibel Güneş: Kalp
cerrahisinde, şu an gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye'de
olanaklar yeterli mi? Yurtdışında yapılıp, Türkiye'de yapılamayan ameliyatlar
hangileri?
Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu: Türkiye'nin kalp cerrahisi ve kardiyoloji konusunda ulaştığı
seviye, dünyanın en ileri merkezlerine paralel bir durumdadır. Bu gurur
vericidir. Memnuniyetle söylenecek bir sonuçtur. Yapılamayacak hiçbir
müdahale ve ameliyat söz konusu değildir. Belirli merkezlerimizde özellikle,
günün her saatinde, 24 saat hizmet verilebilmektedir. Başta koroner by
pass ameliyatları olmak üzere az önce söylediğimiz kalp kapak ameliyatları,
çocuk kalp cerrahisiyle ilgili ameliyatlar ve invaziv girişimler, ritm
bozukluklarının düzeltilmesine yönelik tedavi şekilleri, hepsi, ülkemizde
uygulanabilmektedir.
Sibel Güneş: Kalp
hastalıklarından korunmada alınacak tedbirlerin önemli bir rolü var. Öncelikle
koroner kalp hastası olduğu tanımlanmış hastalara önerileriniz nelerdir?
Ameliyat olsa bile veya ilaç tedavisi altında olsa bile hastaların belirli
bir sıklıkta kontrole gitmesi gerekiyor.
Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu: Biz, bunu hem bir takım ilaç tedavilerinin sürmesi şeklinde
hem de rehabilitasyon programıyla sürdürmeye çalışıyoruz. Belirlenmiş
koroner kalp hastalığı olan insanların, yaşam tarzlarını bütünüyle gözden
geçirerek değiştirmeleri ve kalp sağlığı odaklı bir yaşam tarzına yönelmeleri
lazım. Birincisi bu... Düzenli, bilinçli bir beslenme... Doymuş ve hayvansal
yağlardan uzak, yeşil sebze, meyve ağırlıklı, sıvı yağları, zeytinyağı
başta olmak üzere tercih edebilecek bir beslenme alışkanlığı. Şişmanlıktan
ve yüksek kalorili beslenmekten uzak durmak. Hastalığı varsa, düzenli
olarak altı ay veya yılda bir kere kolesterol ve kan yağlarının tetkiklerinin
yapılması lazım. Ayrıca onun dışında tabi risk faktörleri olarak ifade
edilen bir takım başka maddeler de var, onların tetkiklerinin yapılması
lazım. Bunlar eğer normal sınırlarda değilse, bunların normal sınırlara
getirilmesi gerekir. Kolesterolün oldukça aşağı seviyelere çekilmesi lazım.
Diyetle başarılamıyorsa, statin dediğimiz ilaç gruplarıyla etkin bir şekilde
kolesterol seviyeleri, uygun yerlere çekilebilir. Bu mutlaka sağlanmalıdır.
Ayrıca, beta bloker dediğimiz ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca kalbin büyümesine
ve risk stresi altında kalmasını engelleyen ilaçlar kullanılabilir. Bu
programın bir uzman kardiyoloğun kontrolünde sürdürülmesi gerekir.
Sibel Güneş: Son
yıllarda omega 3 yağ asitlerinin önemi arttı, en zengin olduğu besin grubu
da balık. Kalp sağlığı açısından balığın sık tüketilmesini öneriyor musunuz?
Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu: Evet. Balıkta bulunan yağ özelliği itibariyle kolesterol
seviyesini aşağı düşüren ve kalp damarları ve diğer damar duvarlarında
yağın, kolesterolün birikmesini engelleyen bir özelliğe sahip. Dolayısıyla
özellikle balık yağı ve balığın tüketilmesini öneriyoruz. Ve kanın akışkanlığını
da arttırıyor balık yağı.
Sibel Güneş: Dediğiniz
gibi beslenme ve egzersiz, hem kalp hastalıklarından korunmada hem de
tedavisinde altın yöntem olarak belirtilebilir. Verdiğiniz değerli bilgiler
için teşekkür ederim. Bugün de programımızın sonuna geldik. Acıbadem Bakırköy
Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Profesör Doktor Prof. Dr.
Tayyar Sarıoğlu'yla kalp sağlığını değerlendirdik. Özellikle 40 yaşından
sonra kontrolden geçmeyi ihmal etmemek gerekiyor. Sorularınızı saglik@ntv.com.tr
elektronik posta adresimize iletebilirsiniz. Program içeriğize www.ntvmsnbc.com
haber portalından ulaşabilirsiniz.... Mutlu bir gün diliyorum. Sağlıkla
kalın.
|