|
|
|||||
| 8 Mart Batmanda kadınların intiharları halen sürüyor. Sadece Batmanda değil, intihar, Güneydoğudaki kadınların tümünün karşı karşıya kaldığı bir tehlike. |
![]() |
| Güneydoğudaki kadınlara destek olmak için çalışan Anakültür Gönüllülerinin çıkardığı Anahaber isimli bülten de bunu destekliyor. Anahaberde bir mektup var. Güneydoğudan gelen... Orada yaşananları anlatan. İki yıl önce basının gündeminde olan konu gündeme tekrar gelmeyince herkes herşey çözümlendi gibi kabullendi. Fazla söze gerek yok; Güneydoğuda yaşayan bir kadının yazdığı bu mektup aşağıda. Mektubun yazarı da kızkardeşi de genç yaşlarına rağmen kararlı ve bilinçliler. Ne bulurlarsa okumuş, kendilerini o kısıtlı şartlar altında bile geliştirebilmişler. Belki de bu yüzden daha çok acı çekiyorlar kim bilir? Yazdıkları yüzünden zarar görmemesi için ismi ve kişisel bilgilerini yayınlamıyoruz. GÜNEYDOĞUDAN MEKTUP VAR! .......tan merhaba sayın çok değerli Anakültür Yöneticileri. Benim adım ..... Doğma büyüme ....... ilçesi, .........yım. Ben 20 yaşındayım. Bu 20 sene içerisinde kadınlarımızın o kadar ölümünü ve intiharını ve yaralarını, o kadar gördüm ki, sayısız. Kısacası bu iki ay içerisinde iki kadının intiharını duydum. Biri Şeyhanda, diğeri ise halamın kızı, hemen yanıbaşımda. Şeyhandaki kadın hakkında fazla bilgi bilmiyorum. Ama size canımdan çok tanıdığım ve sevdiğim Rın ölümünü anlatmak istiyorum. R, 24 yaşını daha doldurmamış. İki kız çocuğu var, biri 3 yaşında biri 1 yaşında. Ana kokusunu bilmeden ana sevgisini tatmadan, küçük yaşta annelerini kaybettiler. R, bedenine 8 kurşun doldurdu. R artık ne kocasına ne de komşularına daha fazla dayanamayıp çareyi intihar etmekte bulmuş. Rnin talihsizlikleri hep üstüste geldi. Rnin annesi 7 sene önce 8 çocukla birlikte kocası tarafından sokağa atıldı. Yedi senedir çalışıp çabalayıp çocuklarına bakıyor. Rnin babası memurdu, içkici kumarbaz ayyaşın biriydi. Annesi ise dünya güzeli, dünya tatlısı, dünyanın en fedakar annesi. Babası aldığı bütün parayı kumara yatırıyor, içkiye veriyor, her gün karısını çocuklarını öldüresiye dövüyordu. Kadın, 16 sene bu işkenceye katlandı. Çocukları için kendini feda etti. Üç tane kızı, 5 tane oğlu var. Çocuklarından en çok sevdiği, en büyükleri Rdı. R, babasının evinden onu istemeye gelen A. Tarafından zorla kaçırıldı; ister istemez babasının korkusu yüzünden. Bir daha eve dönemedi. Alnına yazılanı kabul etti. Babası dilediğince başlık parası alıp cebine koyup içki ve kumar masalarına bıraktı. Ve bir daha kızıylan konuşmadı..... ......Rnin annesinin çektiği çileyi hiçbir kadın çekmedi; R bile çekemedi. Annesi çok dayandı. Taa ki bir telefon ile kızının vurulduğunu öğrendi, vurulmadan bir hafta önce kızına 1 valiz eşya, kızı damadı ve torunları için bayramlık gönderdi. Ve iki demet çok güzel canlı çiçek gönderdi. R çektiği çileleri kimseye anlatmıyor, derdini kimseye diyemiyor, küsüp gidemiyor. Babası onunla konuşmuyor, annesi ise uzakta ve kendi derdini annesine diyemiyor. Çünkü acı çekmesini istemiyor. Küsüp gitse, herkesannesinin kızıdır, ondan ne beklenir korkusu ile yıllarca acılar içinde kıvrandı durdu. R kaçırıldığı halde, zaman geçtikçe kocasını çok sevmeye başladı. Etraftaki insanlar bu sevgiyi onlara çok gördü; karı kocayı birbirine düşman ettiler. R, 20 Ramazan Çarşamba günü öğleyin iki çocuğunu komşularına bırakıp-kocasıylan bir yıldır sürekli kavga ediyordu- o gün de kocasıyla kavga etti. R öbür odaya gidip silahı göğsüne dayayıp 8 acımasız kurşunu bedenine döktü. Söylediği tek söz kendimi öldürdüm, kızlarıma iyi bakın. Kocamdan davacı olmayacağım ama adalet yerini bulsun. Kocası evde olduğu halde karısını kucağına alıp hastahaneye koşmadı. Komşular ambulans çağırıp Ryı hastaneye yetiştirdiler. Ama ne fayda ki ....... Sağlık Merkezinde pamuk olmadıktan sonra! İlçeden pamuk toplayıp Rın 8 yarasına koydular. Rı, ....... Devlet Hastanesine sevkettiler. .......a 2.-3 saatlik yol gidene kadar, ........a vardıktan sonra yarım saat sonra R bu dünyadan göç etti. Bütün kadınların başı sağolsun. R kan kaybından ve ihmal yüzünden öldü. İnsan hakları, kadın hakları diye birşey yok! Ey R, yüreğimi parçalayıp giden R, seni kanlar içinde mi görecektim! Kadınlar gününde biz böyle mi bütün dünyaya seslenmiştik? Kadınlar seni vursun, öldürsün diye mi seslendik? Ey annesinin belini kıran R. Annen sana telefon açıp, bayramlık eşyalarını aldın mı diye soran, senin ölüm haberini alan R. Annenin mükafatı bu muydu R? O yılın annesi ve bütün yılın annesiydi. (Cenaze için gelen Rnin annesi arabadan indiğinde) köylülere şöyle seslendi: Duyun beni, duyun bu feryadı mı, duyun beni, duyun acılarımı; mutluluk sanmayın bu yaşantımı, ezildim bugüne kadar. Aldatıldım, terk edildim, 8 çocuklan çırılçıplak kaldım. Çocuklarım için savaştım. Ben mi çocuklarımın ölümünü görecektim. Yoksa çocuklarım mı benim ölümümü görecekti? Nerde insan hakları, duyun bu feryatları, bitmiyor kadınların çilesi, gözyaşları. Nerde, nerde kadın hakları? Bu intiharlara kim son diyecek?.... ..........Soruyorum bu soruyu tüm Türkiyeye; hele hele tüm kadınlara, kafelerde diskolarda keyif çatan insanlara, sizler kendinize oyalanacak bir şey ararken. Biz yastayız, Güneydoğudaki kadınlarımızı teker teker kaybediyoruz. İçimdeki acıyı, ızdırabı biliyor musunuz? Cahil, görgüsüz, okumasız ve yazmasız olduğumuz için. Siz bir can taşıyorsanız biz bir can taşıyoruz, siz bir dert çekiyorsanız, biz bin dert çekiyoruz. Ama artık ne bir can, ne de bin dert yükü kaldıramıyoruz. Ama ben pes etmeyeceğim. Eğer bir gün benim intihar ettiğimi duyarsanız, bilin ki pes ediyorum. Bardağı taşıran son damla oluyor. Ve bilin ki o son damlaya her geçen gün daha da yaklaşıyoruz. Bana gönülden katılan tüm insanlara çok teşekkür ediyorum. Hele özellikle Anakültür Ailesine en derin teşekkürlerimi sunuyorum. Eğer ki şu ana kadar ayakta kalmışsam ve de benim gibileri, Anakültür Ailesi sayesinde kalmışız hayatta. Eğer bize sahip çıkamazsanız, Anakültür Ailesine sahip çıkın, çünkü onlar bize her zaman sahip çıkar. Bu derdimi az bile olsa benden aldığınız için tüm Anahaber okurlarına çok teşekkür ediyorum. Sevgiylen, Saygıylan, Mutluylan, Özgürlen, Dostluklan, Barışlan, Kardeşliklen, Kansızca, Demokrasi bir ülkede yaşamınızı temenni ediyorum. Sayın değerli insanlarımız, bu bulunduğumuz dünyada ebediyen kalmayacağımızı bilelim. İnsanı insan olarak tanıyalım. Bu insanlar nereye kadar giderler, bu derde ne zaman çare bulunur? Birliğe ne zaman kavuşuruz? Yeter değil mi 2003e doğru? Hep Aşk, para, şan şöhret! Bu insanların başka görevi yok mu? Herkesi birliğe davet ediyorum. Saygılarımı sunuyorum... BİR DİĞER MEKTUP Aşağıdaki mektup ise bir başka kadının mektubu... O da Güneydoğuda yaşıyor... Adalet Budak...Onun mektubu acıyı değil değişimi anlatıyor. Adalet Budak, bir gönüllünün kendisine sağladığı imkanlarla Urfadan yola çıktı New Yorka gitti... Orada okudu... Ve memleketine geri döndü... Onun bu değişim yolculuğuna çıkmasında destekleyici olan Anakültür gönüllüleri onu şöyle tanıtıyor: Şanlıurfa doğumlu, orta ve yüksek öğrenimini, geleneklere karşı gelerek, kendi imkanlarını kendi yaratarak açık öğrenim aracılığıyla tamamladıktan sonra, Halk Eğitim Merkezinden el sanatları eğitmenlik sertifikası aldı; Şanlıurfa-Yakubiye, Çok Amaçlı Toplum Merkezinde çalıştığı sırada New Yorklu bir Türk işkadınının verdiği cömert ve cesur karar ile özel bursa layık görüldü. Kasım 2000-Kasım 2001 tarihleri arasında New Yorkda, Cambridge Schools Inc.de bir yıllık İngilizce kursuna katıldı, diploma aldı. New Yorkda kaldığı süre boyunca, Birleşmiş Milletler toplantılarında, Anakültürü başarıyla temsil etti. Adalet Budak, yalnızca kuruluşumuzu temsil etmek ile kalmadı, doğup, büyüdüğü, kendi kendini yetiştirdiği Bölgeyi ve kadınlarını da en iyi biçimde temsil etti, bu bağlamda New Yorkda, çeşitli toplantılara çağrıldı, sunuşlar yaptı. Adalet aşağıdaki mektubu New Yorkdan yazdı; Bir yıllık lisan eğitimimin ilk altı ayını tamamladığım şu günlerde, Türkiyeye döndüğümde çalışmak istediğim Kadın ve Kırsal Kalkınmaile ilgili alanlarda kendimi geliştirmek istiyorum. Bu amaçla Birleşmiş Milletlerin Kadın ve Kırsal Kalkınma ile ilgili birimlerinde staj niteliğinde bir çalışma yapabilme umudu ile söz konusu birimlerin başkanları ile tanıştım ve dikkatimi çeken nokta ise bu birimlerin başkanlarının kadın olması.... ....Bu görüşmeler sırasında Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşayan kadınları temsil ediyordum aslında. Bölgelde doğmuş, kadınların cinsiyetlerinden ötürü yaşadıkları sorunları yaşamış, ve bu sorunların bilincinde olup kendine bir çıkış noktası aramaya çalışmış, fikirler üretmiş ve fikirlerini eyleme dönüştürebilmiş bir kişi olarak Birleşmiş Milletlerde Güneydoğuli kadını anlatıyordum. Nasıl anlatılır? Yüzyıllardır birçok zoluğu yaşayan ve yaşamaya devam edecek olan kadının yazgısı anlatılırken söze nasıl başlanır? Kırsal alanlarda ve gecekondu mahallerinde yaşayan bir kadın, ailesi erkek çocuk beklerken, kız olarak doğup ailesine kötü bir sürpriz yapar. Şanslı ise okula başlarken nüfus cüzdanına sahip olur. Okula başlar ilkokul üçüncü sınıfa kadar okur ve yine şanslı ise ilkokulu bitirebilir. Ve o meşhur Geleneklerin kurbanı olarak eğitim hayatı onun fikri alınmadan sona erdirilir. Çünkü tehlikeli bir cinsiyet taşıyordur, o bir kadındır. Evin bütün iş yükü omuzlarındadır ve kardeşlerine analık eder. Yazın kızgın güneşin altında çalışır ırgattır aslında... Çocukluğunu yaşamadan evlenme çağı gelmiştir. Batıda yaşayan akranları liseyi bitirip üniversiteye girme telaşında iken o evlenmiştr ve anne olmak üzeredir. Bir çok sorun yaşar, ama hiçbirisinin bilincinde değildir. Onun eğitime ihtiyacı vardır. Ekmek gibi, su gibi, hava gibi.... Eğer eğitim alabilme şansı varsa aldığı eğitimi kendi hayatına uygulayabilme bilincine erişmeye ihtiyacı vardır. En önemlisi hayatını kendisi için yaşaması gerektiğini bilmeye ihtiyacı vardır. Anlatmak ve yazmak kadar kolay olabilseydi bunları yaşamak.... Güneydoğulu kadını temsil etmek... Belki de farkında olmadan zor bir görev üstlendim. Ama ne demiş Nazım Hikmet: Sen yanmazsan, ben yanmazsam; Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? ANAKÜLTÜR 1997 yılında kurulan Anakültür, öncelikle Güneydoğu Anadolu Bölgesine yönelik olarak, kadınların sosyo-kültürel kalkınma sürecine katılımını arttırmak üzere, kültürel etkinlikler ve eğitim programları gerçekleştirmekte ve; kültürlerarası iletişim ve etkileşim yoluyla, bölgesel farklılıkların giderilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması bağlamında, ulusal ve uluslararası networking ve lobi çalışmaları yapmakta, kampanyalar düzenlemekte, çalışmalarını ve Bölgeye ait bilgileri, aylık haber bülteni Anahaber aracılığıyla duyurmaktadır. Siz ne yapabilirsiniz? AYRINTILI BİLGİ İÇİN Anakültür:0/212/249 00 26 www.anakultur.org anakultur@superonline.com BÖLGEDE YAŞANAN TEMEL SORUNLAR Batman İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün hazırladığı Batmanda İntihar Vakaları isimli rapor, bölgede yaşanan temel sorunları şöyle tanımlıyor; Cinsiyet Ayrımından Kaynaklanan Sorunlar Sosyo-Kültürel Yapıdan Kaynaklanan Sorunlar DİCLE ÜNİVERSİTESİNİN RAPORU Dicle Üniversitesinin Batman İlinde İntihar ve İntihar Girişimleri ile ilgili hazırladığı rapora göre; Çözüm önerileri arasında şunlara yer veriliyor; Batman İl Sosyal Hizmet Uzmanlarının çözüm önerileri arasında ise şunlar var; | ||||
Kriz, kadınları bu sefer daha çok vurdu |
|||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||