Home page

Haber Menüsü


Yazara mail atmak için resmin üzerine tıklayın.
 
Vicente del Bosque…
 
Real gibi bir deve, dört yılda 6 kupa armağan eden, bu Salamancalı, sempatik ve bizden görünümlü insanın, Beşiktaş ve Türk futboluna ciddi katkılar sağlamasını bekleyeceğiz bundan sonra.
 
İstanbul
NTV-MSNBC
 
8 Haziran 2004—  Bu yıl Real Madrid, Manchester United, Juventus, Milan ve Bayern başta olmak üzere, büyük bir umutla bu kupaya hazırlanan Avrupa devlerinin tek hedefi, her zaman olduğu gibi bu zenginler kulübünün kupasını kendi müzelerine götürebilmekti. Ne yazık ki, “kör talih” bu takımları, kupadan zamansız ve erken eleyerek, tüm futbolseverleri görkemli bir finalden ve görsel bir şölenden mahrum bıraktı.

   
 
NTVMSNBC Reklam  
 

  Dünya çok küçük. Hem de düşündüğümüzden de…Bundan iki hafta once Radikal Futbol yazarlarından sayın Ahmet Çiğdem’in, bugün Beşiktaş’ın teknik hocası olan Vicente Del Bosque’ye yönelik yakışıksız yakıştırmasına ilişkin bu sütunlarda, “İspanya Umum Kasaplar ve Sakatatçılar Derneği Başkanı Kılıklı Adam! (Bir Ahmet Çiğdem Eleştirisi)” başlıklı bir yazı yazmıştım.
       Okurlarımdan bugüne kadar almadığım sayıda, inanılmaz olumlu destek e-mailleri aldım. Ne gariptir ki, tarihin ironi çarkı, döndü döndü ve Vicente hocayı sanki tekzip edercesine, Türkiye’ye getirdi. Ama biz bu konulara alışkın insanlarız ne de olsa… Aynı şekilde, Mircea Lucescu’ya da “çeribaşı” dememiş miydik? Önemli olan yazılanların arkasında durabilmek… Bunu hep birlikte göreceğiz…
       Bu konuyu çok fazla uzatmanın, ne Vicente’ye ne bize, ne de başkasına faydası var… Bugün Vicente del Bosque, iki yıllığına Beşiktaş’a geldi. Önemli olan bu… Başında olduğu Real gibi bir deve, dört yılda 6 kupa armağan eden, bu Salamancalı, sempatik ve bizden görünümlü insanın, Beşiktaş ve Türk futboluna ciddi katkılar sağlamasını bekleyeceğiz bundan sonra.
       Öncelikle her yönüyle akılcı ve mantıklı bir transfer Vicente… Maliyeti yüksek de olsa, Beşiktaş gibi bir takıma da bu kariyerde bir hoca yakışırdı zaten… Gördüğüm kadariyle tüm Beşiktaşlılar, hatta diğer futbolseverler de büyük bir heyecan içinde Vicente’yi yeşil sahalarda görmeyi bekliyor.
       Beşiktaş’ın uluslararası popülaritesine olumlu katkı sağlayacağı su götürmez bu transferin… Ayrıca, Vicente’nin alt yapıya önem veren bir hoca olduğunu da biliyoruz. Raul ve Guti gibi yıldızları Real’e yetiştiren Vicente, umarım Beşiktaş’ta da aynı şeyleri yapmanın yollarını arayacaktır. Bir başka yararı; gerek kulübede, gerekse saha içindeki oyuncunun duyacağı saygı ve güven… Bu son zamanlarda biraz erozyona uğramıştı… Yine, Vicente tribünü de yakından etkileyerek, seyirci çekecek bir yapıdadır. Sahip olduğu parlak kariyer, Beşiktaş’a hem mali, hem de sportif anlamda çok olumlu etkiler yapacaktır diye düşünüyorum.
       
REAL’DEN HÜZÜNLÜ AYRILIŞ
       
Asrımızın ve futbol tarihinin rekorları kırılamamış rüya futbol takımı Real Madrid, 2002-03 sezonunun son maçında Athletic Bilbao’yu Santiago Bernabéu’da 3-1 yenerek, La Liga’da 29.kez şampiyonluğunu ilan etmişti ki; bir ara TV kameraları, Santiago Bernabéu’ya döndü ve Mor Şimşekler’in sevincini ekranlara yansıtmaya başladı. İşte o sırada, bu zaferin en büyük mimarlarından birisi olan, yılların deneyimli, posbıyıklı hocası Vicente del Bosque’nin yüzünde mutlulukla hüznün bir arada yaşandığı, garip bir yüz ifadesi ve ruh halini görür gibi oldum.
       O kocaman, şişman, sevimli ve sempatik hoca sadece sağ kolunu havaya kaldırıp, bir zafer işareti yaptıktan sonra oyuncularını öptü birer birer. Bu, Del Bosque’nin veda öpücüğüydü.
       Oyuncu ve teknik adam olarak toplam 35 yılını bu takıma vermiş, kendisini bu kulübün bir memuru olarak gören Vicente, şampiyonluğun üzerinden daha yirmi dört saat geçmeden, Başkan Florentino Perez tarafından kapı dışarı edilmişti. Şampiyonluk sevinci kursağında kalan Vicente’nin yerine, Man.Utd.’da Alex Ferguson’un yardımcısı olarak görev yapan, Mozambik asıllı Portekizli Carlos Queiroz’u getirilmişti.
       Her ne kadar, Real Madrid Kulübü Başkanı Florentino Perez, konuya ilişkin düzenlediği basın toplantısında, “takımın daha güçlü bir strateji ve taktik kazanması için yeni bir teknik direktöre gereksinim duyulduğunu; bunun için de takımın başına Carlos Queiroz’un getirildiğini” ifade etmesine karşın; gerçekte Perez, Real’in 2002-03 Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Juventus’a yenilerek, elenmesini bir türlü hazmedememişti.
       Aslında Perez’in bu hamlesi, Real’de son derece başarılı olmuş ve bir çok dünya yıldızını hiç bir sorun yaşatmadan takımda büyük bir uyum içinde oynatabilmiş bir teknik adamın yatsınmasından başka bir anlam ifade etmemekteydi. Üstelik, o yıl da La Liga’yı kazanan ve futbolculuğu dahil olmak üzere 11 sezonda R.Madrid’e 9 kupa getiren ve en önemlisi, kulübü 100.yılında Avrupa’da şampiyonlar şampiyonu yapan bir teknik adamı başarısız, strateji ve taktik bilmeyen birisi konumuna düşürmek, Del Bosque’ye yapılacak en büyük haksızlık olmuştu.
       Vicente bu olup bitenler karşısında ağzını açıp ta tek kelime etmedi ve adeta bir buçuk yıl inzivaya çekildi. Şimdi selefi Lucescu’nun emanetinin başında…
       
TARİHİN GARİP CİLVESİ…
       
Tarih eğer bir tesadüfler demeti değilse; Lucescu’nun da Galatasaray’ı şampiyon yaptığı yıl, aynı şekilde işine son verilmesi ve daha sonra da Beşiktaş’ın başına geçmesindeki tarihsel benzerliği, tarihin bir garip cilvesi olarak mı yorumlamalıyız?
       Futbol ile entellektüel kavramları birbirleriyle ne kadar örtüşür bilemiyorum ama bu iki kavramı bir potada eritip, işin felsefi boyutunu yeşil sahalara, büyük bir ağırbaşlılık ve sükunetle taşıyan Mircea Lucescu da, Vicente del Bosque de sıradan insanlar olmamalı diye düşünüyorum.
       Her iki teknik adamın da sakinlik, mütevazılık ve olgunluk temelinde, sergiledikleri tavır ve davranışlarının özünde, kimi eleştirilerin aksine, derin bir felsefi boyut yatar. Görülen o ki, Lucescu ile Beşiktaş’ta başlayan bu felsefi sitemsel süreç, Vicente ile de devam edecek…
       
USTA OYUNCU, PARLAK KARİYER
       
Futbolcuyken R.Madrid’de mükemmel bir orta saha oyuncusu olan Vicente del Bosque, takımın alt yapısından yetişmiş ve en üst basamaklara tırmanma başarısı sergileyebilmiş, nadir oyuncu ve teknik adamlardan birisiydi. Bu denli parlak kariyere sahip bir oyuncu ve teknik adam olarak, R.Madrid’de büyük başarılara imza atan Del Bosque, 1999 yılında John Benjamin Toshak’tan boşalan Madrid’in başına geçtiğinde, Real hem sportif anlamda hem de ekonomik anlamda büyük bir kriz yaşamaktaydı.
       R.Madrid İspanya’da La Liga’da ve Avrupa’da çok ciddi sportif bir kuraklık çekmekteydi. İspanya’da son lig şampiyonluğuna 1997’nin 14 haziranında Fabio Capello’nun yönetiminde ulaşabilen Mor Şimşekler, UEFA’da 1984 ve 1985’te iki kez şampiyon olabilmişler; Şampiyonlar Ligi’nde ise en son Jupp Heynkes yönetiminde 1997-1998 sezonunda Juventus’u 1-0 yenerek, kupayı havaya kaldırabilmişlerdi. İşte bu koşullar altında, takımın başına geçen Vicente Del Bosque, soğukkanlı, sakin yaratılışı ve geniş vizyonu ile Madrid’in krizden de kurtulmasına olanak sağlayacak sportif başarılara birer birer ulaşmaya başlamıştı.
       Futbolculuk dönemi dahil Real Madrid’e toplam 35 yıl hizmet eden Del Bosque, başında olduğu sürece takıma 2 kez Avrupa Şampiyonlar Ligi ve yine 2 kez İspanya Ligi şampiyonluğu yaşattı. Ayrıca, 1 Süper Kupa, 1 kıtalararası şampiyonluk kupasını da kulübe kazandırmayı başarabildi. 2003 yılında Dünyanın en iyi teknik adamı seçildi. 2000, 2001 ve 2002’de Dünyanın en iyi 10 hocası sıralamasında hep “Top Ten” de kendisine yer bulabildi. Alt yapıya inanılmaz önem vererek, Raul ve Guti’yi Real’e kazandırdı. Yönetiminde bulunduğu dönem içinde Real Madrid’e 186 maçta, 104 galibiyet hediye ederek, % 55.91’lik bir istatistik tutturabildi.
       İşte Salamanca’lı bu sempatik, mütevazı ve parlak kariyerli Vicente del Bosque böyle bir hoca…
       
ALMA MAZLUMUN AHINI…
       
Bugün takımında tek yıldızı idare edemeyen hocaların bulunduğu bir dünyada Vicente, o kadar yıldızı bir arada oynatma ve onları hazır halde tutma konusunda, olağanüstü teknik ve psikolojik becerilere sahip bir hocaydı Real’de… Maalesef başkan Perez, çoğu insan gibi bunun farkında olamadı ve Vicente’yi takımın başından alma gafletini gösterdi. Vicente, başkan Perez’in o kadar astronomik transferine karşın, hep savunmanın göbeğinde birinci sınıf bir savunmacı isteyip durmuştu. Ama başkan hep medyatikliğin dayanılmaz cazibesine kapılarak, sürekli takımda forvet sayısını arttırma ve koleksiyonuna yeni değerli parçalar ekleme yoluna gitmeyi tercih etti.
       Vicente’nin yerine Real’in başına geçen sezon getirilen Carlos Queiroz, takım içi organizasyonda bu sezon öyle büyük ve yakıcı hatalara neden oldu ki, bu rüya takım Başkan Perez’in beklentisinin aksine, ne Avrupa’da ne de La Liga’da hiç bir hedefine ulaşamadı.
       Tarihinin en berbat sezonlarından birisini geçiren ve La Liga’yı dördüncü bitirerek, ön eleme oynamak durumunda kalan Real’de bu sene, işler hiç de Başkan Perez’in istediği gibi gitmedi. Ve tarih Vicente’nin öcünü aldı adeta. En çok da, başkan Perez’ i etki altına alarak, yanlış yönlendiren genel menejer Jorge Valdano’dan.
       Vicente’nin Beşiktaş’a transferi, sadece Beşiktaş’a değil; Türk futboluna da büyük yarar sağlayacaktır diye düşünüyor ve ümid ediyorum. Vicente, giderek rengi solan Ligimize yeni bir renk ve yeni bir soluk da getirecektir kuşkusuz.
       
 
 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Spor Kapak | Futbol | EURO2000 | World2000 | Basketbol | NBA | Formula1 | Motor Sporları
Tenis | Olimpiyat | Diğer | Foto Galeri | Yardım | Araçlar | Arama |Bize Yazın
Reklam | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları