Home page
Haber Menüsü


Untitled Document

Konu: İstanbul Yaklaşımı
Konuklar: İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sadi Uzunoğlu ve İstanbul Hazır Giyim İhracatçıları Birliği Başkanı Nuri Artok

Erdoğan Aktaş: İyi günler. istanbul Yaklaşımı'nın start alması için istenen dört öncelikli koşulun ikisi tamamlandı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun Bankalar Birliği'nin hazırladığı çerçeve anlaşmasını 10 gün içinde imzalaması bekleniyor. Dünya Bankası da sisteme 300 ila 400 milyon dolarlık bir finans desteği vermeyi kabul ettiği kaydediliyor. İstanbul Yaklaşımını Yakın Plan'a alıyoruz...

"Yılan hikayesine dönen İstanbul Yaklaşımı'nda taraflar sürecin sonuna doğru yaklaşıyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Yaklaşımına yönelik olarak Bankalar Birliği tarafından hazırlanan ve BDDK tarafından da onaylanan bir bildiri yayımlanmış ve bir çerçeve anlaşması hazırlanması görüşü belirlenmişti. Çerçeve anlaşmasında kredisi yeniden yapılandırılacak reel sektör firmaları, "büyük ölçekliler" ile "küçük ve ortaboy ölçekliler" diye ikiye ayrılıyordu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu şimdilik anlaşma metnine sıcak ama küçük alacaklı firmaların mahkeme yoluyla icra yoluna gitmesi durumunda, sistemin tıkanacağından endişe ediyor. Bu nedenle kurulun bu soruna karşı gerekli önlemlerin de metne girmesinin ardından anlaşmayı onaylayacağı kaydediliyor. Bu İstanbul Yaklaşımının reel sektör boyutu. İşin bir de bankacılık sistemi boyutu var. Bankacılık sektörü sistemin finansmanı için bir ek kaynak istiyor. Bankacılık sisteminin istediği kaynağa Dünya Bankası sıcak bakıyor. Dünya Bankası, yan kuruluşu olan "IFC" aracılığı ile sistemde ek kredi ihtiyacı doğacak firmalara destek sağlamayı planlıyor. Hatta Dünya Bankası'nın, ek kredi ihtiyacı doğması durumunda vermeyi kabul ettiği bu finansman desteği için 300 - 400 milyon dolarlık kaynak ayrıldığı da konuşulan konular arasında. Ama bu konu henüz netlik kazanmış değil..."

Erdoğan Aktaş: Sabah saatlerinde Bankalar Birliği'nde yapılan toplantıda Dünya Bankası Özel Sektör Direktörü Ira Liberman, İstanbul Yaklaşımı uygulamalarının gelecek haftanın sonu itibariyle başlayacağını söyledi. Yani aylardır konuşulan tartışılan İstanbul Yaklaşımında şimdilik sona gelinmiş gibi görünüyor. Telefon hattımızadki ilk konuğumzda İstanbul Ticaret Odası Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sadi Uzunoğlu. İyi günler Sadi Bey.

Sadi Uzunoğlu: İyi günler.

Erdoğan Aktaş: Sayın Hocam, İstanbul Yakşlaşımı ilk gündeme geldiği günlerde bir varlık yönetim şirketinin kurulması gerektiği üzerinde tartışmalar da yapılıyordu. Şimdi Liberman'ın açıklamalarına bakıyoruz. Liberman "anlaştık, önümüzdeki hafta sonu İstanbul Yaklaşımı hayata geçecek" diyor. Varlık yönetim şirketinin kurulması da herhalde o kadar kısa bir sürede mümkün değil. Siz gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Varılan bu nokta sizce ne anlam ifade ediyor?

Sadi Uzunoğlu: Şu anda İstanbul Yaklaşımı bir anlamda yani yarı yarıya gerçekleşmiş durumda. Ancak bunun nasıl olacağı, uygulamasının nasıl olacağını önümüzdeki dönemde göreceğiz. Fakat şöyle bir gerçek var ki, işin en önemli iki ayağı daha var. O ayağın mutlaka ve tamamlanması gerekiyor. Birisi; karşılık kararnamesinin mutlaka gözden geçirilmesi bankacılık sisteminde. İkincisi de, yerel iflas yasasındaki birtakım değişiklikler gerekiyor. Yani yasal olarak şu anda İstanbul yaklaşımının yasal alt zemini tam olarak hazırlanmış değil. Çünkü büyük alacaklıdan borcunuzu alabilmek için bir banka ortaya çıktığı zaman, bir büyük alacaklı olan banka ortaya çıktığı zaman diğer bankaların da bu şeyi kabul etmiş olması gerekiyor. Bu ise iktisat yasasında birtakım değişiklikleri de gündeme getirmesi gerekiyor. Dolayısıyla yasal alt boyutu şu anda hazır değil sistemin. Diğer taraftan kaynak kısmına baktığımız zaman, yani İstanbul Yaklaşımına konu olacak firmaların seçimine baktığımız zaman işte küçük orta boy firmalar, bir de büyük boy firmalar sorunu var biliyorsunuz gündemde, haberinizde de belirtmiştiniz, bunun da tabiki ciddi birtakım sakıncaları ortaya çıkacak, zaman içinde uygulama sorunları ortaya çıkacak. Çünkü gerçekten batmış kredilerin artık bundan sonra bu firmalardan alınabilmesi mümkün değil. Belki bunlar verilecek kredilerin de batması gündeme gelebilecek. Dolayısıyla burada şirketler küçülürken mutlaka yani yeniden düzelebilecek şirketlerin tercih edilmesi son derece önem kazanıyor. Bunun için de o şirketlerin gerçekten bilançolarının şeffaf ve denetlenebilir durumda olması gerekiyor ki bu koşullardaki şirketleri siz eğer İstanbul Yaklaşımını alırsanız bunun kaynağını çok daha rahat bulabilirsiniz. Hatat bu 200, 300, 400 milyon dolarlık döviz, bu havuz karşılığında yurt dışına yine belki Dünya Bankası'nın alabileceği varlığa dayalı menkul kıymetler hatta yurt dışına ihraç.... Bunların karşılığında kaynak bulabilirsiniz. Ama dediğim gibi burada seçilecek şirketler son derece önemli, şeffaf olması, muhasebe standartlarına uygun olması ve artı şey kıstasları aranmalı. Bunun dışındaki firmalar zaten çökmüşse bunlara aktarılacak kredi daha sonra tahsil edilemeyeceği için tekrar ciddi problemler yaşanabilir. Onun için şirket seçimleri son derece önemli, yasal altyapının hazırlanması son derece önemli. Dolayısıyla daha işin başındayız.

Erdoğan Aktaş: Sayın Hocam, sözünü ettiğiniz koşullar gerçekleştirilmiş olsa yasal altyapı da sağlanmış olsa İstanbul Yaklaşımı'nın sağlayacağı faydalar ne olacak? Sokağa nasıl yansıyacak, hayatımıza etkisi ne zaman görülecek?

Sadi Uzunoğlu: Şimdi sokağa nasıl yansıyacak.. Aslında sokağa hemen direk olarak yansıması mümkün değil. Şimdi bütün bunların başarılı olabilmesi için biraz farklı bir noktaya getireceğim ama konuyu, çünkü ortada Kore deneyimi var, Meksika deneyimi var. Bir kere bu yaklaşımın başarılı olabilmesi ekonomik konjonktüre de bağlı. Yani ekonomide eğer büyüme süreci varsa, ekonomi büyüyorsa o zaman İstanbul Yaklaşımı'nın bir kere başarı şansı çok yüksek. Çünkü firmalar tekrar bu aldıkları kredileri veyahut da daha önceden aldıkları kredileri rahat ödeyebilir duruma gelebilecekler. Ama ekonomik konjonktür aşağıya doğru gidiyorsa, yani ekonomik büyüme gerçekleşmiyor ise, siz istediğimiz kadar İstanbul Yaklaşımını bütün altyapısıyla hazırlayın, sonuçta şirketler nerden ödeyecekler bunu.. Sattığı mallardan mutlaka eninde sonunda bu kredileri ödemek zorundalar, derdimiz bu bizim. Dolayısıyla firmaların mal satabiliyor olması gerekiyor. İşte bu da ekonomik konjonktürle ilgili. Dolayısıyla İstanbul yaklaşımını önce ekonomik büyümeden bağımsız olarak ele alırsak daha şimdiden doğmadan öldürmüş oluruz.

Erdoğan Aktaş: Peki hocam o zaman şu soruyu mu sormak gerekiyor bu çerçevede özellikle son birkaç haftadır çok tartışılan bir konu. Tamam büyüme ama bir yandan da enflasyonla mücadele var. Bu bir açmaz olarak mı duracak karşımızda?

Sadi Uzunoğlu: Hayır açmaz değil bu, aslında tam tersine bence birbirini bütünlüyor. Çünkü biz burda büyüme dediğimiz zaman hepimizin aklınad üç talebin canlanması geliyor. Ben tam tersine büyümeyi iç talebe değil de daha çok dış talebe dayalı, yani ihracat, turizm ve yabancı sermayeyle ortaklık biçiminde bir büyüme sürecinden söz ediyorum. Yoksa iç talebe dayalı bir büyümeyle sistemin gidebileceği yol yoklar yok yani. İşte gördük, 10 yıl 15 yıl iç talebe dayalı büyüdük, sonuçta geldiğimiz nokta burasıdır. Onun için biz hem enflasyonu düşüreceğiz, dolayısıyla iç talebe dayanırsak, dayalı büyürsek zaten enflasyon sorununu çözemeyiz, tekrar enflasyonist yükseliş başlar, o zaman bizim bunu dış talebe dayalı, ihracat ve turizme dayalı bir büyüme sürecine döndürmemiz gerekiyor ki bundan enflasyon da olumsuz yönden etkilenmesin. Bu gerçekleştirilebilir.

Erdoğan Aktaş: Sayın Hocam çok teşekkür ediyorum programımıza katıldığınız için.

Sadi Uzunoğlu: İyi yayınlar.

Erdoğan Aktaş: Telefon hattımızdaki bir diğer konuğumuz da reel sektörden, İstanbul Hazır Giyim İhracatçılar Birliği Başkanı Nuri Artok. İyi günler Nuri Bey..

Nuri Artok: İyi günler efendim.

Erdoğan Aktaş: Efendim reel sektör olarak İstanbul Yaklaşımı'ndan sizlerin beklentisi ne?

Nuri Artok: Tabi bugüne kadar bu işin uzamış olması biraz üzüntü duyduğumuz bir konu, daha ekonominin problemlerinin sıcak olduğu ve gerçekten ihtiyaç duyulduğu bir dönemde devreye sokulabilirdi. Ama gene de hiçbir zaman geç değil. Zararın neresinden dönerseniz kârdır. Benim burda vurgulamak istediğim nokta şu, tabi şu andaki gündem maddesinin önemli bir kısmını bankaların, bu konudaki bankaların talepleri teşkil ediyor, kaynak sorunu aşılmış görünüyor. Diğer taraftan işin yapısal altyapısıyla ilgili hukuki düzenlemelerle ilgili konularda Sayın Sadi Uzunoğlu hocamın söylediklerine ben de katılıyorum. Şimdi burada dikkat edilmesi gereken hususun işin yapılabilir, sürdürülebilir firmalara verilmesinden, onlara kaynak aktarılmasından yana olduğu düşüncesindeyim. Yani burada hala kâr etmeye devam edebilecek yani finansman sorunu aşıldığı takdirde kâr etmeye devam edebilecek. Borç geri ödeme bünyesine sahip olabilecek şirketlere verilebilmesi lazım. Bunun için de bir diğer kriterin de üretim ve ihracat ve istihdam olması gerektiğini düşünüyorum. Bunlar tabiki bu şartlar sağlandığı takdirde kısa veya orta vadede ekonomiye daha faydalı şekilde dönebilecektir. Aksi takdirde zaten batmış, içi boşalmış şirketlere aktarılacak kaynakların bize, ekonomimize, insanlarımıza hiçbir faydası olmayacaktır. Bu sadece belki bazı bankalara kaynak aktarımı şeklinde algılanabilinir.

Erdoğan Aktaş: Efendim eğer reel sektör daha rahat borçlanabilecekse, söz konusu uygulamalar hayata geçirilebilecekse ki Sadi Uzunoğlu önemli konuların altını çizdi, hukuki altyapıdan söz etti. Eğer bütün bunlar da oluşturulacaksa bu daha fazla üretim anlamına geliyor mu? Dolayısıyla bu gelişmenin sonucunda eğer hayata geçirilebilirse yıl sonu makro ekonomik hedeflerde bir değişiklik olumlu anlamda bekliyor musunuz?

Nuri Artok: Elbette, elbette bekleriz. Çünkü finansman sorununu aşmış firmalarımızın üretime devam edeceği, pazarları koruyacağı, üretimlerini artıracakları, daha fazla istihdam yapacaklarını düşünüyoruz. Ama ekonomimize, büyümemize olumlu katkıları olacaktır. Ancak tekraren söylüyorum, doğru adrese doğru kriterler neticesinde verildiği takdirde. Aksi takdirde, bu daha önce de benzerlerini yaşadığımız gibi birazcık kayrılma ya da şirket kurtarma operasyonu olarak dönüşebilir, bundan kesinlikle kaçınmak lazım.

Erdoğan Aktaş: Efendim çok teşekkür ediyorum programımıza katıldığınız için.

Nuri Artok: Ben teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.

Erdoğan Aktaş: İstanbul Yaklaşımını ve bu yaklaşımın hayata geçirilebilmesini, tabi reel sektörün bu konudan beklentilerini Yakın Plan'a aldık, hoşçakalın...

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları